her gün yemek yiyip kıçını devirip ihâle peşinde koşarken güzel kuran okuduğu için reisini öven tiplerin fışkırdığı ihl'lerden değil beşiktaş atatürk anadolu lisesi'nden mezundur. allah'a inandığı için değil bilime inandığı için başarılı olmuştur. yoksa 23 milyon çomar da allah'a inanıyor; hani ödül?
bugün, %100'lük pozisyonların ilkinde topu -yine kendisinden beklendiği gibi- ayağından aşmayı başarmış; ikincisinde ise kaleciyle yarışa girerek futbolseverleri kendisi hakkında beklentiye sokmamış ve gücendirmemiştir.
tanımlarsak: istatistik ve avro kralı.
oyunculuk sektöründe babadan oğula bırakılabilecek en sağlam genetiğe sahip başarılı yeşilçam emektarıdır.
1979'dan önceki dublajlarında -çoğunlukla- kullanılan ses, rıza tüzün'e aittir.
kendi sesini kullandığı söylenilen tek film, 1984 yapımı lodos zühtü'dür.
bülent emrah parlak'ın ve gözde kansu'nun verimsiz oyunlarına rağmen ortalama izleyiciyi yakalayabilecek seçkin-taşralı ayrımını en pratik biçimde kullanması ve hanzoluk çerçevesine basit/klişe uyarlaması esprileri eklemleyebilmesi nedeniyle aradığı başarıyı yakalamıştır.
ab'de sürekli ilk 5'te olup total'de ilk 10'a adım atamamış dizidir. bunun, temelde iki nedeni vardır:
-diyalogların işler güçler'de olduğu gibi çok uzun,dolambaçlı ve akışkan olması,
-ortalama kültür seviyesine yeterli hitapta bulunulmaması.
bu etkenler hafifletildiği takdirde, yolu şimdikinden daha açık olacaktır.
kemal sunal&şener şen eşleşmesi üzerinden incelersek sesleri yüzünden kaybetmektedirler.
kemal sunal ve şener şen'in komedi için zor bulunur nitelikteki sesleri ve dublaj yetenekleri * onlarda yoktur.
dizi kariyerine baktığımızda üsküdar'a giderken'de çıkardığı muhteşem,oğuz karakterinden sonra iki dizidir kendini tekrarlamaktadır.* buna özellikle,kullanmaktan bıkmadığı şivesi öncülük etmektedir.
rivayete göre kemal sunal'ın en beğendiği filmidir. filmin çıktığı dönemde milliyet'e verdiği röportajda "yükseklerde noktalanmayan bir film" diye tanımlamıştır. ölümüne yakın verdiği bir röportajda ise en beğendiği filmleri arasında; hababam sınıfı serisi, kibar feyzo, zübük,yoksul ve öğretmen ile birlikte yer vermiştir. tâbiri câizse yumruk gibi filmdir. gerek ankara'nın gerekse türkiye siyasetinin ve bürokrasisinin değişmez havası,tencere-tava protestosunun ve bakana verilen rüşvet lüks çakmak ile bugünün 26 yıl önceki yansıması ve bu toprağın insanının yerleşik zihniyetine dair daha birçok detayı yakalamak adına izlenmeli,izlettirilmelidir.
kendisini, ahmet ümit'le bir odaya kapatıp üç gün su vermeseniz susuzluğu aklına gelmeyecek adamdır. kezâ ahmet ümit de öyledir. anlattıkça açılır,açıldıkça saçılırlar.
herkes son dönem senaristlerini yazmış fakat benim için * :
canım kardeşim ve neşeli günler gibi iki ayrı uçta kaliteli eser vermiş sâdık şendil;
gözlem yeteneği ve gerçekçi düşünüşüyle kapıcılar kralı ve düttürü dünya'yı yaratmış umur bugay;
tosun paşa,gönül yarası gibi pek çok nitelikli yapımı türk sineması'na katmış yavuz turgul; her dâim başı çeker.
fanatik değil objektif biçimde bakarsak son dönem esprili kabul edilen * dizilerdeki * gibi diyalog,betimleme ve tespit esprileriyle işini yürütmektedir.sürükleyici hikâye,derinlikli karakterlerden çok karikatürize ve hemen hemen benzer zekâya sahip karakterler projelerinde başrolü çekmektedir. metin,ali ve feyyza üç kardeştir ve üçü de ince espri yapabilme kabiliyetine sahiptir (hangisi çalışkan,hangisi yarım akıllı,hangisi ne kadar ukala; ayırt edici derecede belli değildir) .
son röportajında absürt iş yapmadığını/yapmayacağını söylemesine rağmen kardeş payı; çizilen karakterler,yaşanan olaylar ve kurulan uzun ve doğaçlama olması pek mümkün olmayan diyaloglar bakımından,ütopik olmakla beraber absürt bir iştir.
hikâyesi klişe,senaryosu basit ama en nihayetinde ortalama -ticarî- ve eğlenceli bir iştir.
zâlim not: ama bu filmi yapanın yaptığı nitelikli iş tutmadığında, recep ivedik serisini eleştirmeye hakkı yoktur;
çünkü bu filmle,aynı kitle hedeflenmiştir.
yanlış hatırlamıyorsam 10 seneyi aşkındır ünlü bir aranjör olmasına rağmen diğer aranjörler başarılı besteleriyle (ya da dizi/film müzikleriyle) anılırken kendisi bu açıdan kısır bir üreticidir.zira, bestesini emre altuğ'la birlikte yaptığı şans ve şenlik tadında adlı parçalar hariç bu alanda ürünleri -bildiğim kadarıyla- bulunmamaktadır.
o camileri; düşen tavan sıvaları, solan çinileri, cuma hutbesi sırasında ayaklarını yolarken zevke dalan mümin kardeşleriyle görmeyen zihniyetin ifadesi.
(bkz: laf olsun ayakkabı kutuları dolsun)
not:kıvanç tatlıtuğ doğmadan 4 yıl evvel söylenmiştir.ki kendisi 30 yaşını devirmiş ve böyle bir söz işittiğini belirtmemiş olduğuna göre daha iyisi gelmeyecektir.*
gösteri performansıyla gerçekten kendi mesleğinin en iyisidir.
sinemada film fikirleri iyi ancak -hokkabaz hariç- işlenişleri zayıftır.
gerek twitter'da gerekse yer aldığı o çok gözde (cem yılmaz yine kırdı geçirdi) haberlerinde yaptığı zorlama espriler vasat ve ötesidir.
ana tema müziği oldukça hoş olan* başrollerini kemal sunal ve ayşegül uygurer'in paylaştığı,senarist ve yönetmenliğini orhan aksoy'un yaptığı, 1987 yapımı bir romantik komedi filmidir.
şener şen için yavuz turgul neyse, kanımca, kemal sunal için odur.sosyolog olması bir avantajdır ve bu avantajı boşa çıkarmamıştır.2000'li yıllarda eski etkisini yitirmesine karşın, buna yakın dönemdeki, zeki ökten'le ortaklaşa yarattıkları 1986 yapımları yoksul, davacı ve 1988 yılı yapımı düttürü dünya; kendisini oldukça saygıdeğer kılmıştır.