Ateist olmayan biri olarak din kültürü ve ahlak bilgisi diyebilirim. Bir de trafik dersi, manilerin doldurma dizesinden farksız -var mıdır ki trafik dersine müdür yardımcısı ya da başka dersin öğretmeninin gelmediği ve de yarısından çoğunun ders kitabının olmadığı kimse- rehberlik dersi şöyle gerekli, en azından sınıfın tamamının bir arada görülüp kabaca bir gözlem yapılabileceği tepkilerin hareketlerin takip edilebileceği bir ortam sağlıyor öğrencileri tanımak adına.
Daha önce daha büyük bir şehirde yaşamış ve yaşadığı şehri sevmiş kişilerin kolay alışamayacağı bir şehir. Büyükşehir diyolar işte yine de. Yeşilliği var evet yeşil Bursa denmesini hak etmiyor değil fakat herkes için bir şey ifade etmeyebilir bu yönü. Hakkını yememek gerekir tabi ama " Yeşil eşittir doğa" şeklinde bir yeşillik değil Bursa'nın yeşilliği 'genel anlamda', şehirleşmiş de sonuçta. Merkezi çok da büyük değil, biraz da beklentiler ve kıyaslama olayıdır yine beklentiniz boşa çıkmayabilir de çarşısı ulu camisi deyip gidiyor insan bir istanbul kapalı çarşı kesinlikle değil. Birkaç güzel yeri var gezilesi görülesi fakat bilinir ki görülesi olan her yer her zaman için görülesi de değildir bir iki kez gider ve anlamlandırırsınız, istanbul'da galata kulesine birkaç kez çıkarsınız mesela fakat bir süreden sonra bir şey ifade etmez, bunun gibi. Nilüfer belediyesi güzel işler yapıyor nilüfer yaşanılabilirliği yüksek yerlerindendir bursa'nın, mudanya da ha keza öyle. Erkekleri için çirkin bir yakıştırma var -zeki müren'den bu yana süregelen bir şey sanırım- Bursa'nın erkeği top(var olan çirkince söylemi dile getiriyorum sadece) olur diyenleri duyabilirsiniz. Bir de Bursa'nın kızına ve havasına güven olmaz derler. kızına neden güven olmaz bilmiyorum da havası konusunda hak veriyorum. Denizi var deyip aldanmayın iklimi bundan pek nasibini almamış maalesef. Hem Mudanya ve Gemlik gibi birkaç sınırlı yerinde denizle buluşabiliyorsunuz sadece. Kıyılarında yalılar, yoğun yerleşme, tekneler, çok sayıda vapurlar, istanbul'daki gibi boğaz köprüsü görmemek istanbul'dan giden biri için biraz tuhaf kalıyor. Daha sakin bir büyükşehir isteyenler içinse ideal. imkanlar kısıtlı değil ama metropol bir şehre göre de imkansızlıkları da çok.
Yapılabilir, doğaldır, fakat doğallığı içinde fetiştlik ya da merak barındırmadığı sürecedir. Diğer halde yok kulağa dil sokmalardı yok ayakla bağ kurmalardı oral seks merakıydı, falan, bunlar bazen kadınları aynılaştırıp aynı şeylerden hoşlandıklarını düşünerek etkileme çabaları.
Heyecan arıyorsanız Uludağ Üniversitesi kütüphanesinin ışığı bozuk olduğundan karanlık olan asansöründe öpüşebilirsiniz hatta daha heyecanlı olması adına birlikte asansör yolculuğu yaptığınız kişiyi öpebilirsiniz fakat kapılar açıldığında etraf aydınlanıyor, benden söylemesi.
Aradığı koca adayını bulamamış, aşktan ve sevgiden umudunu kesmiş kadınların başvurduğu yoldur. Hem ona zengin koca aramak değil de aranılan kocanın zengin olma özelliğine sahip olması desek daha hoş olur.
Başınızı, dolayısıyla başınızın içindeki düşünceleri de alıp gitmek istediğiniz yer olduğu için gitmekle gitmemek arasındaki farkı ortadan kaldıran yerdir. Mekan hava değişimi falan da yalan. Başınızı bırakıp gitseniz daha iyi olur bence.
E tabi konut satışları konusunda sıkıntı var zaten açığı neyle kapatacaklarını bilemiyorlar yurt dışındaki cemaat okullarını kapatmalar mı dersiniz, ne yapacaklarını şaşırmalar mı, devletin malı deniz yemeyen domuz diye yüzde on beşi duyup oltaya gelenlere de bi geçmiş olsun denir anca.
Bu anlardan bir tanesi küçük bir çocuğun ödevine gömülüp dünyadan kopması gibi iş yerinden getirdiği kağıtlara dünyadan kopmuşçasına daldığı, yüzünün şaşkın ve karar vermeye çalışan sevimli çocuksu hal aldığı andır. Daha gerçeği erkekler çocuk gibi olduğu her an tatlıdır.
iş bilir bir rehber öğretmene danışmayı gerektiren durumdur. Kişinin önce ne olmak istediğine -gerekirse bir yardımcıyla- karar vermesi sonrasında hedefe yönelmesi gerekir, unutmamalı ki rotasız gemi en yakındaki hedefe bile ulaşamaz. Bir bölüm seçip yanlış bir tercih yaptığını düşünenler içinse bir hatırlatma, hayatta kaybedilen bir iki yıl geri kalan zaman için hiçbir şeydir.
Bol tatilli meslek olarak bilindiğinden en kıyak meslek kabul edilmiş olsa gerek. Halbuki ortalama yükseltme sınavları gibi sınavlar için tatilden çalınan zamanlar, okula dair diğer uğraştırıcı şeyler düşünüldüğünde ve atama sorunları Şark görevi gibi sorunlar da hesaba katıldığında daha rahat mesleklerin edinilebileceğini hatırlatıyor insana. Ayrıca öğretmenlik mesleği statüsünü yitireli de uzun zaman oldu.
Adı konusunda kürt böreği mi küt böreği mi ikilemde olduğum börektir. Annem aynısını evde yapar fakat pudra şekeri dökmez. Bilmeyenler için; kat kat, bol yağlı, lezzetli, üzerine pudra şekeri dökülerek de yenilebilecek börektir. Bursa'da arkadaşıma sorduğumda(üstüne üstlük bir de Kürt, bilme ihtimalini artıyor gibi gelmişti, neyse) bilmediği cevabını almış ve şaşırmıştım. Demek ki yalnız istanbul'da yapılıyor diye düşünmüştüm. Hatta "vay faşist bursalılar böreğinden bile uzak duruyorsunuz demek" deyip içimden saçmalayarak gülmüştüm. Neymiş demek ki izmir'in boyozu, ankara'nın kurusu, istanbulun kürt-küt böreği !
Ortada zaten karar öncesinde bir problem var. Örgün eğitim görenler harç ücreti ödemesin, ikinci örgün olup okula akşam gidenler hem okula akşam gidip hem 5-10 puan(3-4 soruya tekabül eder bu da ortalama) daha düşük puanla üniversiteye girdi diye her dönem 500 ila 600 lira arasında ücret ödesin. Sabah grubundan almadıkları parayı eşek gibi akşam gruplarından alıyorlar, bi düzenleme yapılmalı elbet, sağlam kararlarla herkesi düşünecek şekilde dengelenmeli harçlar.
Alınabilecek en güzel intikam diyecek olursak, bir kadın bir erkek ilişkisinde, gerçekten hak eden erkek sevgilinin adını çıkarmak, herkese homoseksüel olduğunu, biten ilişkinin de bu yüzden bittiğini söylemek. Hak etmeseymiş!
Türkülere itici diyenlerin büyük çoğunluğu Demet Akalın'dan, Hande Yener'den; rock, metal, caz müzikten bolca nasibini almış fakat türkülerin gerçek sıcaklığından mahrum kalmış kişilerdir. Deli dürtmüş gibi bağırıp elleri havaya kaldırıp saçlarını savurduğunda dinledikleri şey güzel yaptıkları şey doğru oluyor da türkü dinleyince mi itici ve varoş (bunlar çoğaltılır) oluyor bu türküsevmezler bilemedim.
"Ortaokul ve liselerde mevcut ders programına göre haftada 2şer saat alınabilen Kuran, Siyer ve Temel Dini Bilgiler derslerinin yıllar boyunca azar azar değil tek yılda yoğunlaştırılmış şekilde verilmesi planlanıyor. Bu kapsamda isteyen öğrenci, 1 yıl içerisinde örneğin yalnızca Kuran dersini haftada 6 saat alarak, yıllara yayılan müfredatı 1 yılda tamamlamış olacak." Eğitimde zihniyet ortada. Okul değil medrese!
Yüzde yüz bir yöntem var mıdır bilemeyeceğim de hamile kalmak için kondom kullanmamak şart. Mens döneminden 14 gün sonraki cinsel birlikteliklerde hamile kalma ihtimalinin arttığı da bilinir.
Mükemmel bir film değil elbette, standart bir Türk yapımı film. Güldürüyor mu evet güldürüyor. Arkadaşınız gitmek istediyse onu kırmanıza değmeyecek izlenebilecek bir film.