Serçe parmağında bir ayrılık izi
Bazen durup da bakmazsın bile
Yağmurun sesi rüzgarın uğultusu
O zamanlar nafile
Gövdeni açıp bir bakmissin
Kalbini kuşatmış yekpare harf izi
liseden bir müddet deneyip onlarca yazdığım sonra bana göre olmadığını anladığım eylem. ilk dizeden sonra maniye dönüşüyord en son , yapma dedim kendime.
(bkz: yapma işte bunu yapma)
dünyanın en zor işlerindendir. çok çabuk uyaklara ve rediflere düşersin. acemi olduğu kolay kolay ele verir. hatta çok büyük yeteneğin yoksa uzun süre yazdığın şiirler tekerleme havasında geçer.
ilk başladığında kendini dünyanın en meşhur şairlerinden bile başarılı hissetmek ve tekrar tekrar okuyup gururlanmaktır. aradan iki gün geçince tekrar okuduğunda ise kendine uzun bir süre saydırıp yırtıp atmaktır şiir yazmak.
daldan düşen değil,
dala tutunmaya çalışan yaprağa yazılmalıdır şiir.
yanındaki aşkına değil,
kavuşamadığına yazılması gerektiği gibi.
sana değil,
seni değil,
kalbimdeki aşkını anlatmalı.
gibi olabilir.* edit: şiir yazmaktır. al sana tanım. duygunun içine ettiniz be.
herkes yazamaz, iyi bir zihne ve kelime hazinesi fazla olan bir beyne ve aynı zamanda da güçlü duygulara sahip biri olmanız gerekir. 6 yıldır şiir yazıyorum, her zaman şiirin yazılamayacağını söylemek isterim. bence şiir yazmak, kelimelerle resim yapmaktır. kelimelerle istediği gibi oynamasıdır insanın. her istediği zaman şiir yazamaz insan. ilham gibi bir şeyin gelmesi lazım. örneğin; yağmurun yağması, kar yağması, ya da çok fırtınalı bir gün size şiir yazdırtabilir.
yıllardır yaptığım, çoğu zaman güzel sonuçlar aldığım ve bana mutluluk veren yegâne olaylardan biridir. terapi gibi.
kağıt ve kalemin dostluğu asla yalnız bırakmaz ve onlardan iyi dinleyiciler olamaz.
ama fazlaca his ve biraz da uyum lâzımdır, gerisi kendiliğinden gelir zaten.
bir gün hocanız gelir sizlerden şiir yazmanızı ister bir tek siz değer verirsiniz yazarsınız şiirinizi. sonra hocanız da hunharca eleştirir. oh ne güzel ne güzel.