Sanılanın aksine oturup, düşünülüp, planlanıp yazılmaz. Yazılıyorsa da o şiir olmaz. Birden gelince ilham zımbırtıları dökülüverir kağıda o hayret verici, ahenkli dizeler... Kendinden geçer, zamanı unutursun, silgi kullanmak istemez yanlışın üstünü karalayıverirsin. Böyle böyle sayfalar harcarsın...
kafan boşken masaya oturup kalemi eline aldığında yapamayacağın eylem. zira ancak hislerinin taşkınlığı mürekkep olur damlar ellerinden. ve bunun bir biçime kavuşması da ilhamla olur.
herkes yapmamalı. şiir yazıcam diye zorluyorsunuz, sıçıyor ve sıvıyorsunuz. tüy dikmeyi de ihmal etmiyorsunuz tabi. eğer yeteneğiniz yoksa yazmayın. saçma sapan kelime yığınları oluşturmaktan öteye gidemiyorsunuz. yazdığınız iki satır saçmalığa şiir diyorsunuz. yapmayın efenim. sanat sanat için yapılır görüşünü savunuyorum. şiir de bir sanattır ve sizi terk edip giden, aldatan, seviyorum deyip yalan söyleyen, 3 kuruşluk sevgiliniz ve aşkınız için şiirin değerini düşürmeyin. aşağılık duygularınıza meze etmeyin..
Aşık olunca arabesk kelimelerini kağıda yazan insanların içinde bulunduğu ruh hali.
Şiirin sadece aşk kelimelerinden ibaret olduğunu zanneden edebiyattan uzak bir kitlenin uğraşı.
Şiir yazmaya çalışmak ile yazdıklarınızın şiir olması arasında fark var.
Herkes cümleleri alt alta getirerek bir şeyler yazabilir
bunun ismi "şiir yazmaya çalışmak" olur.
senin ismin de şair değil cümle kurabilen insan olur.
ha yazdıkların denediklerin şiirdir o ayrı. bi şekilde yerini bulur onlar.
Yaklaşık 2 senedir yaptığım eylem. Hepsini bir toparlayayım dedim de sayıları 90'ı geçmiş. Bir felsefe hocam şiir felsefeden daha iyi açıklar düşünceleri demişti. Gerçekten de haklıydı adam. Aklımdaki düşünceleri tertemiz bir şekilde en iyi haliyle sunabildiğim tek yer şiirler. Denemeler yazdım,hikayeler yazdım ama bana göre değil bunlar. Benim eserim az sözle çok şey anlatacak. Ben bir yazarın 15 sayfa betimlediği bir manzarayı 8 dizede anlatabilirim. işte bu yüzden seviyorum şiiri.
Alanı geniş bir kere .Yazdığım şiirlerin konusu bazen sönmüş mum kokusu kadar saçma olabilirken bazen aşk kadar vatan kadar da ciddi olabiliyor. Ve ben bu duyguları yaşarken şiir sevmeyen insanlar var; hiç salıncakta sallanmamış, hiç çocukla çocuk olmamış insanlar ...
Kolay kolay bişeyler karalayabilen birisi olmadım hiç bi zaman, eğer yazıyosam kendi içimde boğuşup kimseye dökemiyorum demektir. Şiir yazmak değil bizimkisi karalamak bence.
" ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım" şiirinden sonra.
Yeteneğinse tek dostun kalemdir. Duygularını satır aralarında haykırırken mısraların ahengiyle aynı zamanda saklarsın. Şiir defterlerin birikir kütüphanende.
dudaklarda sallanan kelimelerin aniden dökülmesidir bazen orada durur büyür,olgunlaşır,anlamlar katılır durdukça yıllanan şarap misalidir sallanan düşmeyi bekleyen kelimeler.
ve bazen de bir anda geliverir hiç bir sebep yokken hem ne sebep olması gerekli ki ?
sadece yazarsın
zordur yazmak ve yazdıkça lanetlenirsin
bir lanet gibidir şiir yazmak...
Zordur. Hissetmeden olmuyor. Bazen hiç isteksiz akar kelimeler kaleminizden. Bazen de ellerinize, yüreğinize kilit vurulmuş gibi yazamazsınız bile. Sessizliğe boğulur gidersiniz öyle.
bazen insanın rüzgarda savrulan yaprak misali özgürce kalbinden geçenleri yazması, bazen kelebek gibi uçuşan kalbin bedeni bir tarafa iterek kalemi eline alması, bazen de yalnızca yıllarca acıların kasıp kavurduğu kurumuş kalbin son çırpınışlarını yaşarken kolu kanadı kırılmış bir halde zorla bedene hükmederek kendini dışarı çıkarmasıdır.
sonra dedim kendi kendime,
ne kadar arkadasin varsa uzaklas,
cunku anliyorum artik karakterlerini,
biliyorum igneleyici laflarini,
ortam kucuk dusurme zamaninda,
kimse kimseyi dinlemiyor dahi.