yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan, gece kulüplerinde garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan josé mauro de vasconcelos'un 1968 tarihli romanı. kitap, fakir bir aile çocuğu olan zeze'nin yaşadığı olayları anlatır. vasconcelos'a göre "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"dür. yazar, tam on iki günde yazdığı bu romanı "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" söyler. zeze'nin maceraları, güneşi uyandıralım'la devam edip, 'delifişek' ile son bulur.
José Maure de Vasconcelos'un en ünlü eseridir.
Gelmiş geçmiş en güzel çocuk kitabıdır, üzerine daha iyisi yazılmamış ve yazıl(a)mayacaktır. Bu kitap yüreği olana hitap eder. Öyle ki yıllar sonra kitabı gördüğünüzde belki kahramanları tam hatırlamazsınız yahut olayları ancak kitabı okurken hissettiğiniz duyguları bin yıl geçse de unutmazsınız.
Çok zeki bir çocuğun mükemmel hayal dünyası, sevgisi, nefreti, hüznü öyle muazzam bir üslupla anlatılmıştır ki okurken Zeze'yi yanıbaşınızda hissedersiniz, sarılmak istersiniz ona.
Kitabın arka kapağında eserin 12 günde yazıldığı belirtilir. Yazar şöyle der: "Ama onu yirmi yıldan fazla yüreğimde taşıdım."
Bir ara yasaklı kitap olarak gündeme gelmişti. Asıl çocuklara okutulmalı ki küçücük şeylerle nasıl mutlu olunduğunu görsünler, sevmenin ne demek olduğunu anlasınlar, kalplerini sevgiyle doldursunlar. ilerde çocuğuma mutlaka okutacağım. Okuyun, okutturun.
--spoiler--
"Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve üzgün kişiler."
"Yeryüzü sokak çocuklarınındı. Bangu'nun bütün sokaklarındaki çocukların!"
"Öldürmek, Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye patlamak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek."
"Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi."
--spoiler--
"daha çok anlat” dedim.
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız."
“Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.”
ölmeden hemen önce bir kez daha okunması gereken kitaplardandır. eğer bir kez okuduysanız ikincisini ne zaman okumanız gerektiğini zeze size söyleyecektir.
on numara kitaptır zeze baş karakteridir lakin benim anlatacağım bu değildir 7 yaşındaki kuzenimle olan diyalogumuzu yazmak istiyorum
-dayi bu kitabın adı ne
+otomatik portakal
-Dayi bu kitabın adı ne
+şeker portakalı
-dayi sizde neden hep portakal kitapları var
+....
e hakli?
edit: bi de peltek bi yegeniniz varsa muhabbet tadından yenmiyo *.