kadıköy' de galatasaraylının, nevizade' de fenerbahçelinin formasıyla özgürce dolaşabilmesi adına arka plana atılması gerekli olan milliyetçilik biçimi.
eğer bir insanın özgürce yapması gerekenleri kısıtlıyorsa aşırı ve üzücüdür. eskişehir' de, adalar mevkisinde ve bursa' nın batısında dört büyüklerin formasını giyenler kendini güvende hissetmelidir bana göre. real madrid' in real zaragoza' yı 4-2 yendiği maçta iki tane zaragozalı real madrid taraftarlarının arasında havaya zıplayıp gole sevinmiş ve hiçbir şey olmamıştı mesela. biz yine gavur batı demeye devam edelim. bravo.
Askerde de etkili oluyor yani memlekete göre gruplaşmalar falan yani bi yönden iyi ama bi bakima ters tepebilir ama zarari varmi pek görülmemiştir.
Sonuç faydası zararindan çoktur.
ilber ortaylının italyanların ülke milliyetçiliği düşüktür ama şehir milliyetçiliği çok yüksektir demişliğini hatırlarım. bursalı olarak bursaspor konusunda ve sınırlı konularda evet ama merkez ilçenin tarihi dokusunu koruma noktasında fazlasıyla eksikleri var.
En fazla malatyalılar yapar. Kendimden ve bütün yakinlarimdan bilirim. Bize her yer trabzonlular falan geçsin. Valla bir malatyalı için dünya , malatya ve diğer herseydir.
Bende fazlasıyla olan milliyetçilik. Mümkün olduğunca kendi şehrimde üretilen ürünleri alırım. Diğer şehirlerde üretilen ürünleri alınca sanki yabancı mal alıyormuşum da yerli malı kullanmıyor muşum gibi gelir.
11.yy'den bu yana sürekli göç halinde olan türk toplumunda olması gereken en son şey. adam tokatlı gelmiş izmirin güzelliklerinden bahsedip ona buna kin kusuyor.
Kalmış mıdır böyle birşey bilmiyorum.
En genel tabirle, şehir kimliği üzerinden şekillenen aidiyet şekli dersek, yerinde olur diye düşünüyorum.
Lakin herseyin ve herkesin her yerde oldugu küresel çağda böyle bir aidiyet türünden bahsetmek ne denli anlamlı olur, bilemiyorum.
Yaşadığım şehre şöyle bir bakıyorum da, iranliların alışveriş yapıp caddeleri ve otelleri işgal ettiği, afgan azeri ve pakistanlıların mülteci olarak kaldığı, suriyelilerin dilencilik yaptığı, başka şehirlerden ve hikayelerden gelme on binlerce öğrenci ve çalışanın şehir ortamına aktığı ve en nihayetinde hakkarililerin koloniye çevirdiği bu şehrin otantizminden bahsedilebilir mi? Yerli halkın tamamına yakını da başka sehirlere göç etmiş haldeyken...
Kendi hayatıma baktığım vakit de aynı şeyleri görüyorum.
Küreselleşmeyi izah ederken kullanılan çok çarpıcı bir örnek vardır. Bu örneğe göre en basitinden yaşadığınız evin beyaz eşyası almanların, elektronik edevat japonların, binilen aracın üreticisi ise amerikan ya da fransız vs. Bundan daha çarpıcı olanı ise dünyanın farklı farklı cografyalarinda üretilip de evinizde biraraya gelen bu dehşet mobilizasyonu oldukça doğal bir durum olarak algılamamız...
Müzik çalarında altı yedi dilden şarkı bulunan insanların çağında şehir milliyetçiliği fanteziden ibaret duruyor.
Yeni yüzyılda, ulus devlet modeli dahi tartışma konusuyken, şehirlere olmadık anlamlar yüklemenin pek bir anlamı yok.