farsça kral'ın dengi olan monarşik ünvan. daha prestijli, imparator dengi versiyonları mevcuttur; şahinşah, "kralların kralı" ve padişah, "yüce kral" gibi.
iran hükümdarlarının neredeyse hepsi tarafından biri veya birkaçı birlikte kullanılmıştır.
müslümanların iranı işgalinden birkaç yüzyıl sonra yeni bağımsız olan iran henedanları islam'ı kabul etmelerine ramen genelde şah kelimesini kullanmaya devam etmişlerdir.
islamı yeni kabullenip batıya doğru göç ve işgale başlayan türk hanedanları da iran kültüründen etkilendikleri için bu kelimeleri kullanmışlardır. selçuklulardan osmanlılara kadar pek çok türk hükümdar kendilerine şahinşah veya padişah demiştir.
moğollar da iran kültüründen etkilenmişlerdir, bir rivayete göre moğol hanı ghazan kendisine "şahinşah-e iran-e islam" (tr. iran'ın ve islam'ın imparatoru) demiştir. daha sonra hindistanda hüküm süren timurlular kendilerine şahinşah ve padişah demişlerdir.
genel olarak arap olmayan müslüman hanedanlarda popüler olan ünvandı. iran dilinin ve kültürünün arap olmayan müslümanlardaki yüksek etkisinin bir göstergesidir
Şah ( Eski Farsça : Khşayath) ya da Şahenşah ,
Fars ve Afgan hükümdarlarının unvanı. Kral anlamına gelmektedir. Zamanla islam aleminde hükümdar anlamında yaygın olarak kullanılagelmiştir.
bir ayna şarkısı. ismail tunçbilek'in kuru bağlamayla olağanüstü şeyler yaptığı parçadır. şarkı ise besteye eşlik eden çok iyi müzisyenler dışında berbat ötesidir. keşke enstrumantal olsaydı dedirten cinsten.
şah koruma altındadır. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. ileri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir.
satrançta vezir askeri lider iken şah da siyasi liderdir ve tüm siyasi liderler gibi askeri yetenekleri yoktur. ancak kendisinin yakınında ona suikast düzenleyecek birisini savuşturacak bir kılıç sallama yani her yöne birer kare ilerleyebilme yeteneğine sahiptir. geri kalan tüm taşların asli vazifesi öncelikle kendi şahını yani devletini korumak; gerekirse bu yolda ölmek ve mümkünse rakip devlet şahını da esir alarak savaşı kendi tarafının kazanmasını sağlamaktır. savaşta tüm askerler karişılıklı kırılıp döküldüğünde iş şaha kalır ve yanına kim kaldıysa onunla birlikte saldırıya girişir. bu saldırıda da şahın etkisi yalnızca birer karelik çevresine kılıç sallamaktan ibarettir; bu yüzden de bu ataklarda şahın yaptığı lojistik destekle sınırlıdır. yoksa tek kalmış bir şah, asla bir diğer şaha üstünlük kuramaz; dolayısıyla şaha şah kalınan bir satraç müsabakasının sonucu her halükarda pattır.