koruyamadığımız her çocuk bizim suçumuz. kalbi kırılan her çocuk bizim de suçumuz. çocuk kalbi kırdı diye ağzına kafa atamadıgım her yetişkin için öfkeden deliriyorum.
koca koca insanlar buna ağladık. bi çocuğun kalbi kırıldı ve onun dökmediği yaşları iki koca kadın sarılıp biz akıttık. ben hala duramıyorum. içimdeki şeytanları susturamıyorum. kapıyı kilitleyip arkasında onun o güzel kalbini kıran berbat insanı duvardan duvara vurarak dövmediğim için kendime kızıyorum.
kalbimin içinde bir şeyler kaynıyor. bunu anlayabilir misiniz bilmiyorum.
keşke kaldığı durumda ben kalsaydım. belki keşke o an yanında olsaydım ve o soruyu soran ağzın içine yumruğumu soksaydım gırtlağına kadar. benim çocuğuma.. diye başlıyor bütün isyanlarım. benim çocuğuma..
nasıl sorabilirsin. nasıl acısını tazelersin?..
ne bileyim.
anne baba değilseniz, öğretmen olmayı anlayamazsınız.
Sorumluluğunu almadan birçok çocuğun geleceğini yönlendirme fikri beni bu mesleği yapmayı ciddi ciddi düşündürse de saçma sapan bir müfredata bağlı olmak zorunda kalmak ve meslekte atlayabileceğin çok fazla kademe olmaması nedeniyle seçmediğim meslek.
Ben de cezaevinde usta öğreticiyim.
çocuklar ile uğraşmanın zor olduğunu bir kez daha gördüm. Bir insanın bir insana bir şey katmaya çalışması ve öğrencinin bunu başarması bu mesleğin en güzel hislerinden birisidir diyebilirim.
Aynı zamanda öğrenci olmamla beraber, Allah özü sözü iyi öğretmenlerimizi başımızdan eksik etmesin.
bu zamanda öğretmen olmak cesaret ve özveri isteyen bir meslek. her zaman öyleydi, ancak öğrencilerin ben merkezli olarak başka kimseye kıymet vermeyen bir anlayışla yetiştirilmeleri ve buna ebeveynlerin de körlemesine destek vermeleri, öğretmenlerin işlerini bir kat daha zorlaştırıyor.
Diğer mesleklerde de olduğu gibi severek yapılması gerekir.
Öğrencilik yıllarında yaşadığı sorunları öğrencilerine yansıtmaması gerekir,sırf hocaları ona zorluk yaşattı diye o da öğrencilerine zorluk yaşatmamalıdır,öğrencilerini cinsiyetlerine göre ayırmamalıdır.
Gelecek nesillerin görüşlerine yön verdikleri için önemlidirler.
öğrencilerini vatansever bireyler olarak yetiştirmeleri gerekir.
Tatili çok,maaşı iyi,dersimi anlatır geçerim mantığıyla yapmamaları gerekir.
bugün saldım veletlerimi. herkes istediği yerde, istediği arkadaşıyla oturdu. ortada on kişilik bi masa, bi kenarda beş kişi, biri tek başına. herkes kendi kafasında. ingilizce olmak kaydıyla konuşmak serbest. sia'nın ho ho ho şarkısını seviyoruz, onlar da mırıldanıyorlar. dans ediyoruz, kitabı takip ediyoruz, yazıyoruz, uğulduyoruz, konuşuyoruz, gülüyoruz.
bütün öğretimim zaten kaos üzerine kurulu ama bugün baya baya senelerce hayal ettiğim o öğretmen oldum.
keşke o siniftan hiç çıkmasam, yetişkinlerin pisliğine, bokuna püsürüne hiç sabrim kalmadi çocuklarla takıla takıla.
doğrusunu isterseniz çekilecek çile değil. hani yazın 3 ay tatili olmasa, parası da iyi olmasa gerçekten çekilecek çile değil. insan sevmeyen, etkili iletişimi olmayan bu işi yapmasın. yani ergenlerle uğraşmak kolay değil. en önce sabırlı biri olman lazım. hani bu memur gibi değil. ben mesai saatimde konuyu anlatırım eve giderim değil yani. çocuklarla gerçekten ilgilenmen gerekiyor. kısacası zor bir meslek. herkesin yapabileceği bir meslek değil bana göre.