nasıl, ne şekilde gelişir, nerede oluşur, ne kadar zaman gereklidir sorularının kesin cevabı yoktur. tek bildiğim, aklınıza yokluğu geldiğinde "allahım nolur ayırma bizi" bizi dua edersiniz.
gözler... eskisi gibi değildir artık. o'ndan başka herkes çirkindir, soluktur, gösterişsizdir.
mantık... yerinde yoktur artık. o ne dese doğrudur, ne yapsa yerindedir.
gözyaşları... özgürlerdir artık. o'nun bir sözüyle bırakıverirler kendilerini.
eller... soğuktur artık. ısıtabilecek tek şey vardır: o'nun elleri.
ve kalp... bağımsız değildir artık. o'nun kalbiyle aynı anda atar.
acı çekmektir çok sevmek. çünkü çok severse insan, bi şey kesinlikle eksik olacaktır, bi şey kesinlikle yeterli gelmeyecektir. can baba'nın dediği gibi;
"...
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
..."
insan olmanın en önemli kanıtıdır.Çok ta uzatılacak bir mesele de olmamalıdır.Çok sevmek insan olmak,sadakat iyi bir insan olmak ve tekrar sevebilmek insan kalmanın ta kendisidir.
çok da kırılmaktır, karşılıklı olduğu anlar da bile. çünkü sevgiyle beraber o sevgiden kaynaklanan ufacık bir sorunu bile çok büyük hisseder insan! hele ki karşılıksızsa sevgi ya da terkedilmişse seven* o sevginin büyüklüğü kadar büyük bir acı çekmektir.
can yucel'in aska güvenli bir mesafeden bakısına inat, cok sevmek aslında hem hayata, hem de olume meydan okumaktır.Ucunu coktan bıraktıgınız bir ipin kaygısını tasımadan olurcesine, yasarcasına ona baglanmaktır.Hayata dair goze aldıgınız herseyde, onun varlıgından gelen kudret ve cesaret izlerini tasımak ve yanınızda yokken bile onunla yasıyormuscasına davranmaktır.Dahası sizi asan, beyninizin yonlendirdigi kelimelere kıfayet sansı tanımayan bir sevgidir. Soylenene, yazılana ragmen tek bir bakıstan daha uzaga gidemeyen...
onu birisiyle paylaşma ihtimalinin bile kalbini acıtmasıdır çok sevmek.garip bir şekilde aynı atmosferi onunla soluyor olmanın bile mutlu edebilmesidir.bazen vazgeçmektir bencil olmayı bırakıp. herşeyi ertelemektir hep ertelemek.gitmeyi ölmeyi...oysa sevmek bağlanmak aşık olmak hepsi ölmek için.
karşındaki kişi senin için doğru kişiyse çok sevdiğinde mutluluk sana gelecek demektir ama çok sevmeden önce epey bi test etmek gerekir. yoksaaa durum giderek fena bi hal alır. çok seven kişi karşısındakinin kusurlarını da göremediği için çok sevmeden önce iki kere düşünmek gerek derim.
bir şeyi; değeri net olmayan fazlalıkta sevmek bağlı olmak.
burada en önemli kriter; "neyi?" sorusudur.
eyer; bir elmayı çok severseniz... şize geçmiş olsun çünkü; inanın bana o elma sizn için hiç bir şey hissetmeyecektir.
eyer; bir hayvanı severseniz... aranızda bir bağ kurulur illaki ama bu o "hayvan"'ın türüne ve cinsine göre ciddi farklılıklar gösterecektir. mesela: kedi'leri sevmek, balık'ları sevmek, ayı'ları sevmek, öküzleri sevmek....v. s. bir öküz'den bir kedi'şin sevgisini alamazsınız !!!
eyer: bir insan evladını çok sevdiyseniz (aşık olduysanız)...
... ve sevginize karşılık olarak çok sevildiyseniz. mutluluklar dolu bir ömür sizindir. ve hayata hafifçe tebessüm ederek bakarsınız. her şey ikinizden daha kısadır artık ve sizi hiç bir şey yıkamaz. siz "superman" sınızdır ve o sizin "uyuz keçi"niz, siz de onun "-sensin uyuz keçi"si olursunuz. birlikte duşa girersiniz, durup dururken birbirinize "seviyorum lan ben seni deli manyak" desiniz. ona sarılıp bi öpücük kondurursunuz, o da sizi on defa öper (yanaktan, dudaktan, buyundan, gözlerden, çene altından...v. s.). her şey "şahane" dir. daha iyisi ancca cennete dir. hakkaten de öyledir...
fakat!!!
eyer: o insan evladı önce sevip, sizi kendisine aşık edip sonrada hiç sevmediyse... hele bide bir başkasını sevdiğini ve onunla evleneneceğini ve yetmezmiş gibi bu şehirden de taşınacağını derse...
//off... hay a. ına koyim yaaa... bir düşüneyim azıcık...//.
ş. çtığınığzın resmiyet kazanmış hali dir. (üzgünüm. gerçekler...). yalvarırsınız sizi anlaması, sevmesi ve gitmemesi için ama nafile dir. tüm zırhlarınızı çıkartıp önüne atıp (gurur, kibir, onur, şeref...v. s.) testlim olsanız, diz çöküp ağlasanız (bunu ister istemez yaparsınız zaten) bile... o sizi yine de sevmez... "içinde tomurcuk olmayan ağaç odundur" der size... sizin için hiç bir şey hissetmediğini söyler ama aklınız ruhunuzla başa çıkabilecek kadar kendinde değildir artık... ölüm'e en yakın olduğunuz ve ölmekten en korkmadığınız an dır. hani Azrail gelse kafa atarsınız. ölümüm çabuk olsun diye... allaha isyan edersiniz "suçum neydi Allahım, al şu salağın canını" diye ama malesef bu acıyı çekmek için yaşarsınız. ve içinizde:
o çok sevdiğinizin "kanlı elleri", param parça eder her şeyi, bi de fırtınalar çıkarki her şey her yere savrulur karmakarışık olur, yetmezmiş gibi bir de yangınlar çıkar ardı ardına ve aylar yıllar sonra her taraf kül, fakat sönmek bilmez bir türlü, ömür boyu hep tüter... sen se ağlarsın sadece, o göz yaşların yüreğindeki külleri tekrar yeşertebilirmi bilinmez ama ağlarsın... hem içinden , hem dişindan... hiç durmadan bol bol ağlarsın ve yine ağlarsın. her duşa girdiğinde yağmur gibi ağlarsın. çaresizlikten bi yerlere gizlenip ağlarsın, ve yine ağlarsın... ve sonra bir gün gz pınarların kuruyup bittiğinde de; akan göz yaşlarının yerine o "çok sevdiğin"i koyarsın. ve nereye baksan onu görürsün. "seni seviyorum varmı diyeceğin. hem sana ne" dersin içinden. geceleri saatlerce yürürsün, hep o vardır kafanda sense yürürsün. durmdan gülüşü yankılanır kulaklarında. müslüm'n sıçık şarkılarındaki manaları çözmeye başlarsın. hata'yı nerde yaptığını aramaya başlarsın ama bulamazsın, bi büyük rakı kesmez olur insanı. onu uzaktan sarmaş dolaş görmek. senin hayallerini başkası ile yaptığını bilmek... kahrediverir. her gece parmağın teiğe gider ama bir umut o tetiği sıktırmaz sana. belki bir gün çıkar gelir diye yarını yaşamaya karar verirsin. ve yarın geceye kadar onun yokluğundan defalarca ölürsun ama yine de sıkamazsın o mermiyi kafana. hala "çok sevmek"lerdesin çünkü.
çok sevmek herkeze nasip olamamakla beraber, her kezin yaşaması gereken en zengin duygudur, bunun da nice insanı yıkıp darmaduman eden bir cezası vardır o da sevilmemek malesef.
nicelik ile nitelik kriterinin buluşacağı nadir durumlardan biridir. kime göre neye göre sorusunun cevabı ise bir kalp dolusu sevgi ile oranlanabilir.*
çok incinmeyi kabullenmektir öncelikle *, sonra hep affeden olmayı. onun ondan öncesinin tek eksiği, bugününün tek güzelliği, yarınının her şeyi olduğuna inandırandır."asla" kelimesini lugattan çıkarandır çok sevmek, tek bir sözle kalbinin paramparça olmasına engel olamamaktır, bin kelime edip anlatamamaktır sevginin onda birini, tuzaklarla döşenmiş kirli dünyayı toz pembe sanmaktır, başkalarının göremediği ışıltıyı görmektir en manasız bakışlarda bile. mecnun ne gördüyse leyla'nın gözünde işte o hesap.