misafirliği gittiğimiz zaman uyur kalırdım, en son gidiş anında annem uyandırmaya çalışıp hadi gidiyoruz derdi yine de misafirlikte ki uyku ne güzel uykuydu çocukken uyanmayınca da babam kucağına alır şarkı söyleye söyleye götürürdü. güzel günlerdi.
kavgalı geçen mahalle maçları, gece saat 12'lere kadar dışarıda durup birçok etkinlik yapmak, bisikletlerle gidebildiğimiz kadarıyla en uzağa bir yere gitmek. özledim valla.
Büyüklerin telaşını izleyip gözlemleyip anlamlandıramamak muhatarlık seçimlerinden tut genel seçimlere kadar geçen süreç dün gibi aklımda
teravih namazına diye çıkıp cami bahçesindeki üzümlere dalmak
Babamın atölyesine gidip yardım ettiğimde gözlerinde gördüğüm mutluluk.
Bisiklete atlayıp abiyle ekmek almaya gitmek, gitmişken kalem dondurmalardan (*yaz buz) alıp neli çıkacağını tahmin etmeye çalışmak, limonlu yerine portakallı çıkınca "iyi seçemedin işte" diye abiyle dövüşmek.. babanın menemeni sofraya koyup ekmeği bölüşü.. anne sesini duymadan okula gitmemek, hatta düşüremesin diye verilen fax numarasını binbeşyüzelli kez arayıp sonunda ulaşmak, bazı sabahlar cezvede yapılacak az porsiyon tarhana çorbası tarifi alıp uygulamaya çalışmak.. okul dönüşü tv karşısında haylaf'ı suya banıp yemek.. abiyle kocaman karpuzu kesme çabamız.. kar yağarken bir salep yapıp perdeleri açıp pokemon izlemek, eşsiz bir hazdı..
her şey çok güzeldi. Eksik hiçbir şey yoktu. Şimdi biraz çok çok az biraz huzur eksik, biraz sağlık eksik, belki biraz da şükür. Minik ev kedisi olarak geçirdiğim bi çocukluğum da olsa her şey yerindeydi. En buruk an'ım annenin işten geleceği saat durağın karşısındaki duvara oturup o gelene kadar gelmiş olan bütün otobüsleri yolcu etmekti.