dün akşam eve gelirken almak için niyetlenilen süpersonic icattır. lakin mahallemizin kurtlar vadisi fanları dizide görüp canları çekmiştir. çiğ köfteye hücum etmişlerdir. allahtan bir dürümlük çiğ köfteyi bana ayırmışlardır.
limon kabuğunu içine atıp o kabuk eriyene kadar yoğrulmasına özen gösterilen çokta acılı ve lezzetli lakîn yerken yandığınızda su içmezseniz sonrasında wc de sıkıntı çekmeyeceğiniz yöresel köfte...
acıya dayanımı olmayan bünyelerde değişik reaksiyonlar yaratan gıdadır. misal bazı faşistokratlarda saç diplerinde ağza köfteyi atar atmaz yanma,terleme gibi belirtiler olabilir.
gerekli malzemelerin alınışından,hazır hale getirilişine,yapılışına ve sonrada yemesine dek geçen süre zarfında şöyle çayınıda yudumlarken olan biteni analiz ettiğin zaman gerçekten "mantığı olmayan bir yemektir" diyebileceğim tek şey.
lanet gelsin haftada bir yemekten de kendimi alamıyorum.çok yaşa çiğköfte
ilginçtir ki buğün yumurtalısının yapılışına tanık olmuş ve tadına bakma şerefine ermişimdir.
bunu yapan adamı izlemek de ayrı bir olay... adam ileri geri gidip geliyor hafiften yaylanıyor falan.
güneydoğu bölgemizdeki çoğu evin tavanını süsleyen eğer gerçek isot biberi kullanılırsa meksika halkına bile zulmedecek kadar acı olabilen, rakı şalgam veya ayranla löpür löpür götürülen dehşet-ül vahşet yiyecek...
şanlıurfa'da yedikten sonra izmir gibi bi yerde artık yenilemeyen ve urfa da urfa diye inleten muazzam tat. olabildiğince acı olacak, böyle kulaklardan duman çıkacak. o denli. yanarım bunca yıl "ben eti çiğ yemem" dediğim yıllara yanarım. neler kaybetmişim de haberim yokmuş.