henüz 10 aylık tanışıklılığımıza rağmen gönlümde taht kurmuş olan biricik "hisli" enstrümanım.
öyle ki, iki ay vakit bulamadığım için çalmadığımda bana küsüp akordunu atmışlığı ve hatta köprüsünü fırlatmışlığı bile var. şimdilerde uzak durduğum her bir saniye için kendisini özletmeyi görev haline getirdi ve birlikte geçirdiğimiz zamanlar sonunda anlamlı sesler çıkararak beni ödüllendiriyor.
çello ne kadar çalınırsa tellerinin arası o kadar çok reçine ile doluyor ve zamanla daha hoş sesler çıkararak çabalarına bir karşılık, güçlü bir "aferin" veriyor adeta.
yansıttığı insansı sese hiç bir şey demiyorum bile. ben böyle bir enstrüman ne gördüm, ne duydum.
şöyle kara, süssüz bir gece elbisesi, asimetrik kesim falan... giydireceksin hatuna. oturtacaksın sandalyeye. vereceksin eline bunu. o çalacak sen izleyeceksin. o çalacak en dinleyeceksin.
not: fanteziye daha da girersek hatun çıplak da olabilir.
göğsünüze dayarsınız ve arşeyi haraket ettirince tellerin tüm titreşimini bedeninizde hissedersiniz. sarılırsınız, konuşursunuz ve bir isim koyarsınız. çaldıkça bu dünyada bir şey başarmış olmanın mutluluğunu yaşarsınız...
Viyolonsel demesi daha keyifli bir çalgıdır. Göğüs kemiğinize dayayarak çaldığınızdan mıdır nedir, sesi tüm bedeninizde, ruhunuzda hissedersiniz. Her bir müzik türüne yakışır sesi doğru kullanıldığında. Her çalgı gibi küçük yaşta başlamak avantajlıdır, küçük boyları da bulunur. Ama aşkın yaşı olmadığı gibi çelloya başlamanın da yaşı yoktur. Zaten çalmaya başlayınca çelloya aşık olmak kaçınılmazdır.
Fransa'da ortaya çıkan bu çalgının şekli kadın vücudunu andırır.
Viyolonsel, keman, viyola ve kontrbas ile aynı ailedendir, keman ile viyolonselin şekilleri büyük oranda birbirini andırsa da boyutları çok farklıdır.
Dinlemesi insana büyük zevk veren bu müzik aleti tam anlamıyla büyüleyicidir.