anılarında atatürk'ten sık sık greywolf olarak bahsetmiş kadın. söylediği gibi atatürk'le herhangi bir cinsel ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. sadece bir genç kızın, olgun bir adama olan aşkı olabilir, daha ileriye gitmiş olması mantıksız ve anlattığı hikayede de tutarsızlıklar var zaten.
masalcı teyze. ya da biri fena yemiş teyzeyi ben atatürk'üm diye. muhtemelen olay* tükiye'de bile geçmiyor. harem havası var. fes ve deve eksik mevzuda. ama olsun, bu yaşta bile sektörden elini çekmemiş showunu yapmış.
Atatürk hakkındaki uydurma olduğu paçalarından akan iddiasının bir takım Atatürk düşmanlarınca doğruluğu araştırılmaksızın argüman olarak kullanıldığı kadın.
--spoiler--
"Açılan büyük bir kapının ardından içeriye girdim. Heyecandan kalbim deli gibi çarpıyordu. Mermerle döşenmiş bir yoldan geçerek bahçe içindeki eve doğru yöneldim. Çok büyük bir zeytin ağacı evin girişini gölgeliyordu. Üst kata çıktım. Atatürk, arkası dönük, el işlemeli geniş bir gürgen koltuğa oturmuş, yanındaki masa üzerinde duran nargilesini içiyordu.
Odaya girdiğimi fark edince, kırmızı renkli kadife koltuğa, yanına oturmamı istedi. Büyülenmişçesine Atatürk'ün emrini yerine getirdim. Nargilesinin markoçunu bana doğru uzattı. Dumanı içime çektim. Diğer elinde tuttuğu rakı dolu zümrüt kakmalı altın kadehi emrivaki bir tavırla elime tutuşturdu. Kadehteki rakıyı yudumlarken heyecandan titriyordum.
Atatürk ile beraberliğimin bundan sonrasını ilk defa açıklıyorum. Dans eden dansözlerin odadan çıkmalarını emrettikten sonra ikimiz baş başa kaldık. Rakının verdiği sarhoşlukla kendimi rüyada hissediyordum. Hipnotize olmuş gibiydim. Atatürk şeytani bir çekicilikle yanıma sokulup, benimle deliler gibi sevişmeye başladı.
Milyonlarca Türk kadınının hayalini süsleyen o büyük insana, Atatürk'e bekâretimi verdim!
Mustafa Kemal Atatürk, tanrının insanlığa armağan ettiği bir kurtarıcı, bir politika ustası, korkusuz bir savaşçı ve yarı insan, yarı tanrıydı!
Zsa Zsa Gabor, 1937 - Ankara, Türkiye.
--spoiler--
kendisi bekaretini atatürk'e vermiş olduğunu şu sözlerle anlatır:
"açılan büyük bir kapının ardından içeriye girdim. heyecandan kalbim deli gibi çarpıyordu. mermer taşla döşenmiş yoldan geçerek bahçe içindeki eve doğru yöneldim. çok büyük bir zeytin ağacı evin girişini gölgeliyordu. hipnotize olmuştum. üst kata çıktım. atatürk el işlemesi geniş bir gürgen koltuğa oturmuştu. arkası bana dönüktü. yanındaki masa üzerinde duran nargilesini içiyordu. kemal atatürk, tanrı'nın insanlığa ender gönderdiği bir kurtarıcı, politika ustası ve korkusuz bir savaşcıydı. o yarı insan yarı tanrıydı. orta yaş döneminde dahi atatürk�ün seks aktiviteleri yakın çevresi tarafından biliniyordu. bakırımsı kırmızı renkli kadife koltuğa- yanına- oturmamı söyledi. büyülenmişcesine atatürk;ün emrini yerine getirdim. nargilesinin hortucunu bana doğru uzattı ve içmemi söyledi. dumanı içime çektim. diğer elinde tuttuğu rakıyı yudumlayarak içtim. atatürk ile beraberliğimin bundan sonrasını ilk defa açıklıyorum. dans eden dansözlerin odadan çıkmalarını istedi. ikimiz baş başa kalmıştık. henüz 15 yaşındaydım. çocuk denecek kadar genç sayılırdım. atatürk 56 yaşında olgun bir erkekti. buna rağmen ürküntü duymuyordum. rakının verdiği sarhoşlukla olsa gerek kendimi rüyada hissediyordum. atatürk;e bekaretimi verdim. atatürk benim ilk erkeğimdi. şeytani bir çekicilikle, benimle deliler gibi sevişti. o, genç bir kadının nasıl mutlu edileceğini çok iyi biliyordu. atatürk, aklıma her geldiğinde o;nun tüm kadınları doyuma ulaştıracak gücü olduğunu düşünürüm. atatürk, profesyonelce sevişen bir tanrı, bir kraldı."