yunus emre

entry443 galeri27 video1
    392.
  1. sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san.
    dört kitabın manası, budur eğer var ise.
    demiştir.
    2 ...
  2. 391.
  3. yunus emre der ki; dünya yalandır.
    güvenme malına, malın talandır.
    3 ...
  4. 390.
  5. Sarılardan hoşlanmam, sanırım bu huyum babam dan geçti. Sari ve renkli gözlü insanlar sinsi oluyor gibime geliyor. Hele ki bu yunus emre sapsarı, sinsi , sinsi gülmesi yokmu. Neyse elenmiş dün gece. Surviver izleyenleri kınamayın ey yazarlar , ben kınadım başıma geldi. Ev halkı beni de alıştırdı.
    1 ...
  6. 389.
  7. Telefon rehnerimde 6 veya 7 tane bulunan isim.
    0 ...
  8. 388.
  9. 387.
  10. YUNUS EMRE'YE DAiR BAZı DÜŞÜNCELER:

    Yunus Emre'nin "işitin Ey Yarenler" ve "ilim Kendin Bilmektir" şiirlerine dair yıllardır yürütülen tartışmalarda ortaya atılan sorulara ve ileri sürülen düşüncelere ilişkin kısa bir değerlendirmemi, birbirini tamamlayan beş parça olarak sunuyorum.

    "ilim kendin bilmektir" Şiirde "okumaktan mânâ ne, kişi hakkı bilmektir" der. Genelde dindarlar bunu kendilerine yontar.

    YANıT BiR: bu algıya, yanıt üzerinden açıklamaya ilişkin bir bütün olarak bir şeyler demek istiyorum.
    Düşünce ve felsefe tarihinde felsefenin şiir yolu ile dile dökülmesi vardır. Bizim düşünce tarihimizde şairlerimizin ve ozanlarımızın çoğu felsefeyi bu yolla dile getirmeyi seçmişlerdir. Yunus bunlardan birisidir, Aşık Veysel de ve Neşet Ertaş da. Bu nedenle onlara filozof değildir dememek gerekir. Shakespeare ve Goethe örneğin birer büyük ozan ve şairdirler. Ama aynı zamanda birer büyük filozofturlardır da çünkü eserlerinde büyük bir felsefi düşünceyi dile getirirler. Rönesans insanı kavramını Shakespeare ve Faustçu insan kavramını Goethe'ye borçluyuz. Goethe, Faustçu insan kavramını yaratırken tarihsel olarak yaşamış bir insanı, Faust'u ölçü olarak alır. Faust ise tam anlamıyla bir Shakespearcidir ve zaten Goethe kendi Faustçu insan tipini yaratırken Shakespeare'den tahmin edemeyeceğimiz kadar esinlenmiştir. Hegel'in Tinin Fenomenolojisi'nde felsefi olarak temellendirdiği insan tipi Faustçu, yani Shakespearci insan tipidir. Felsefi bir düşünceyi veya duruşu dile getiren şiir ile felsefi bir duruşu temellendiren bir metin arasındaki ilişki sıkça böyle çok yakındır.

    YANıT iKi/DEVAM: doğrudan genel algıya, yani "Kişi Hakk'ı bilmektir" dizesinde ifadesini bulan düşünceye gelince: Şiiri, bütünselliğinde görmek gerekir. Yunus bu şiirinin ilk dörtlüğünde, insanın tüm bilme çabasının amacını belirlemektedir. Buna göre insanın tümm bilme ve okuma çabasının amacı, insanın kendisini bilmesi için gerekli epistemolojik koşulları oluşturmaktır. insanın bilme çabasının konusu dünya veya evrendir. Bunun için doğanın, toplumun, insanın kendisinin bilinmesi gerekmektedir. Bu kapsamlı bilgi insana kendini bilme olanağı sunar. Şiirin ikinci ve üçüncü dörtlükleri doğrudan "Hakkın" bilinmesini talep etmektedir. ikinci dörtlükte genel olarak okumanının amacının Hak bilgisine ulaşmak olduğu söyleniyor. Üçüncü dörtlükte bir yandan ikinci dörtlükte söylenen tekrarlanırken, aynı zamanda okumanın, dolayısıyla Hakkı bilmenin sonsuz veya ucu açık bir süreç olduğu, hiçbir zaman tamamlanamayacak fakat arayış sürdükçe insanın olgunlaşması beraberinde gelecek olan bir süreçtir. Yani insan olgunlaştıkça kendisini daha çok bilip tanıyacaktır. Bitmez bir çaba olan okumanın ve Hakkı bilme çabasının böyle bir amacı ve sonucu vardır. insanın kendisini bilmesi, Hak bilgisine yaklaştıkça daha çok mümkün olacaktır.

    YANıT ÜÇ/DEVAM: Üçüncü dörtlükte "okudum bildim deme/ çok taat kıldım deme/ eri Hak bilmez isen/ abes yere yelmektir" Hakkı bilmenin sadece bir okuma işi olmadığına, hakkı bilmek için itaat etmenin de, yani verilen emir ve görevlerin yerine getirilmesinin de yetmediğine işaret edilir. Öyleyse burada kanımca kilit soru, Hakkın ne olduğu ve Hakkı bilmenin ne anlama geldiğine ilişkin sorudur. Bu sorulara yanıt vermek için kanımca önce birinci dörtlükte ifade edilen şiirin genel anlamını hatırlamak gerekir. Şiirin genel amacı insana kendisini nasıl bilebileceğinin yolunu ve yöntemini göstermektir. insanın kendisini bilmesi, insanın ahlaklı bir yaşam sürmesi için gerekli epistemolojik önkoşulu sağlamak demektir. Tüm mitoloji, teoloji ve felsefe bu önkoşulun nasıl sağlanacağına dair birer öneri geliştirip sunar. Fakat sorunun yanıtını verebilmek için aynı zamanda dördüncü dörtlüğe de bakmak gerekmektedir. Bu dörtlük insana daha sonra Aşık Veysel gibi dört kitabın dördü de haktır, yani doğrudur diyor. Öyleyse Hakkı bilmek bir yerde doğru yolu bilmek demektir. Bu insana kendisini bilmesi için gerekli olan doğru güzergahı, yani yaşam tarzını gösterecektir. Fakat ozanımız aynı zamanda dört kitabın "manası" "bir elifde" bellidir diyor. Elif, Arap alfabesinin ilk harfidir. Fakat elif aynı zamanda "benzerlik" anlamına da gelmektedir. Öyleyse ozanımız sanki Rotterdamlı Erasmus gibi dört kitabın farklı yollar göstermesine karşın hepsinin yolunun manasının aynı veya benzer olduğunu söylüyor. Ozanımızın burada uygulamış olduğu ilkeye felsefede "çoklukta birlik" ilkesi diyoruz. Okumanın amacı veya Hakkı bilme çabasının ereği elifi, yani biri, anlam çokluğuna bütünlük kazandıran bir veya benzer anlamı bilmektir. Yunus'un, burada dört kitaba birden işaret etmekle insanlık kavramı ile iş gördüğünü ayrıca vurgulamaya gerek var mı bilmiyorum.

    YANıT DÖRT/DEVAM Şimdi artık doğrudan Hak nedir sorusunu sorabiliriz. Hakkın bilinmesi için gidilen yolun insana kendisini bilmesini sağladığını artık biliyoruz. Hakkın bilinmesi için seçilen sayısız yola rağmen hepsinin bir amaca götürdüğünü de biliyoruz. Hakkı bilmenin tek başına okuma ve itaat etme, verilen emirleri ve öngörülen rituelleri yerine getirmenin de Hakkı bilmeye tek başına yetmediğini de biliyoruz. Hakkı gerçek anlamda bilmek demek, basit bir şekilde birtakım kural ve uygulamalarla yetinmemek demektir. Yani hakkı bilmek için farklı yollar tarafından öngörülen formalist kuralların ötesine geçmek ve kendini arayışı bir yaşam biçimi haline getrmek demektir. Hakkın ne olduğu tam olarak bilinmese de Hak arayışının kendisi insana kendisini bilmesini, yani ahlaklı olmasını, doğru yolu bulmasını sağlayacaktır. Öyleyse Hak nedir? Öncelikle belirtmeliyim ki, Yunus Emre burada pekala bildiği yüce anlamına gelen Arapça "Allah" kavramını kullanmıyor. Bunun yerine Anadolu'da yerleşik ve çok daha orijinal olan Hak kavramını kullanmayı tercih ediyor. Şimdiye kadar söylediklerimden ve şiire yakından bakınca Yunus Emre'nin Hak kavramından (doğru) yolu ve amacı anladığı anlaşılmaktadır. Yol ve amaç insanın kendisini bilmesi ve ahlaklı bir yaşam sürmesinin ne olduğu ve bunun nasıl mümkün olduğunu keşfetmesiyle ilgilidir. Hak kavramı, diğer taraftan hakikat veya varlık anlamına gelmektedir. Bu bakımdan insanın kendisini bilmesi, hakikati veya varlığı bilmesi demektir. Hakikatin veya varlığın bilinmesi ise, hakikatte veya varlıkta benzer olanın, yani birliği sağlayanın bilinmesi anlamına gelmektedir. insan böylece bildiği hakikatte veya varlıkta kendini de bilebilecektir.

    YANıT BEŞ/SON: Son olarak "hak" kavramının "Tanrı" anlamına gelen boyutuna bakalım. Bu sorunun yanıtı aynı zamanda Yunus Emre'nin tasavvufçu olup olmadığı sorusuna da bir yanıt içerecektir. Bu şiirinde Yunus, insana Hakkı ve kendini bilme yetisi kazandıracak olan bilimin amacını bilgi olarak tanımlıyor, inanç olarak değil. Bu bakımdan ozanımız son derece modern bir şekilde örneğin 18./19. yüzyılda Alman filozofu Hegel gibi bilgiye ve bilmeye öncelik tanımış olmaktadır. Ne karşısında? inanma karşısında. Hegel bilmediğimiz şeye inanmamız mümkün değildir diyor. Yunus genellikle inanma çerçevesinde ele alınan Hak kavramını bilim ve bilgi kavramı çerçevesine taşımış olmaktadır. Bilimin ve bilginin konusu zorunlu olarak bu dünyadır, bu dünyanın dışında başka bir dünya değildir. Zaten Yunus da tek bir Haktan bahsetmektedir. Bu da bilgi kavramıyla çalıştığı için ancak bu dünya olabilir. Sonuç olarak: Eğer tasavvufun temel kavramı bilim ve bilgi değil de inanç ise, ozanımızın bir tasavvufçu olarak tanımlanması mümkün gözükmemektedir.

    Peki Yunus dindar mıdır? Hak kavramı, yol, erek ve varlık anlamlarında değil de Tanrı anlamında alınırsa, yani kavram son derece zengin anlamına karşın tek bir anlamında alınırsa ozanımız dindar olarak tanımlanabilir. Ama bu durumda Yunus'un tanrısının dünyevi ve dünyaya içkin olduğunu hatırlamak gerekir. Yunus'un tanrısı tek tanrılı dinlerde olduğu gibi aşkın değildir. Bu da onu, nasıl ki Avrupa Rönesansının kaynağı italyan ozan Dante ise, Anadolu'nun Rönesansı'nın başlangıcı ve kaynağı yapmaktadır, tasavvufun ve mistisizmin değil.

    Şiirin son mısrası ozanımızın "işitin Ey Yarenler" şiirinde övgü konusu yaptığı aşka çağrı gibidir.

    (Ek olarak dipnot: şiirlerinde hoşgörüye çağrı var kesinlikle. Çokluk belirlemsi de var. Ama çoğulculuk yoktur. Zira birlik ve bütünlük arayışı da vardır. Bu nedenle Yunus, çoklukta birlik ilkesiyle çalışıyor denebilir. Eğer bu önerim doğruysa ozanımız hoşgörü ilkesinin sınırlarını çoktan aşan bir ilkeyle çalışıyor demektir: Buna Hegelci tabirle karşılıklı tanıma ve tanınma ilkesi denebilir. Hoşgörüde çokluk vardır. Ama çokluğu oluşturanlar arasında özsel bir paylaşım yoktur. Bu nedenle örneğin Walzer, hoşgörünün katlanma anlamına gelen olumsuz yanına işaret eder. Buna karşın çokluğun birliğini oluşturanlar özsel paylaşıma sahiptirler. Bu nedenle çokluğun birliğini oluşturanların karşılıklı ilişkisi tanıma/tanınma ilkesine dayanır. Bu, Hegel’in ilkesidir, bu Yunus’un ilkesidir...)
    8 ...
  11. 386.
  12. Sular hep aktı geçti, kurudu vakti geçti,

    Nice han nice sultan, tahtı bıraktı geçti,

    Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti.

    -(Yunus Emre)
    1 ...
  13. 385.
  14. 384.
  15. 383.
  16. 382.
  17. Vatan için korkusuzca ölümü göze alan kahramanlar ve vatan için yaşayan kahramanlar.
    Yunus Emre vatan için yaşamış ismi bilinen kahramanlarımızdan biri ve en önemlilerindendir.

    Benim yazacaklarım anca ona haksızlık olur.

    "Benim yüzüm yerde gerek
    Bana rahmet yerden yağar"

    Vesikasını her duyuşumda küçükten gülümserim.

    Aynı topraklarda yaşıyor olmaktan dolayı da umutluyum. Hamurumuzun kuru değil olduğuna inanırım.
    1 ...
  18. 381.
  19. " Gönül insanın kıblesidir. kırmayın! " der güzel insan. iyi ki bu dünya'dan geçmiş.

    Ayrıca;
    https://m.youtube.com/watch?v=liSOTXPxASY
    5 ...
  20. 380.
  21. Karısının adı elif olduğu halde ona " sitare " ismini vermiştir ve " sitarem" demiştir. Yıldız anlamına gelmektedir. Elif çok sevmiştir sitare adını .

    Ilk oğulları olan ibrahim' i çekikgöz saldırısında kaybetmişlerdir. Evlerinin bacalarından giren ateş topundan fırlayan taş parçası oğlunun kafasına saplanmış,yunus onu köydeki şifacı anaya götürürken atlılar yolda önüne çıkıp topuz dedikleri şeyi yunus ' a sallayarak kucağında çocuğu ile bir kaya parçasının
    Üzerine düşmesine sebep olmuş, yunus oracikta bayılmış. Kendisine geldiğinde ise ismail' in öldüğünü anlamıştır. Kan kaybından ya da atlıların saldirisinda kayaya düştükleri için mi olmuş bunu çözememiştir.

    Daha fazla yazmayayım da siz bir de iskender pala ' dan okuyun yunus' u.

    (bkz: od)
    2 ...
  22. 379.
  23. 378.
  24. "tapduk emre'nin dergahında yetişmiş, güçlü bir din ve tasavvuf eğitimi almıştır. ilahi türünün en büyük şairi olarak bilinen yunus emre aynı zamanda müslüman ve hümanist bir şairdir.

    1991 yılı unesco tarafından tüm dünyada "yunus emre yılı" olarak ilan edilmiştir. yunus emre'nin divanı ve risaletü'n - nushiyye adlı iki eseri vardır."

    - raunt - tarih
    2 ...
  25. 377.
  26. “ Yine sordum çiçeğe
    Sizde ölüm var mıdır ?
    Çiçek eydür ey derviş
    Ölümsüz yer var mıdır ? "
    1 ...
  27. 376.
  28. --spoiler--
    Severim ben seni candan içeri
    Yolum vardir bu erkandan içeri

    Beni bende deme bende degilim
    Bir ben vardir bende benden içeri
    -spoiler--

    Ruhuyla özü bir olan ama genelde kalp gözüyle yolunu bulan büyük zat. Allah rahmet eylesin.
    7 ...
  29. 375.
  30. yunus emre kampüsünün girişindeki heykeli ve meşhur sözü. bir üniversitenin girişinde yazması çok manidardır.
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1794689/+
    2 ...
  31. 374.
  32. Bir kez gönül yıktın ise
    Bu kıldığın namaz değil
    Yetmiş iki millet dahi
    Elin yüzün yumaz değil.
    1 ...
  33. 373.
  34. "Ben yoluna toprak oldum
    Sen öşürün derdindesin"

    iki satır, düşün dur.
    1 ...
  35. 372.
  36. Üzerinde zerre leke bulunmayan gariban bir insan.
    herkesin üzerinde ittifak ettiği değerimiz.
    4 ...
  37. 371.
  38. Mal sahibi, mülk sahibi,
    Hani bunun ilk sahibi?
    Mal da yalan, mülk de yalan,
    Var biraz da sen oyalan!..
    5 ...
  39. 370.
  40. 369.
  41. zaman zaman çeliştiğim ama bu çelişkinin kimsenin bir işine yaramayacağı insan.
    1 ...
  42. 368.
  43. "Ölümden neden korkarsın?
    Korkma! Ebedi varsın..."
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük