o çocukluğun verdiği pervasızlık yok artık. 24 oldu yaş. bir mesleğim var. eylüle kadar oyun ve kitaba kendimi adamış biriyken,
öğretmenlik ile birlikte o zamanın bir çoğu artık yok elimde. her tatil arası ısparta'dan istanbul'a mekik dokumaktan, gerekli gereksiz akrabaların gönlünü yapmaktan, kısacası o hiç bir yükümlülüğün olmadığı öğrencilik hayatının peşine gelen bir anda o kadar şey.
asla ama asla yapmam dediğim şeyleri birer birer hayatın sana yaptırması ( ki bunlardan biri takım elbise giymek mesela) değişmek.
herakleitos'unda dediği gibi değişmeyen tek şey değişim sanırım.
yaşlanıyoruz sözlük.
şu bir kaç yıllık öğrencilik yıllarınızın değerini iyi bilin.
insan ruhu yaşlı doğar ve giderek gençleşir, bu yaşamın komedisidir. insan bedeni ise genç doğar ve giderek yaşlanır, bu ise yaşamın trajedisidir. der o.w. üstad.
insanın fizyolojik, fiziksel yaşlanması durumu da ruhta olumsuz etki ve bıkkınlık meydana getirmez mi? onu da yaşlandıkça görürüz.
Daha yirmi yaşında olmama rağmen yaşamaya başladığım durumdur. Saçlarım ve sakallarım beyazlamaya başladı, ruhen ve fiziken de kendimi olduğum yaşın ötesinde hissediyorum o kadar yoruldum o kadar bezdim ki sanki 200 yıldır hayattaymışım gibi geliyor.
istemediğimdir. Yaşlanmaktan korktuğum için değil yaşlanacak kadar uzun yaşamak istemediğim içindir. 30 35 gibi ölmek istiyorum bunun için dua ediyorum hatta. Kazık çakacak değiliz şu lanet dünyaya.
olayı dramatik yönden değil de bilimsel yönden ele alırsak şöyle bir tablo çıkıyor; hücresel bazda yaşlanmayı durdurmak pek mümkün değil. sizin devamlı bölünen hücrelerinizdeki kromozomlarınızın uç kısımlarındaki telomer bölgelerinden her bölünmede 50 ile 200 arası nükleotid kırpılıyor ve azalıyor. bu da haliyle hücreyi yaşlanma ardından da mortalite fazına sokuyor. sonrası malum.
telomerleri koruyup kırpılmasını belki önleyebilirsiniz ama olayın içindeki tek parametre bu da değil.
enteresan işler.
-yaş almak olayı. maksat güzel yaş almak.
edit: başlık üzerime kaldığından saçmalamış gibi görünüyorum ama çok ciddi şeyler yazdım.
yaşlanmaya çoğu insan biyolojik yaşlılık olarak bakar ancak asıl olan ruhun yaşlanmasıdır. Nobel Edebiyat Ödülü sahibi irlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw bu durumu; ''Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanırız.'' diyerek özetler.