yaşar kemal için yıllardır söylenen şey devlet düşmanı oluşudur. Eğri oturup doğru konuşacak olursak "nasıl olmasın??"
Ailesinden bir çok kişi amcaları, dayıları akrabaları yaşadıkları dönemde siyasi sebeplerle öldürülmüştür. akrabalarından biri gözaltına alınır ve gidiş o gidiştir. babası yanlarına öksüz yetim bir çocuğu yanaşma olarak almıştır. çocuk ortada kalmayacak ve onlara yardım edecektir. bir akşam yaşar kemal, babası ve bu yanaşma olacak piç hep beraber camiye giderler. namaz kılarken babası secdeye vardığında yanaşma piçi cebinden çıkardığı bir bıçağı adamın sırtına saplar. Babası gözlerinin önünde camide ölür. piçe birileri bu işi yapması için para vermiştir. daha 5 yaşındayken jandarmalar gelip evinden alırlar. o da korku içerisinde araca biner ve yola koyulurlar. yolda giderlerken jandarmalara şunu söyler. " ne olursunuz beni burada öldürün, götürüp uzaklarda öldürmeyin hiç değilse bir mezarım olsun." çünkü akrabalarından daha önce gözaltına alınıp götürülenlerden daha bir haber alınamamıştır. jandarmalar şaşırır onu öldürmeyeceklerini söyler. durumuna üzülürler. daha 5 yaşındayken bu tip olaylarla tanışmıştır. daha sonra istanbula gelir. istanbulda da başına talihsiz olaylar gelir. tecavüze ve tacize uğrar.
Türkçe yi çok iyi kullanamaz. eşi Tilda onun romanlarını Türkçeleştiriyordu.
an itibariyle kürt açılımı ile alakalı fikirlerini beyan etmiş yazar.
--spoiler--
Yazar Yaşar Kemal, “Türkiye'de akan kanın durmasına ve çağdaş bir demokrasiye ulaşılmasına en büyük engelin çözümü için içten ve akılcı her yaklaşımı saygı ve şükranla karşıladığını” bildirdi.
Yaşar Kemal, yaptığı yazılı açıklamada, medya mensuplarından son günlerde gelen sorulara yazılı bir açıklamayla cevap vermek istediğini belirterek, içişleri Bakanı Beşir Atalay'ın birkaç gün önce kendisini ziyaret ettiğini hatırlattı.
Yaşar Kemal, açıklamasında şunları kaydetti:
“Birkaç gün önce Prof. Beşir Atalay ziyaretime geldi. Kendisiyle tanışmak ve yıllardır tekrarladığım düşüncelerimi paylaşmak fırsatım oldu. Türkiye'de akan kanın durmasına ve çağdaş bir demokrasiye ulaşmamıza en büyük engelin çözümü için içten ve akılcı her yaklaşımı saygı ve şükranla karşılarım.
Bu yaşıma kadar yaşadıklarım, gördüklerim ve yazdıklarımla nerede durduğumu bilen herkes sadece ve sadece kendi vicdanımı temsil ettiğimi ve sadece ve sadece kendi vicdanımın sözcüsü olduğumu iyi bilir.
Israrla, bıkmadan usanmadan söylemeyi sürdürdüğüm şu inancım da bilinir ya, tekrar edeyim: Her toprak doğasıyla ve kültürüyle zengindir. insan olarak gücümüzü yaşadığımız toprağın zenginliği, çeşitliliği verir. Dünya 1000 kültürlü bir çiçek bahçesidir, bu bahçeden bir tek çiçeğin yok olması dünyadan bir rengin yitmesidir.”
Yaşar Kemal, medya mensuplarından “1 Eylülde düzenlenecek mitinge katılıp katılmayacağı” yönünde sorular geldiğini de belirterek, “Ne yaşım, ne sağlığım artık mitinglere katılmama uygun. Ancak şunu söylemek isterim: Bugün Türk olsun, Kürt olsun, kim olursa olsun, hangi oluşumdan gelirse gelsin, bu ülkede gerginliği arttıracak söz ve eyleme girişeceklerin vebali ağırdır, tarih önünde ağır biçimde yargılanacaklardır, buna eminim” ifadesini kullandı.
kendisini kürt olarak tanımlayan türkiye'de kürtçülüğün en büyük ismi, stajyeri olan zülfü livaneli'de ustası gibi laflar etmektedir bugünlerde, hatta sezen aksu bile...
o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler demiş, 12 yaşındaki bir insana güzel insanların akıbetini hep merak ettirmiş olan yazar. ince memed, demirciler çarşısı cinayeti, binboğalar efsanesi gibi eserlerin sahibidir kendisi.
ödül töreninde yaptığı konuşma yıllar sonra tekrar dönüp okunmayı hak eden romancı - yazar- ve düşündüklerini her ortamda cesaretini gösteren düşünce adamı. ödül konuşmasının nasıl yapılacağını göstermesi açısından ayrı bir öneme sahiptir.
adana kadirli doğumlu olan ve türk edebiyatının son dönemlerdeki en başarılı isimlerindendir. özelliklede yazılarında çevresinde yaşanan olayları , konuşmaları hiç bozmadan , içtenlikle aktarmasıyla etkileyiciliğini korur.
bugün yapılan törende, edebiyat dalında cumhurbaşkanlığı kültür sanat büyük ödülü almış, ödülü alır almaz, cumhurbaşkanı önünde "önümü kapatamadığım için özür dilerim" ve "aslında katılmayacaktım kimsenin aklına bişey gelmesin diye geldim, ne gelecek onuda biliyorum" diyerek ne kadar alçak gönüllü ve büyük bir şahsiyet olduğunu bir kez daha göstermiş aşmış yazar.
" Tek renge, tek kokuya kalmış bir insanlık, tek dile kalmış bir dünya hapı yutmuştur. Eşek gibi bugünkü dünyamin arkasından gitsinler, rezil olacaklar. Çocukları, torunları, tarihlerler bunları rezil edecekler. Adam gibi durmasınlar öyle..."
kendisi kendi dilinde bikaç edebi eser vermek istediğini, ama dilini devlet politikaları nedeniyle bilmediğini ve bu nedenle kürtçe bir eser ortaya koyamadığını söyler her fırsatta.
kürt ya da türk olması ne kadar büyük bir " insan" olduğu gerçeğini değiştirmeyecek de olsa kürt olduğu gerçeği bazı insanlarca çarptırılıyor. kendisi kürttür - her ne kadar ırkı önemli olmasa da-.
her ne kadar hakkında "kürt" olduğu iddiaları varsa da; her yerde "türk" olduğunu gururla söyleyen, belirten; hümanist olduğu için bazı çevrelerce kelamları manipule edilen üstad.
türk dili ve edebiyatının önemli unsurlarından olan insan.
"Bugün çok kötü günler yaşıyor insanlık. Bundan sonra kesinlikle olacak bunlar. Bir Türk yazar da bunları söyledi diyecekler. Edebiyatım umurumda değil namusum umurumda"
üstad'ın kürt olarak lanse edilmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi de; "Türkiye Barışını Arıyor" başlıklı konferansa katılmasıdır. konferans içeriğini okuyanlar, üstadın kürtlere ve bölücülere gözlerinin içlerine baka baka verdiği, üstüne alkış aldığı ayarları rahatlıkla görebilirler.
bir takım insanlar o kadar ajite hale gelmiştir ki; türk dili ve edebiyatının önemli unsurlarından olan bir insanı; bir türk yazarı dahi savunur hale, "bizden" demek zorunluluğu hisseder hale geldik. bizi bu hale getiren aşşağılık propaganda unsurları utansın.
"ılımlı islam tabirini duyduğum zaman tüylerim diken diken oluyor. bu amerika’nın icadıdır. ılımlı islam yoktur. daha doğrusu ılımlı din yoktur. ya dine inanırsın, ya da inanmazsın" sözleriyle büyük bir edebiyatçı, düşünür olduğunu göstermiştir.
Anadolu efsanelerini,emekçilerin alınterini,torosların eşsiz güzelliklerini,doğanın diliyle kaleme döker Yaşar Kemal.Onun deyişinde çiçek daha da bir güzel kokar,kartalın da hiç bu kadar yüksekten uçtuğunu görmemişsinizdir
son yaptığı açıklamalardan sonra, sözlüklerde de, gazetelerdeki okur yorumlarında da benzer bir hava vardı. herkes "daha yeni mi uyanmış, sonunda doğru yolu buldu" diye bağırıyordu sanki. bu söylenenler için, bildiğinden emin olma, özgüven falan diyeceğim ama kesinlikle alakası yok. bu az bilgiyle çok fikir sahibi olan bir cahil ifadesidir. yaşar kemal denen adam bu memleketi karış karış gezmiş, destanlarını ve ağıtlarını toplamış, hem gerçek, hem de mecazi anlamda memleketin kitabını yazmış birisidir. üstten bakan bir tavır takınıp, yaşar kemal'e yeni mi uyandın diyen birinin parçaladığı ededbiyatının, yaşar kemal'in herhangi bir kitabının tek sayfası kadar değeri yoktur.
düne kadar karşı saftaydı da, güya şimdi sizin safınıza mı geçti bu adam? gerçekten öyle düşünenimiz var mı? yaşar kemal, fikriyle, görüşüyle, yazdığıyla, gezdiğiyle, gördüğüyle başlı başına bir saftır. yaşar kemal hakkında bırakın bol keseden sallamayı, karşısına geçip bunları söyleyebilmek için bile 40 fırın ekmek yiyip, 40 vilayet gezmek lazım.
gün itibariyle ılımlı islamcılara ve aman ab ye girelim yoksa ölürüz biteriz adamcıklarına ayar vermiştir. tabi abd yandaşı iktidar partimizide unutmamıştır.
1922 adana doğumlu yazar.
her ne kadar düzenli eğitim almamışsa da gazetecilik yıllarında yaptığı başarılı röportajlar ile dikkat çeken kemal asıl başarısını ince memed adlı destansı romanıyla yaptı. yaklaşık 32 yılda bitirilebilen bu dört ciltlik roman ona dünya edebiyatında epik türde yazan yazarlar arasında ayrıcalıklı yer kazandırdı.
romanları genellikle üçlemelerden oluşan yaşar kemal, 1970'lerden beri nobel edebiyat ödülü adayı olmasına rağmen henüz bu ödülü kazanamamıştır. orhan pamuk'um bu odulu almasi ise onu nobelden iyice uzaklastirmistir. zira birkac yil arayla bir baska turke nobel verilecegi pek ihtimal olarak gorulmuyor edebiyat dunyasinda.
kürt kökenli bir yazar olduğu ve ünlü kürt romancısı mehmed uzun'un kızından özel kürtçe dersleri aldığı da söylentiler arasındadır.