beni deli zannedebilirsiniz ama cidden çok seviyorum yürümeyi ıslanmayı.. sesine bile hastayım. takıyorum kulaklığımı yağmurun altında yürüyorum son ses müzik.. canım çekti.
Sadece kendiniz ıslanıyorsanız sorun olmayacak ama başkasının sizin yüzünüzden ıslanması vicdanen rahatsız edecek durum. Sırf depoyu göstermek, anlatmak için bana çokça yardımı olmuş bir insan benim yüzümden ıslandı hem de yağmur kıyasıya yağarken. Içim cız etti, kendimi kötü hissettim. Serdar bey olmasa staj defterine yazacak hiç bir bilgiye sahip olamayacaktım ve bunca şeyi yapmışken bir de üstüne üstlük ıslandı benim yüzümden. Allah razı olsun kendisinden, sağolsun varolsun. Yaptığı büyük iyilikleri misliyle bulsun inşallah.
Galiba sadece benim sevmediğim bi eylem. bi defa çoraplarınız ıslanıyor, aksamında apandist sanıp hastaneye koştuğunuz şey gaz sancısı çıkıyor.
(bkz: düşmanıma ver, amin)
bugün şemsiyeyi çantamdan çıkarana kadar maruz kaldığım durum. çok kötüydü her tarafım sırılsıklam oldu, bez ayakkabılarım vardı ayağımda.
çok ıslandım sözlük...
mecidiyeköy'deki ibb iftar çadırına gideceğim diye yolda maruz kaldığım olay. o kadar ıslandım ki bir insan en fazla bu kadar ıslanabilir. yılın bu zamanı istanbul'a hala yağmur yağıyor oluşu da ayrı bir sorunsal.
çok sevdiğim bir eylem. ağlıyorum, yağmura çıkıyorum, insanlar anlamıyor, içim üşüyor hatta, yağmurla ben yağıyorum sanki, yalnız olduğumu görüyorum. yağmur, o beni anlıyor sanki.
gülüyorum, sularda zıplıyorum özgürce, saçlarım bozuluyor, boşver diyorum, kimin umrunda? insanlara güzel gözükmek için gelmedim ki dünyaya diyorum. koşuyorum, sesini dinliyorum, ıslanmış ıhlamur ağaçları, kasvetli bir bulut yığını. şanslıysam şimşek de çakar, severim gökyüzünde olan ince bir ışık süzmesini. öfkesini kusuyor gökyüzü, sevincini, mutluluğunu. insanlar görmüyor, şemsiye açıyor bok var gibi.