yağdığında ve yağarken edilen dua geri çevrilmez, af de oğlum af de derdi rahmetli anneannem. aklıma geldi. yaz aylarında yağınca daha bir severim. etraf resmen temizlenmiş gibi olur.
kimisi bereket olarak nitelendirirken, kimisi ise tanrının gözyaşları demiş. insan, bir şeyleri anlamlandırma peşinde koştukça yağmur'a da farkli anlamlar yüklemiş.
Kimisi ise yılmaz erdoğan gibi işe daha romantik tarafından bakmış.
--spoiler--
Yağmur şehre bi' yağdı
ben ağladım.
--spoiler--
bu aralar yağmurda yürümeye çok ihtiyacm var sezen aksu açıp kulaklık son seste yavaş yavaş sırılsıklam olana kadar yürümek saçlarım ıslansın yüzüm ıslansın biraz geçer belki bu acı ama ilk bu acı zor geçer ve ukte bu acı seni çok seviyorum.
mevsim ne olursa olsun yağması bereket olan doğa olayıdır. ama yine bir şey var, mevsimi ne olursa olsun sabahın ilk saatlerinde hatta daha doğrusu teorikte sabah olup hava aydınlanmadan yağdığında sanki hava hep soğuk hep ürpertici hissi verir. siz ilk uyanıyorsunuz, hafif üşümenin verdiği durumla karın ağrısı ile kahvaltı yapma telaşları eşliğinde, pencere dışından gelen arabaların asfalta düşmüş yağmur sularından fışırt fışırt gidiş sesleri. işte bunu seviyorum diyemiyorum maalesef. psikolojik baskı veriyor ister istemez.
yağmurlu filmleri ve yağmurlu şarkıları seviyorum. yağmurlu günlerde pencereden insanları izlemeyi, onların; daha az farklı göründüğü, daha çok birbirine benzediği o masum hallerini izlemeyi... tabii sokaklara yayılan kokuyu içime çekmeyi de... en çok da kaçabilmenin artık mümkün olmadığı ve o telaşın sona erdiği, çaresiz kabullenişi. kitaptaki gibi;
Hayatımın sonuna kadar her gün tahammül edebileceğim hava durumu.
istisnasız her sabah yağmurlu bir güne uyanıp her gece yağmurun çatıya, pencereye vuruş sesi ile uyuyabilirim.
Ama hep arada olmalı ne çok yavaş ne de çok hızlı.