rüyada anne sürekli şarkı söylemektedir. ben, sevgili oğlu, anneye yaklaşıp senin sesin çok güzel derim. buna karşılık anne; hayır, sesim güzel değil, hülya avşarın sesine benziyor o yüzden güzel diyorsun der.
* hogwards'ta, aralarinda children of bodom, cradle of filth, metallica, megadeath ve benzeri bir suru metal grubundan istenilen herhangi birinden muzik egitimi alabilme sansi bulmak, dani ile kankalik durumunun bulunmasi sonucu cradle of filth'in secilmesi ve beraber bir kac hafta muzik calisilmasi, en son from cradle to enslave calisilirken akabinde bagirsakta meydana gelen lodos firtinasi sonucunda dani ve tum saz arkadaslarinin onunde gur bir sesle osurulmasi ve dani'den tuvalete gitmek icin izin istenmesidir.
-anam nickimin altına entry girilmis...
-(okursun) iyi iyi ayar yememisim,
-bugun'e basılır ve yine en ustte kendi nick gorulur...
-vay be bir tane daha...
-bunda ayar yenmıstır fakat bir dag resmı vardır onun hakkında bilgi ve g.tune girsin yazmaktadır...
yazara kufredilir * ve 3-4 defa daha entry altına gırılen yazılar okunur. ama o dag ile ilgili ayar unutulamaz. *
eski kız arkadaşın kedisine sayısız işkenceler yapılır.
- fön makinesine gıcık olduğundan, çalışır haldeki fön makinesiyle banyoya kapatılır.
- bıyıklar kesilip, dengesi bozulur.
" bu hayatta kediye çektirdiklerini ahrette o sana yaparmış" diye bir rivayet duyulur ve gülünür geçilir.
aynı gece uykuda;
kedi kucağa alınmış sokakta yürünür, kedi kafasını kaldırmış yüze bakmaktadır. tam el kaldırılıp kedinin kafasına vururken kedide pis bir sırıtma belirir:
- vur vur, sen bi öl ananı... !
ertesi gün kedi ilk görünüşte yüzünde hala o pis sırıtış vardır sanki, kediden kaçılır, tövbe edilir.
rüyada emre aydın futbolcudur kilolu bir kimsedir** ve beşiktaşa transfer edilmiştir. bunu gören osiris "bu adam fos; hızlı parladı çabuk söner zaten kilo fazlası var yönetim gene başladı saçma sapan transferlere..." biçiminde tepki vermiştir.
zonguldak'tan taşınalı uzun süre oldu, ama oturduğumuz evin her ayrıntısı dün gibi aklımdadır. özellikle kapı girişindeki kahverengi halının geometrik konumunu bile tarif ederim size. peki rüyayla alakası ne bunların? gelelim...
zaman zaman o eski yılları düşünmek, rüyalarda insanı o yıllara götürebiliyor ve saçma rüyaların oluşması kaçınılmaz oluyor...
mekan zonguldak'taki evimiz... halı kapı girişinde yine çapraz duruyor. ayakkabılık ve portmanto yine eski gazetelerle dolu ve o an kapı çalıyor. kapıyı açıyorum. bir bakıyorum... gelen kim mi? gelen kıraç! evet kıraç...
jokervari dudakları, hin bakışları ve üstünde herzaman kliplerinde giydiği siyah badisiyle karşımızda dikiliyor; ama üstü biraz kirli,pis gibi... kliplerinde çorak topraklarda çamurlara düşmekten belki de... hemen buyur ediyoruz salona, bir tokalaşıyoruz, tam öpecekken leş gibi kokuyu duyuyorum. evet, kıraç leş gibi ter kokuyor. çaktırmıyorum kıraç'a ama rahatsız da oluyorum.
kıraç salondaki beyaz koltuklara oturacakken annem yüzünü buruşturuyor... o pislikle oraya oturmasını uygun görmüyor demek ki. başlıyoruz muhabbete...
-çok uzun yoldan geldim, diyor kıraç.
-neresi? desem de çok sallamıyor anlatıyor da anlatıyor. ve kolunu omzuma atmak istiyor bir abi edasıyla. ve o an kokudan bayılacak oluyorum...
-e tufan abi *sen de amma pis kokuyorsun bee! diyorum...
ve uyanıyorum...
rüya garip; rüyamda 9 yaşında olduğum günlerdeyim, yani bundan 13 sene öncesinin ortamındayım ve o yıllarda kıraç meşhur değil, öyle biri yok... neyin sentezidir bu?
klasik bir gün gibiydi. yani durumun rüyalık bir hali yoktu. koltukta inek gibi yatmış, göbeğimi kaşıya kaşıya televizyon izliyordum. daha doğrusu sürekli reklam izliyordum. şu televizyonlar da hep aynıydı; rüyası gerçeği farksızdı. on dakika yayın varsa 15 dakika reklam vardı. rüyamda bile reklam izliyordum.
atv yine yayını kesmiş, reklam veriyordu. sıra aliye dizisinin reklamlarına geldi. hala rüyada değil gibiydim. farksızdı. dış ses her bölümde olduğu gibi yine "sinan aliye ye cocuklari gosterecek mi?","aliye velayeti ustune alabilecek mi?" diyordu. sıkılmıştım. dış ses bir de üstüne dizi atv de izlenirdedikten sonra ekran bir anda bembeyaz oldu.
müzik de kesilmişti. ne olduğunu anlamaya kalmadan beyazlığın derinliklerinden, takım elbiseli gözlüklü bir adam ekrana doğru sessiz bir biçimde yürüyordu. korkmuştum, aklıma bir an halka filminde kuyudan çıkan samara geldi. o adam bir anda durdu. tek elini pantolonunun cebine soktu ve konuşmaya başladı.
"aliye 21.75 te sizin kanalinizda atv de dizi atv de izlenir" dedi ve gülümsedi. gülüşü o an tarık tarcan'ı andırmaktaydı. ama bunun bir önemi yoktu. 21.75 ne demekti? bir anlamı var mıydı? bir sembol müydü? bunları kendi kendime sorarken salak salak ekrana bakıyor ve gülümseyen tarık tarcan kılıklı adamdan da gözlerimi kaçırıyordum. belki de adam samara etkisi yaratır diye düşünüyordum.
adam tekrar konuşmaya başladı. " siz de herkes gibi 21.75 in saat kac oldugunu merak ediyorsunuz degil mi dizinin normalde 21.45 te yayinlandigini dusunup ustune 30 dakika eklerseniz dizinin 22.15 e kaydirildigini anlayabilirsiniz" şaşkınlığım daha da arttı. bir dizi reklamında neden böyle saçma bir uygulama vardı? o adam neciydi ayrıca? gözlerimi tekrar kaçırırken adam sırtını döndü ve uzaklaştı beyazlığın içinde kayboldu.
gördüğüm rüyalar bütünüdür.bir tanesi şöyle ki;
bill gates'le ateşli bi şekilde tartışırken sinirlenip masadan kalkınca ayağıma kapanıp ağlamaya başlaması ve ardından bill'in ayağımı bırakması için saçını okşayıp teselli etmem.
ice age'in peltek sid'i, rüyada uyumaya başlayacakken yaklaşık 6-7 kez hırsızlık yapmak için camı kırıp içeri girer. bilimum yöntemlerle evden kovulur. ortam the sims'in object moduna döner; cama alarm takılır. sid yine hırsızlık denemesinde bulunur, alarm çalar; sid bahçeye düşer. o sırada telefona sarılan purpledreamz 155'i arar; polisler aralarında geyik muhabbeti yapmaktadır, arkadan da türkü sesleri gelmektedir. polislere okkalı bir küfür savrulur; telefon kapatılır. koridora çıkılır; çelik kapının merceği delinmiştir; sid ise ordan el sallayıp pişkin pişkin sırıtmaktadır. ne olduğu anlaşılmadan rüya biter.
2006 aralık döneminde girdiğim les sınavının ve annemin zihinsel engelli çocuklarla çalışmasını sağlayacak seminere katılımcı listesinin yayınlanmasını beklediğimiz bir dönemde, bilinçaltım müthiş bir kolaj yapmış ve şu rüyayı sunmuştur: les sonuçları açıklanmış fakat adım listede yok. orası neresiyse artık bir yeri arıyorum ve sınava girdiğimi ancak adımın listede olmadığını söylüyorum. görevli bana "aaa biz sizi gerizekalılar listesine almışız, ondan" şeklinde bir cevap veriyor.
rüyada hiç tanınmayan bir adam hiç alakasız bir anda ortaya çıkar ve. kore büyükelçiliğinde yangın çıkmış der. osiris bu duruma çok şaşırır* ve adama "neden çıkmış yangın yav" diye sorar. adam büyükelçinin karısının yemek yaparken evi yaktığını söyler. yapılan yemek ıspanak yemeği yahut ıspanaklı börektir*. ardından adam kore hükümetinin türkiye ile ilişkilerinin tek taraflı olarak durdurduğunu söyler kızgın bir ifadeyle. sinirlenen osiris bombayı patlatır: " ya usta zaten uzak doğudan adam çıkmaz yauv. adamların iyi ilişkileri olan tek ülke biziz bize de böyle yapıyolar anasını satıyım. bir de japonyayla araları iyiymiş o kadar."
adam bunun üzerine osirisi desteklemek amacıyla: "bak o lost'taki iki tane koreli varya onlar da kimseyle muhabbet etmiyomuş aralarda falan hakkaten bu uzak doğululardan adam olmaz ya.."
testerenin* odasında işkence görürken kapıyı açık bulup deparı atmak. sonra onlarca muhafız tarafından kovalanmam. sonra şaftı kaymış bir muhafıza koca bi nah * çekmek ve terler içinde debelenerek uyanmak... devamı(#641466)entryde görülebilir.
trafik kazasında ölen arkadaşını morgda ziyarete giden arkadaş.ölen hırtın nur içinde yattığını ışıklar saçtığını görür.otopsi sonucu çarpan arabanın farı hırtın dötüne girmiştir. nur-u anüs