senelerdeeen, geçen sene. öss zamanlarıma geri dönmüşüm ve dershaneye gidiyorum. dershaneden binasından içeriye giriyorum, o da ne! ne kadar hoca varsa ağlıyor. bende bir şey soramıyorum neden ağlıyorsunuz diye. bayağı bir gidiyor bu ağlama işi. sonunda sekretere soruyorum ''neden ağlıyorsunuz abla?'', sekreter ''öss'de barajı geçememişsin'' diyerek cevap veriyor. anında uyanıyorum, sağa sola bakıyorum kimse yok. gülerek tuvalete gidiyorum.
(bkz: gül gül öldük yahu)
eski kız arkadasımı, yine ona benle beraber asık olan bi cocukla plan yapıp, bi arabanın arkasından ates ederek olduruyorum. sonra bu arkadas sen naparsan yap ben imar bloklarına kacıcam diyo * ben de diyorum babam iyiki seyhulıslam belki ordan yırtarım fakat babam basımın vurulmasını ferman buyuruyor.
okunması, anlatılması en zevkli rüylardır. uyandığında mutlu eşşekler gibi sırıtmana sebep olan rüyalardır.
bir keresinde okuldaki sıra arkadaşımla kendimi karı koca olarak görmüştüm.
ama ters giden bir şeyler vardı.
çizgi filmdik, yani çizilmişiz resmen.
koca göbekli kıllı bir kocam vardı, o yakışıklı çocuğu nasılda çizmişler öyle rüyamda.
zaman milatan önce 50000li yıllarmış.
taş devri daha o zaman.
ne konuştuğumuz anlaşılmıyo.
sadece söylediğim şu sözleri anlamıştım
ben kocama: " yoksa giderim annemin maarasına heeeeee" demiştim.
sonra da beraber çölde deve üstünde balık tutuyorduk.
daha sonrada zall ı upuzun kuyruklu, yanında koca kafalı ağlayan suratlı bir kızla bulaşık yıkarken gördüm.
(bkz: akıl fikir) *
daha dün gece görmüş olduğum rüyamız konsept itibariyle bile abuk ve yarmaya müsaittir. zira rüyada bendeniz kadınımıdır; hatta daha da kötüsü tır şöförlüğü yapan bir kadınımıdır. gelin görün ki rüyada da olsam ben yine benliğimi yapıyor ve ulusal tır yarışları'na katılıyorum.
daha henüz yarışın başında yardıra yardıra ilerliyerek en öne geçiyorum ki yurdum insanının bayan şöförlere karşı sergilediği iğrenç tutumla yüzyüze geliyorum.* rakip tır şöförlerinin selektörleri, kornaları, "çarpayım mı gız zilli !" diyerekten direksyonu üstüme kırmaları ve buna benzer tacizleri bir anlığına direksiyonun kontrolunu kaybetmeme ve hemen akabinde yoldan çıkıp şarampole yuvarlanmama sebebiyet veriyor ki tam o noktada kan ter içinde uyanıyorum. bunun bir rüya olamasına ve hala bir erkek olduğuma sevinip "lan kadın olmak ne zormuş*" diyerekten uykuma kaldığım yerden devam ediyorum.
büyük bir arenada ben ve mutasyona uğramış rakibim karşı karşıyayız.Arenanın altında deli bir şekilde sular akmakta.sonra savaş başlamakla beraber benim topuklayıp kaçmam ve mutasyona uğramış rakibimi suya itmem gelmemtedir.bu rüyayı yorumlarsak biyerlerimin biyerden soğuk aldığıdır.
**
efendim ruyada batak masasina oturmusuz. her zaman yaptigim gibi somuruyorum tabi masayi. bi de laf aramizda cok iyi vito corleone taklidi yaparim. hele batak idir, tavla idir, winning idir oynarken icimdeki sicilyali kisiligimi ele gecirir. ruyamda da yine boyle yardirmisim, nesem gelmis, hani o filmin basindaki "now you come to me and said 'don corleone, give me justice.' you dont even ask with respect. you dont offer friendship. you dont even think to call me godfather." efsane repligi soyleyip maymunluk yapiyorum.
o sirada kafami cevirmemle birlikte gercek bir sok yasiyorum. marlon brando, robdosambrini giymis, cene yine iki bucuk metre disarida, gulumseyen bir ifadeyle bana bakiyor. elinde de kagitlar. bizim vito masaya bile oturmus haberimiz yok. 'noo, no' cekip bu repligi bize orijinalinden dinleme sansini lutfediyor. o sirada ne olsa begenirsin? repligi unutuyo habura koyim. 'you dont offer friendship' kisminda 'you dont...mmm...what am i supposed to say?' deyisi uyanali 3 saat olmasina ragmen hala kulaklarimda cinliyor. koca cinarin dustugu hallere bak. neyse konumuza donelim. ben tabi il padrionun bu acikli halini gorunce konuyu degistirmeye calisiyorum. "lan" diyorum, " acaba apocalypse now'daki rolunden sonra bunalima girmesiyle alakali bir soru sorsam mi?" diyorum. vazgeciyorum. "telefonu arkadasa verip bi foto cektirsem, facebook a koyup karizmanin dibine vursam" diyorum. bundan da vazgeciyorum. "senin kendine guvenle alakali problemlerin var reconquista" diyorum, "sktr git lan" diye cevap veriyorum kendi kendime.
bi uyaniyorum, televizyon acik, 'efsanevi film baba nin ilk bolumu bu aksam fox tv de' diyor, toobe yarabbim aklima mukallet ol deyip cikiyorum yataktan.
bobrek hastalıgından yeni kalkmıs bir bunye (bkz: balim) cekilen onca sıkıntıdan dolayı aman bir daha olmasın diye suya abanan yaz sıcagında bobregine yun atkı falan dolayıp yatar hale gelmistir ruya da ki gercek gibiydi aynadan tamara **** fırlar ve uzerimden atlayıp tam arkama gecer ulan simdi bu serefsiz bobrege tekme falan atar neme lazım diyerek bir hamle ile bobrek bolgesi korumaya alınır ve kan revan icerisin el bobrekte uyanılır.**
kısa bir rüyamdır , hasskitir nidalarıyla uyanmıştım çünkü. yüzünün göremediğim sarışın bir hatunla yan yana yürüyoruz , ben buna futbol la ilgili birşeyler anlatıyorum ve o da beni g.t etmek amaçlı birşey söylüyor ve g.t oluyorum işte o anda kafasını normal bir şekilde çevirip naaber aşkım diyor ve önüne dönüyor , sonra arkasını dönüp " dur lan ! " diyor alla alla diyip dönüyorum arkama kafasını çevirip " g.t ettim ama godoş " diyor ve bir sigara yakıyor ve yüzünde hani böyle şerrefsiz insanlar olurya , böyle birşey başardıklarında orsbu çocuğu gibi sırıtırlar , aynen öyle sırıtıyor. bende uyanıyorum.
persil reklamındaki tilkiye benzer bir tilkiyle ilgili bir rüyam vardır , o tilkiyle tepenin ardına geçip koyunları gözlüyoruz , bu tilkicanda bana birşeyler anlatıyor " bak kardeşim , şurda duran ite dikkat edeceksin sakın korktuğunu belli etme çok kötü şeyler olur ayrıca ısırdımı koparır öyle böyle bir hayvan , ayrıca şuradaki koyun en lokumudur , eti yumuşak , g.tü tatlıdır * " diye. bende " tamam anladım " diyorum ve koyunlara yöneliyorum ve işte o an " hoppala hemşerim " diye bir ses duyuyorum , arkama döndüğümde çoban itinin bana seslendiğini görüyorum " hoppala hemşerim sen necisin ne yapıyorsun burada " diyor , işte o an korktuğum için boyumun küçüldüğünü hissediyorum , en sonunda başladım ite aşşağıdan bakmaya. başladım ağlaya ağlaya " abi valla tilkini sözüne uydum affet abi " " abi koyunları yemiycektim zaten " tarzında yalvarışlarda bulunuyorum , köpekde dayanamıyor " tamam lan affetim diyor " boyum tekrar uzuyor , köpek bana çay ikram ediyor çay içiyoruz yukardan " orozbu çocukları ! " diye bir bağırış duyuyoruz , baktığımızda tilki bize hareket çekiyordu.
Ugur mumcu'nun oldurulmesinin yildonumlerinden birinde katilinan anma yuruyusunun ardindan ve o donemde alinan dunya tarihi dersinin de etkisiyle kendini fransiz ihtilalinin bir onderi olarak bastille hapisanesini basarken gormek ve gercekte kankanin annesinin ust duzey hakim olmasindan hareketle ruyadaki hakli davada o teyzenin destegini almak.
Gotikler tarafindan modanin arka sokaklarinda yenmek uzere kovalanmak.
annenin bahcede kedi dogurtmasina yardim etmek ve annenin sakat dogan kediyi saglikli kardeslerini yasatmak ugruna "kurban" etmek istemesine karsi cikmak.
Universite ogrencisiyken, izlenilen bir turk filminin etkisinde kalinarak kendini genelev calisani olarak gormek ve o donemde hoslanilan gencin geneleve musteri olarak gelmesi karsisinda kendini gizleyip cocugun memnun kalmayacagi garanti olan bir "is" arkadasini gorevlendirmek. * Sabah mesai bitiminde isten cikarken sabahci kahvesinden birinin tacizine maruz kalmak ve adami oldurdukten sonra polisten kacmak.
DTP'li Sabahat Tuncel ve bir takim kadinlar tarafindan mecliste alikonulup tartaklanmak ve yardim istedikce DTP'lilerin kimi kime sikayet ediyorsun salak, biz milletvekiliyiz, bize dokunamazlar, kimse seni mecliste arayamaz" demesi.
corlu sehrinin bir zamanlar hergun gectigim herhangi bir sokaginda babam ve recep tayyip erdogan bagira bagira rusca kavga ediyorlardi. **
bu sirada babamin bir arkadasi da ayni sokakta kaldirimda aglamakta olan sezen aksuyu teselli ediyordu.
sonra babam o sinirle arkadasina da sende sirf sezeni tavlamak icin orda oturuyorsun,kalk gidelim gibisinden 1-2 kelam etti . bu sirada kavgadan kurtulan rte de agir agir uzaklasti , takim elbisesi uzerindeydi ama ne koruma vardi ne araba .. **
aklı sürekli med cezir halinde olan arkadaşım tolga, rüyasında odun kırmaktadır. o esnada tarkan yardım edeyim mi tolga diye yanına gelir. tarkan'ın üzerinde dudu single'ını çıkardığı günlerde giydiği baştan aşağı beyaz kıyafetleri vardır ve tolga sağol tarkan üzerin kirlenir bak beyaz giymişsin der, eline bi beş ytl sıkıştırıp gönderir.
nasıl bir zihnimiz var, neleri bilinçaltımıza tıkıştırıyorsak artık dün gece gördüğüm bir rüyada ise amfiye benzer bir ortamda uğur dündar ders anlatmaktaydı. ne anlattığı pek net olmasa da konuşurken bir yerde "72 yılında yapılan barcelona olimpiyatları..." diye bir cümle kurunca ayağa kalktım "hocam yanlışınız var 72 olimpiyatları münih'te yapılmıştı" dedim. bi süre tartıştık. ders arasında bilgisayar odası gibi bi yere inip internette arama yaparken uyandım. *
rüyamda polistim. ben, john locke, boone ve özgü namal(hadi ilk ikisini anladım lost. bu ne alaka? zaten sevmem kadını) benim ortaklarım. Bu özgü namal mesleğin baskılarına dayanamıyor, psikolojisi bozuluyor. ben en iyisi bırak falan diyorum. boone karşı çıkıyor, göz mü koymuş ne? john locke bana katılıyor, zaten iyi muhabbet ediyoruz adamla felsefi konularda. oy üstünlüğüyle bizim kararımızı uyguluyoruz. özgü'yü mr aletine benzer bir alete yatırıyoruz. o bir portaldan geçiyor gidiyor(artık nereye gitti bilmiyorum). Boone kızıyor ama birşey diyemiyor. Neyse, özgü'nün yerine polis atıyorlar. o da ne ferhat göçer(bu heriften de nefret ederim), saçları jölelemiş yatırmış. insanlara kötü davranıyor herif, ben karşı çıkıyorum. bu da beni tutuklamaya kalkıyor. ben ellerime iki zincir almış bekliyorum. bir bakıyorum boone da ferhat'ın yanında, john abicim bir şey yapamıyor boynunu eğmiş bakıyor. boone'nun bu yaptığına çok üzülüyorum, zincirleri bırakıp teslim oluyorum. hapse atıyorlar beni. sonra plan yapıp kurtuluyorum, tam bu ferhat göçer'e dalacakken uyandım. hırsımı da çıkaramadım.
Rüyamda 1915 yılındayım. televizyonun etkisinden olsa gerek rüyayı siyah beyaz görüyorum. daha sonra ortam renkleniyor. ben askerim. ve karşımızda çanakkale boğazı var. denize arkamızı verip iç kesimlere doğru gidiyoruz. ve karşımıza ne alakaysa bir cip çıkıyor. cipe biniyoruz. gece vakti ama gün ağarmak üzere. yanımdaki adam komutanmış. ben ise ermişim. ama komutanın koruması gibi bişeymişim. bugün günlerden ne diye soruyorum. 18 mart diyorlar. sonra aniden üstümüzden bir uçak geçiyor. hemen ardından top sesleri başlıyor. heyecandan ağlamaya başlıyorum. komutan tokadı yapıştırıyor. mehmetçik ağlamaz! diyor. daha sonra cipin benzini bitiyor. yol üzerindeki petrol ofisinden benzin alıp yola devam ediyoruz. gün iyice ağarmış. karargaha geliyoruz. beni diğer askerlerin yanına koyuyorlar. cepheye yürüye yürüye gidiyoruz. etrafımızda her şey patlıyor. siperlere yatıyoruz. karşıdan sürekli ateş var. başka bir komutan haydi aslanlarım hücuum! diye bağırıyor. hücuma kalkıyoruz. düşman ise ingiltere futbol milli takımı oyuncuları. süngüyle david beckham ı deştikten sonra uyanıyorum.
öncelikle rüyamın ilerleyen yerlerindeki saçmalıkları anlamanız için bilinç altımı etkileyen şeyleri anlatıcam.
1. sabah dışarıdayken 3-4 yaşlarında bir velet bi mercedes in amblemini sökmeye çalışıyordu. (bkz: mercedes abmlemi)
death magneticle ilgili bütün entryleri okuduktan sonra metallica daki bas gitar tonlarının şarkılarda çok zor duyulduğunu falan söylüyodu herkes bu da 2.
şimdi odamda ben ve bi arkadaşım gitar çalıyorduk. birden sandalyemde james *belirdi. james gitar çalmaya başladı bende bi heycan tabi james lan boru mu. neyse bi de böyle arkalardan bi bas sesi geliyo * ama zor duyuluyo falan. benim odamda yatakla duvar arasında jimnastik minderi var ulan onun arkasından bi bas gitar ucu göründü ondan sonra bi adam zar zor minderin arkasından çıktı. adam da cliff burton ama aslında tipi avenged sevenfold un gitaristi sinistır ama cliff diye kabul ediyorum ben. işte cliff oh be kurtuldum şurdan tarzı bi şeyler söyledi. bende o sırada bi kıvılcıım çaktı ulan demekki yıllardan beri bas sesinin geriden gelmesinin sebebi benim odamdaki mindermiş ,bilsem bırakırmıyım lan ne biliyim ben. sonra gittim cliffe cliff abi bi fotoraf çekilelim falan dedim olmaz birader ölmediğim anlaşılmasın falan bende bi uyuz oldum buna artis lan. neyse gittim james e kabul etti tabi mütevazı adam. neyse gittim içeri odaya fotoğraf makinesini almaya gittim. odada da ayna var. aklıma geldi lan dedim bi kere foto çektiricem james le kızlara falan göstericem bari artis çıkıyım diye güneş gözlüğü takmaya karar verdim. güneş gözlüğünü aldım böyle taktım gözlüğün bi camı mercedes amblemi. işte aynaya baktığım anda çotank diye uyandım bari fotoğrafı çekseydim lan. allahsız saat.
O kadar saçma ki.. Olsun yine de başlamak istiyorum.
psikopatlık derecesinde kurtlar vadisi hayranı biri olaraktan perşembe gecesi dizinin gidişatı beni o kadar çok etkilemiş olmalı ki -ve ertsi günkü sınavın stresi- yatağa yatıp uykuya daldığımda hayatımın en gerzek rüyasını görmüş bulundum.
---spoiler---
şimdi ben ve memati ilkokul sırasında oturup hocanın anlattıklarını dinliyoruz ve fişlerde aynen şu yazıyor. 'Memati vur', 'Polat posta koy', 'testere, kendi çükünü kes', 'tombala necmi, elini ordan çek'. bu fişler doğrultusunda bizi tek tek kaldırıp söylememizi yani tekrarlamamızı istiyor. o sırada camdan içeri iskender girerek (evet baya camdna içeri girdi ders esnasinda) ''öğğetmenim, polat kırmızı kitabimi aldı vermiyooo' diye serzenişte bulunuyor bense birden etrafımda gelişen bu saçma salak olayları hayretle izliyorum.
Sonra muro tenefüste amcasının çantasına koyduğu silahı çıkartıp hepimizi tarıyor.
---spoiler---