Maaile milyoner yarışması izleniyordur. Sessiz ve dikkatle, bir Hayli ciddi bir ortam. Çocuğun biri tek tek soruları bilir ve joker kullanmadan 125 bin lira ödüllük soruya gelir. Emin olamasa da yine joker kullanmadan son soruya cevap verir ve sonuç hayal kırıklığı olur. Tam da o yanlış cevabı verdiği anlaşılan ses duyulduğu anda nine kişisi tüm sükunetini bozar ve ekrandaki çocuğa bağırarak kızmaya başlar...
"Eeeiiiiy, salak uşaaaak. Yikarken götuni poklayisun taşaklaruni!!! Siku tutarsun habole, hey gidi tamahkar ahmak; sağa ne gerek yarişmak!!!"
Nenega ve kocakarı arkadaşları kuran sohbeti için evde toplanmıştı. Kadınlardan biri kütüphanedeki cdleri görüp ilahi midir bunlar dinleyelim diyerek merakla incelemeye başlamışken içlerinden en haşin fotoğrafların olduğu metal albümlerden birini açıp ürkütücü ve tuhaf görsellerin olduğu kartoneti görünce çığlıklar atarak salonda küçük çapta bir kıyamet yaşatarak paldır küldür kaçmışlar...
"Aaaaaaa, vıuuıuııhhhh, şeytan işi bunlaaaaar, hanım senin torunun satanist olmuş, çarpılacaaaaaz, yanacaaaaz, kaçalım buradan..."
Eve geldiğimde bir çöp poşeti cdyi kapının önüne koyulmuş bulmuştum.
Dedega ise gizlice bana yüklü miktarda para vermişti o gece...
"ula uşak aferun sağa, yarun git o sidilerden bi suru daha al kendune. sayende hepten kurtulacağum habu kocakari ziriltisunden!!!"
Geçen gün yine bir sözlük kızıyla çılgınlar gibi sevişirken başka bir sözlük kızına verdiğim randevuyu unutmuşum. Gelmiş kapıma dayanmış cama taş atıp duruyor. bütün mahalle ayağa kalktı, karşı komşu bana bağırıyor nasıl unutursun kızcağızı diye. Rezil oldum amk!
bir akşam vakti eve gelen torun kişisi dedega ve neneganın hararetli hararetli konuşmalarını işitir. odalarının kapısını açtığında ikisini ellerindeki laptopu dikkatlice inceleyip kurcalarken yakalar...
"ne yapıyorsunuz, onun sizin elinizde işi ne? kıracaksınız!"
"ulaaa bakayruk hağu pokin içine ne vardu biz da gorelum isteyruk. ne sikum bişeysa artuk saatlerca başundan kalkmaduğunuza göre pek kıymetli bişeylar var idu içine. ee madem geldun, aç da görelum!!!"
yer: istanbul boğazı kıyısında lüks bir davet mekanı.
resident kişisi yabancı bir müşterisi için gala yemeği planlamakta, mekanı incelemekte, nerede ne yaparızı düşünmektedir. mevsimlerden yaz olduğundan mekanda açık hava düğünü mevcut. gelin, damat, şıkır şıkır davetliler, her tarafta ışıklar, tüller, çiçekler. nikah memurunun hayırlı uğurlu olsun tebriğinin ardından gelin-damat yürüyüş yolunda. maytaplar ve pyro gösterisi bir anda ortalığın ışıl ışıl olması, sonrasında gözümün takılmasını ve daha dikkatli izlememi sağlayan büyük bir alev topu, gelinliğe bulaşan bir kıvılcım. aniden 4-5 kişinin ceketlerini çıkararak gelinin üstüne başına, kafasına gözüne vurması, yetmemesi.
10 saniye sonrasında artı 4-5 kişinin gelini bildiğin tekmeleyerek söndürmeye çalışması. yine yetmemesi gelinliğe ve etrafa yangın tüpüyle müdahele. mekandakilerin bir oh çekmesi.
ateşli-alevli olsun derken eminim düşünce bu değildi. yazık oldu.
Yeğenim hatice yeni yeni sözcükleri keşfetmiş anne, baba, aynene, oyunçak gibi kelimeleri öğrenmiş.
Ben de tabi ki dayı dedirtmeye çalışıyorum. Uğraş, tepin, dur yok. Söylemiyor kızcağız. Erkek Kardeşime " nayı " diyor bana demiyor. Çıldıracağım. Sevmedi galiba beni diyeceğim ama en çok benimle oynamak, zaman geçirmek istiyor.
Tutturdu bir gün anne park, park diye. Dedim ben götüreyim. Gittik parka hava da soğuktu. Dayı de bakayım yoksa binmem senle tattırevalliye dedim. Mız mız yapıyor, bişiler diyecek ama mız mız durumunda. Kıpkırmızı olmuş yanakları soğuktan.
Dedim bak ben gidiyorum, dayı demezsen bir daha gezmeye çıkmayacağım seninle. koşarak tattırevallinin bir tarafına oturdu, " buyaya gel buyakçım " dedi.
Bir an beynimden vurulmuşa döndüm. Aramızda ki samimiyetten dolayı dayı demiyor bakar mısın sen fırlamaya. Bende orada neden dayı demiyorsun triplerindeyim. Bu çocukların hepsinden korkacaksın arkadaş. Her an yamultabilirler sizi böyle.
bi gün annemler pikniğe giderken abimin tuvaletinin gelmesiyle olay başlar. annem de boş bi kavanoz çıkarır neyse abim halleder işini kavanozda ikinci bir çişe yer kalmamıştır. ardından kuzenimin de tuvaletinin gelmesiyle olay patlak verir. kavanozun boşalması lazımdır. annem dolu kavanozu aldığı gibi arabanın camını açıp dışarıya savurur. arkadan gelen talihsiz gelin arabası ne yazık ki kavanoz içerisindeki sıvıyla bi güzel yıkanır. bunu farkeden annemin babama gaza bas gaza bas nedenini sorma demesiyle olay son bulur efendim. artık kuzenimin işeyeceği boş bir kavanoz elde edilmiştir. gelin arabasına çok geçmiş olsun...
gecenlerde nufus mudurlugunde basima gelen olaydir.
70li yaslarda cipli kimlik almak uzere gelen bir amca vardi. memur parmak izi almak icin oturmakta olan amcayla yaklasik 20 dakika suren bir mucadeleye girdi. cunku adamin el izi bir turlu okunamiyor ve cihaz hata veriyordu. sonra memur dayanamadi ve dediki amca ayaga kalkip oyle bas elini, galiba elin tam oturmuyor. amca da yanlis anlamis olacak ki, bir ayagini havaya kaldirip parmagini basmaya devam etti. ayak 5 dakika kadar havada bekledi, memur bes dakika kadar ibretle amcayi izledi, ben ise bes dakika boyunca hic tanimadigim bir tontis teyzeye yaslanmis gozumden akan yaslari siliyordum. bu da boyle bir animdir.
geçen cuma hadımköy metrobüs durağından inip gürpınar'a giden 4 no'lu minibüsü beklemeye başladım.
bu hıyar tabiatlı minibüsçüler sefer sürelerine pek riayet etmedikleri için de durakta yığılmalar kaçınılmaz oluyor. hani abartmıyorum 60-70 kişinin bile aynı arabayı beklediğini, 2 boş minibüs ile anca o kalabalığın temizlendiğini görmüşlüğüm vardır. neyse.
araba sonunda geldi.
biz de kemal sunalın o meşhur filmindeki o sahneyi canladırıyoruz (bkz: ekmek çıktı) millet çıldırmış gibi arabaya binmeye çalışıyor. itiş kakış derken arabaya bindim ama ne bindim. siktir et kımıldamayı, nefesimi verdim geri alamadım. o boşluğa bile adam sığdırdılar amk...
kapılar kapandı bi şekilde, sıra geldi para uzatma seansına. benim yanımda bi amca var. ben ona uzatıyorum paraları o da şoföre.
ama araba full vaziyette ve herkes yeni bindi...
- abi buradan bir gürpınar
+ gürpıanar üzeri
(para yağıyor)
-abi bi bizim kent
-abi bi kolan
-abi iki yonca fırın
+kolan üzeri
(beşlikler onluklar)
*abi bi öğrenci
+bizim kent üzeri
-abi şu parlementerler 2 kişi
*beylikpazarı bi tane
(aynı anda iki üç kişi...)
/ ben para üstümü alamadım
=şuradan da bi yakın...
^^amca şunu da uzat...
derken amca iyice gerildi... şoföre bi baktım yenim ediyorum "ne yapacam ben şimdi" diye bakıyo kafa gitmiş adamın.
yanımdaki amca durdu... durdu... çok sakin bir sesle...
Sabahın köründe köründe dediğim dokuz gibi falan annem geldi kalk pikniğe gidiyoruz neyse zorla kalktım üstümü değişip sigaramı alıp aşagı indim.
Yaklaşık beş yaldır tanıdığımız yan komşu ile gidiyoruz muşuz. Ayıptır yan komşunun bi kızı adı Ayşe afet bir şey yani aşık mıyım degil miyim bilmiyorum ama kızı görünce mutlu oluyorum.bununda küçük bi kardeşi beş yaşlarında adı Hakan.
Neyse bindik arabaya gittik. Hazırlıklar yapılıyor bende sigara içmek için biraz uzaklaştım bi ağacın altına oturdum sigaramı üflüyorum. Bizim bu Hakan geldi kafamdan aşağı bir avuç toprağı döktü. Bende direk senin ananı sikerim piç diye ağzımdan laf çıkı verdi. Yakalasam ağzına şıçaçam ama koşarak annesinin yanına gitti. Tabi bizimkilerde orda yan komşu ve güzel kızı Ayşe.
Bende sinirli sinirli yaklaşıyorum. Annesi ne olduğunu sordu. Bizim bu yavşak Hakan
Anne bu bana senin ananı sikerim piç demesin mi. O an yer açılsada dibine girsem dedim gerçekten.Herkesin bana doğru bi bakışı var. Ulan şimdi ben napayım nere gideyim dönsen dönülmez gitsen gidilmez.
Bende hiç bir şey duymamış gibi yapıp su şisesini alıp tekrar sigara içtiğim yere gittim. Onlar yemeklerini yediler ve beni bile çağırmadılar. Ayşe ile hayaller suya düştü izin özeti. Ayşe'yi geçtim annem falan baya lafını yaptı ama o hakanı ertesi gün yakaladım şamar Manyagı yapmaz mıyım amını siktiğimin gavatı.
chp'lilerin yargıtay birinci başkan vekilini ysk başkanı sadi güven sanıp çık dışarı meclisten diyerek kovmaya çalışmaları (bkz: swh) bugün olmuştur
edit: resimle destekleyelim entry yi https://galeri.uludagsozluk.com/r/1403693/+
ulan hala gülüyorum atatürk kurduğu partinin bu hale geldiğini görse tekrar ölür
edit 2: ortamdaki iq su tek yüksek adam erdoğan durumu baştan anlamış tabiri caizse pis pis sırıtıyor. (bkz: swh)
Babamdan hayatımda 1 defa dayak yedim, o da şu şekilde olmuştu;
yaşım 17 civarında o ara, her gece eve 2-3 gibi geliyorum üstüne bir de anahtar taşımayı sevmiyorum ki hala öyleyim. Babam bir gün çekti kenara, "bak çok kaşınıyorsun, biraz hareketlerine dikkat et" dedi. Her neyse ben umursamadım her gece 1-2 gibi gelmeye devam ediyorum eve, üstelik zile basıp uyandırıyorum. "Ertesi gün yine uyardı bir daha gel o saatte bak neler oluyor" dedi.
Aradan 2-3 gün geçti, yine zile bastım babam açtı kapıyı "gel, gel" dedi. Aga, bir girişti bana böyle bi dayak atma şekli yok, ondan sonra "git dışarda yat nerde yatarsan yat" dedi. Biz de gururluyuz ya hemen çıkıcaz dışarı illa, kapıdan dışarı adımımı atar atmaz "nereye gidiyorsun sen" diye diye bir daha girişti bana. 1 akşamda duble dayak yedim, ama taktiği güzeldi hakkını vermek lazım
memlekete doğru upuzun bi yolculuktayız. sıcaktan bunalmış, yoldan sıkılmış halde arka koltukta dünyanın bütün saçma sapanlığını sırayla deniyoruz zaman geçsin diye.
kardeşim elini pencerenin arasına sokup çıkarmak gibi bi dangalaklığa kendini kaptırmışken baban fark etmeden camı kapatıvermiş.
zaiyat yok da kardeşim parmaklarini kökünden kaybetmiş kadar yaygara yaptı. neyse, bu noktada babamla arasında bişey varken cam kapanır mı kapanmaz mı tartışmaları başladı.
devamı şöyle,
babam yav olur mu öyle şey, atma. al bak sıkışmıyor diye söyleniyor. sonra camı kapatma tuşuna basıp sol elini dışarı uzatıyor. cam eline rağmen kapanmaktaki ısrarını devam ettirince babamin agzindan hayatimda duydugum en derin hassiktir çıktı o an. bi an için hep birlikte bok yoluna gittiğimiz, babamın camda sıkışmış elinin müge anli da 526 bölüm tartisildiği anlamsız aile faciasi basliklari gecti aklimdan.
neyse, direksiyonu birakip diger eliyle cami açabildi ve kimseye bi zarar gelmeden, bi kazaya neden olmadan mesele cozuldu.
ozet olarak,
trafikte amele amele şeyler yapmayin.
Hahahhahha ne kadar elit insanlar yha. Acayip güldüm sabah sabah. Hahahahha bak durduramıyorum kendimi. 3 ay içinde evlilik isteme muhabbetleri falan fıstık allahsız baba dindar sevgili atesit kanka hahahhaah.
Ne matrak ne ilginç ne sıradışı insanlarla aynı yerdeyim ya.