son dersteyiz çıkmaya hazırlanıyoruz herkes dersten bıkmış bir halde bitse de gitsek havasındayız. bizimki kaloriferin yanında oturmakta ancak bilmediğimiz şey şu; kaloriferde bir delik var su kaçırıyo bizimkinin sandalyesi ıslanıyo pantolonu da biraz ıslanmış. zil çalıyo çıkmak için hazırlanırken ayağa kalkıp ıslaklığı görüyo tabii biz de fark ettik ne oldu diyoz cevabı ise espriyle karışık "aaa suyum gelmiş" oluyo. yaklaşık bir 5 dakika gülüyoruz sonra başka bir kaloriferde durup pantolonunu az da olsa kurutup eve dönüyor. bu da böyle bir anı olarak kalıyor bizde.
üniversite ingilizce hazırlık sınıfındayız. okulun dili &100 ingilizce olduğu için hazırlık zor, devamsızlık hakkı yok. hava sıcak ama okula sike sike gitmek zorundayız.
eğer yds'ye girip, tam hatırlamıyorum ama sanırım 70 üzeri not aldığınızda hazırlık direkt bitiyor. bazı arkadaşlar bunun için yds'ye girmişti.
yds'nin açıklandığı saatler dersteydik, sınıfta o üç beş kişiden oluşan bir heyecan dalgası yayıldı. o güne kadar çok efendi, sakin, saygılı olan da bir arkadaş vardı. yds sonucuna baktı, eşyalarını yavaşca topladı, ayağa kalktı ve:
-sikerler.
dedi, çıktı gitti sınıftan. bir daha hiç görmedik.
yaşlıydık. camideydik. bikaç kişilik arkadaş grubu topluca cuma namazına gelmişti. bi tanesi tuhaf davranıyodu. tam namazın ortasında farz kılınıyordu ki bu garip çocuk "abii ben cenabetim.." demesin mi? sonra tam bi curcuna. ben de tam onlara odaklanmıştım. ortalığı ayağa kaldırdım. namaz da gitti tabi. veletler ayakkabıyı filan bırakıp kaçmıştı. çıkışta poşetledim, sattım ayakkabılarını. kısa günün kârı.
Küçükken bir oyunda premium üyelik almıştım esn koduyla. Tabi adam bu kodları kendi internet sitesinden alıyor bende güya çok akıllıyım ya siteye bakıyorum hemen :/localhost diye yazıyor direk eve gidip yazıyorum aynısını ve acı gerçekle karşılaşıyorum.
Öğrencilik dönemlerinde arıza bir arkadaşımın evindeyiz. saat gece 3 suları, kafalar fazlasıyla güzel. epey yüksek bir sesle çalan metal parçalarını dinlerken böğürüp tepinerek eşlik ediyoruz. Memurluk yapan sakinlik abidesi alt komşu çıldırmak üzere. önce hafifçe, sonra şiddetli bir şekilde duvarlara vurarak bizi uyarmak istiyor fakat ne yapsa nafile, uslanacak gibi görünmüyoruz. dayanamayıp kapıya geliyor ve zili çalıyor. tam o gelmeden evvel arkadaşım, neden ve nasıl aldığını anlayamadığım, bir gün evvelden tahlil için verdiği kanların dolu olduğu tüpleri bana gösteriyor. ben ise elimde bıçak gecenin köründe menemene biber doğruyorum. arkadaşım kapıyı açarken tüpler açılıp ellerini kana buluyor, ben elimde bıçakla arkasında "biraz daha doğramamı ister misin?" diyorum. ve sonuç: kapıda beliren zavallı herif korkudan olduğu yere yığılıp kalıyor...
Neyse ki şikayetçi olmadı Adam. arkadaş da birkaç gün sonra evden çıkmak zorunda kalmıştı.
Lisede matematik dersindeydik. Bilmem kaç bilinmeyenli sikindirik denklemler konusuydu sanırım ve rizeli bir arkadaş tahtaya kalkmış sorulardan birini çözecekti. Takır takır ilerlerken yanımdaki fırlama arkadaşım takılmaya başladı...
"Saate baktın mı?"
"11 59, neden?"
"Abi saat 12'yi geçecek ve bu herifin beyni duracak. Çözemeyecek soruyu, heheheheh..."
"Lan yürü git gerzek, şu 12'yi geçince lazların beyni durur espirisi hiç komik değil.."
"Heee zaten o gece 12 idi değil mi? Heheheheh..."
Ne olduysa oldu ve çocuk sonuca doğru hızla giderken bir anda durdu. Hiç hareket etmeden boş boş tahtaya bakmaya başladı ve o esnada saatler tam da 12 01'i gösteriyordu...
Arka sıralarda dönen o geyiğin üzerine çocuğun soruyu bırakması ile sınıf yarılır, öğretmen ve tahtadaki çocuk ise dönüp neye gülüyor bu köftehorlar dercesine bön bön sınıfa bakarlar...
kıbrıstaki bi abimizin anısını anlatıyorum. Kendisi otelde çalışan resepsiyon görevlisi ve bir bay bayan otele giriş yapıyor gece oluyor ve erkeğin dışarı çıktığını görüyor ve biraz sonra katı gezerken kapının açık olduğunu görüyor ve kapı arasından yüzüstü yatan çıplak bayanı görüyor ve odaya giriyor kadın da sevgilisinin döndüğünü sanıyor ve hadi devam edelim diyor ve bizimki başlıyor işe daha sonra işini bitirince kadının uyuduğunu görüyor ve usulca odadan uzaklaşıyor.
edit:kadın odada karanlıkta ve yüzüstü yattığı için anlayamamış ayrıca çok sarhoşmuş.
bizim sınıfta çiğdem diye bir kız var banka dekontunu verdim müdüre vermesi için numarasını da aldım. neyse aradan vakit geçti arayım sorayım noldu diye aradım açtı naptın dekontu bir sıkıntı oldu mu dedim ne dekontu dedi ulan sana verdim ya kayıp mı ettin dedim sen bana bir şey vermedin ki dedi. ama sinirlenmeye başladım tekrar bankaya gitmem gerekecek diye sen çiğdem değil misin diyorum evet çiğdemim diyor suratına kapattım orda. bunun en yakın arkadaşını aradım seda çiğdem yanında mı dedim evet dedi aradım dekontu teslim etmemiş dedim sen kimi aradın biz dekontu verdik çiğdem sabahtan beri yanımda dedi. benim beyin hücreleri yanıyor ama. telefona istedim ulan daha demin niye vermedim diyorsun dedim sen beni hiç aramadın ki dedi. kapattım diğer numaraya wp den baktım bizim sınıfta ki değil mahalleden arkadaşım olan çiğdemi aramışım birde kızın suratına kapattım telefonu. neyse aradım anlattım olayı gül gül öldük. şimdi ikisini de soyadıyla kaydettim.
Herkes kemal sunalın gardrop fuat filmini bilir, gardropla ile yürümesi vardır.
Bu gün onun bir benzerini yaşadım. Kiracılar evi boşaltmış eşyalar da sizin olsun dediler, annem de bir dolabı çok beğenmiş götürelim dedi. Anneme kıyamadığım için ben getirdim. Sitenin arka kapıda da kamerası olduğu için, karakol tarafını ( ana girişten 100-200 m ötesini görebiliyor ) Dinlene dinlene dolabı tek başıma getirdim, sitenin ana girişine girdim. Güvenlik noktasında ki polisler ve güvenlik beni tii'ye almaya başladı. Oğlum yürüyen dolap sen miydin la, buraya gelince anladık sen olduğunu. Abi kemal sunala özeniyorum ben fuat gelmeden eve gideyim dedim. Buna gülüştük ben biraz abartıp polislere ve güvenliğe hıyar var yer misniiz dedim ? kendimi bir an özgür isyankar hissettim oluşturduğum gerçekte hislerimle yaşarken. Güldüklerinde tanıdığım gerçeği ile her şey saçmaya gelmeye başladı.
ev arkadaşımın monitörüne sinek konar ve ev arkadaşım bunun üzerine bana "başak bak bak sineğin aklını alıyom bak" diye seslenip,
mouseunu sineğin etrafında hareket ettirip benden de aynı tepkiyi vermemi bekler falan. la havle. jdgf
Kuzenimin 2 yaşındaki kızı gördüğü bütün canlılara ne olursa olsun adam diyor. Baya korkuyo da sinekten tut, köpeğe kadar her şey onun için adam.
Akşam mutfakta oynuyoruz içeri sinek girdi 3 4 tane falan. Bu sinekleri gördü adam adam diye bağırarak Yan odaya kaçtı içeri gittim peşinden bu sefer de küstüm diye yastığa kapanmış. Ay aklıma geldikçe hala gülüyorum. *
Mahallede bir abimiz var. iyi adam, iyi olduğu kadarda sorumsuz ama. Mz marka eski fakat güçlü bir motosikleti var, sesi dünyayı alıyor giderken. Ve hayvan gibi de sürüyor. Geçenlerde iki ufak yeğenini atmış arkasına gezdirmek için. Yolda giderken kasiste yavaşlamayınca en arkada oturan çocuk zıplayıp düşüyor, fakat herif bunu eve geldiğinde fark ediyor. Bakıyorki çocuklardan biri yok amk. Sonra çocuğu almak için geri dönüyor.
Kimyadan kalmıştım. Yazında kim sıcakta ders verecek diyerek almadım. Ertesi sene dersi tekrar aldım. Arkadaşların hepsi yaz okulunda dersi vermiş geçmişti. Bende okul çıkışı otobüs durağında otobüs beklerken arkadaşlarıma takılıyordum.
-La zaten bu yaz okulunda parayı basan geçiyor. Böyle okulun böyle hocanın ...
Diye devam ediyordum.
Meğer o sene dersi verecek genç bayan asistanda oradaymış. Kimse fark etmemişti.
Konuşma uzadıkça ben dahada açıldım. iş anasını avradını ... demeye gelince kadın araya girdi.
-bakın burda müdahale etmek zorundayım dedi. Kendisinin o sene mühendislik fakültesi kimya derslerine girecek olan hoca olduğunu söyledi.
Arkadaşlar gülmekten yarılırken ben donup kalmıştım. Birisi mükerrer ne oldu La diyince, eline dokundum.
-olum sus La! Mukerrer deme Mehmet de Mehmet de diyi verdim.
Derslere girdim. Sınavlara çalıştım. Bütte bir sıkıntı olmamıştı.
Finallede çok iyi çalışıp bütün soruları yaptım.
Sene sonu sisteme baktığımda 90 beklerken 09 yazığını gördüm.
Sanırım 10-15 kere sistemi kapatıp yeniden açtım. Herhalde yanlış görüyorum diye.
O senede kalmıştım artık. Eh artık kaldığıma göre rahat rahat diyebilirdim:
Böyle okulun böyle dersin öyle hocanın anasını avradını... *
Bir gün arkadaşlarla metrobüs ile yolculuk yapıyorduk. Metrobüs leş gibi kalabalık, leş gibi sıcak da cabası... bizim arkadaşlar da hanımefendinin çocuğuyla konusuyor, güldürüyor. Kendilerince leş yolculuğu güzelleştiriyorlar. Bende de o zaman uzunca bir sakal vardı, Tabir yerindeyse kıl yumağıydım. Ben de onlara katılayım dedim ve çocuğa seslendim. Çocuk ne dese beğenirsiniz? Anneee ayı! Dedi ve yüzünü annesinin koynuna koydu. Böyle bir tepki beklemiyordum. Metrobüsdeki insanlar kahkaha atmaya başladı. Herkes gülüyor, ben şaşkın, çocuk ağlıyor. Ne yapacağımı bilemedim.sonra ben de ortama ayak uydurdum ve biran önce ineceğim durağın gelmesini diledim.
Anlatınca komik olmayan olaylardır.
Geçen arkadaşımın öğretmenlik yaptığı liseye gittim. Matematik öğretmeni kendisi ve tenefüslerde bile boş kaldığı yok, sürekli çocuklar etrafında bir şeyler soruyorlar.
Tenefusteyiz, çalışkan öğrenciler iki çift laf ettirmeden etrafını sardılar bunun gene. O an tam karşımızda beden eğitimi öğretmeni de çocuklarla futbol oynuyor. Bizim matematikçi bir an bana döndü ve çocuklardan gizli gözleriyle beden eğitimi öğretmenini işaret ederek; 'biz de bu malla aynı maaşı alıyoruz işte'.
Dikili'de yazlıktayız, güzel bir koy bulduk ailecek. Neyse denize girdim. Su biraz soğuktu, yakınımda adanalı orta yaşlı bir abimiz şu efsane cümleyi sarfetti; "su çok soğuk ateş yakıp suyu mu ısıtsak aminiyum"
kulağında kulaklıklarla elektro gitarını çalan torunun yanında televizyon izleyen anneanne kişisi merak eder ve çaldıklarını dinlemek istediğini söyler. kulaklıları takan yaşlı kadın 5 dakika boyunca torununu dinler, hafif hafif kafa sallar, dizlerine vurup ritim tutar ve arada vuuuuuhlar. çocuk durunca kulaklıklarını çıkartır ve bombayı patlatır:
"bağa bak ula, biraz fazla hizlisun, hep haşin çalaysun ama güzel tıngırdatiyisun. şole pivpivpiv ötturiyusun ya oni yapma, beğenmayrum. kulaklarumi tirmaliyi!!!"
anlaşılmıştır ki kadıncağız her türlü harmonic tekniğine uyuz olmaktadır...
soğan patates önemli arkadaşlar.. pazara gitmek daha önemli şey. çok fazla pazar kültürüm yok öyle her hafta gideyim edeyim olmaz. insanlar üzerime üzerime geliyor hissi yaratıyor. her neyse, yıllar sonra pazara girip soğan almaya karar verdim. soğan tezgahına yaklaştım. soğanımı alıp tebrik ettim.. çok sağol abi çok güzel soğan sattın. hayırlı olsun senin için. alt tarafı hayırlı işler diyecekken..
cey:bir kilo soğan alabilir miyim?
pazarcı:tabi abla.
cey:hayırlı olsun..
Ağzı çok bozuk olan bi tane generalimiz vardır ve o gün araçla üssü gezmektedir.
3 asker yoldan sigara içerek gitmektedir
Filamalı aracı fark edip sigaraları sol eline alıp avuç içi yapmışlardır fakat çoktan ifşa oldukları için nafile herneyse
Filamalı araç askerlerin yanında durduktan sonra arka camı açıp general askerlere sorar ;
-sol elinizdekiler nedir oğlum
Asker künye patlattıktan sonra mahçup ve suçlu bi şekilde cevaplar
+sigara Komutanım
General hiddetli bir şekilde
-haah işte o sigaraları götünüze sokun!! Der ve camı kapatıp yoluna devam eder.