en sevdiğim. yalan değil la valla çok sevıyorum yalan soylemeyi. tabi çok büyük değiller ama ınsanları kandırdığım an yüzlerine bakmaktan acayip haz alıyorum.
kendini kandırmaya bile insan gocunur iken, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmek kötü bir şeydir tabii ki. gerçekten insan, hiç bir konuda en ufak dahi yalan söylemese, yalan söylemeyi beceremediği için hiç buna yanaşmasa; hayat çekilmez mi olur, yoksa hakikat ile , ben buyum işte, vicdanımın rahatlığı ile , bir gün teker teker, doğrular ne getiriyor insana diye, insanlar bana gelecek düşüncesi, örnek olacağım düşüncesi midir. hayalcilik bile olsa ikincisi. en azından doğruluk uğurunda, yol almayı istemek bile, bir çaba göstergesidir. bu çaba bile vicdana su serper.
Bazen anı kurtarmaya yarayan lakin sonrasında büyük sorunlar doğuran eylemdir.
Herşey den önce güvenilirlik notunuzu düşürür ve kalp kırmanıza veya kaybetmenize neden olur. Yalan için bir çok atasözü bir çok öğüt vardır. Ha yine de insanlar yalan söylemiyor mu söylüyor. En başta "ben yalan söylemem" diyenler yalan söylüyordur. Öyle de bir ironik duruma yol açan eylemdir. Ha bir de şöyle bir durum vardır ki "yalanın küçüğü büyüğü olmaz" sözüne karşılık, yalanın sonuçlarının küçüğü büyüğü vardır. Bazen hiç bir önemi olmayan bir insanla seyrek olan muhabbetiniz biter bazen hayatınız kadar önemli saydığınız bir insanı kaybedersiniz. Belki de bir insanın hayatını karartmış olursunuz.
Ne yazık ki, çoğu zaman kullandığım şeydir. Anı kurtarır ama her zaman geleceği batırır. Ve eğer bir yalanı bir yalanla kapatırsanız, sonu kötü bitiyor, söylediğiniz kişi içinde, sizin içinde. Ama bazen bu işte iyi oluyorsun ve, yalanın hiç açığa çıkmıyor. işte ben onlardanım sanırım. Canım acıya acıya nasıl doğru yalan söylenilir, nasıl kurtulunur onu öğrendim. Kötü bir ortamda büyüdüm beni yargılamayın...
Kurtulmak isterim açıkcası, ama resmen hayatımın bir parçası oldu şu lanet şey.
bir çeşit davranış. insanlık tarihi boyunca var olan normal şey.
üçüncül kişilere karşı insanlar sık sık yapar; öğretmene unuttum, doktora rapor için hastayım demek gibi. buraya kadar genelde hayatta bir sorun teşkil etmez, çünkü üçüncül kişiler zaten bu beklenti içindedir, yalan gelebilir diye düşünürler.
fakat hayatınızdaki ikincil ve özellikle birincil kişilere karşı olmaya başladığı zaman ilk aşamada durumu 1 ile çarpar, yani bir şey değiştirmez en fazla durumun stabil kalmasını sağlar anı kurtarır fakat ısrarlı bir davranış olması sonucunda ise durumu 0 ile çarpar, elinizde avucunuzda bir şey; etrafınızda kişi kalmaz.
+son 1 yılda kaçınız yalan söyledi?
-(herkes el kaldırır)
+kimler dürüt olduğunu düşünüyor?
-(herkes el kaldırır)
Herkese çözdükleri soru kadar ödeme yapıyorlar soru başı 1 dolar. Fakat durum şu; kağıtları kontrol yok, herkes beyan ettiği doğru sayısı kadar para alıyor. Beyan edilen doğru ortalaması 10 üzerinden 7; kağıtlar kontrol ediliğinde ise doğru ortalamasının 4 olduğu ve katılımcıların %70 oranında yanlış beyan; yani başlıkta olduğu gibi yalan söyleme oranı çıkıyor. "
Burada yine aynı noktaya çıkıyoruz, insanlar üçüncül kişilere rahatça yalan söylüyor sorun yaşamadan ama videonun ikinci kısmında ikincil ve birincil insanlara yalan söyleyenlerin durumları ve girdikleri durum çok açık görülüyor genelde kötü olmamak olumsuz durumlar yaşamamak adına sürdürüyorlar ama her adımda daha da sıfırdan uzaklaşıyorlar, eksilere doğru. bu yüzden nereden dönülürse kendileri için kardır, en azından önce sıfıra sonra artıya ulaşma şansları olur.
bu bir hastalık değil alışkanlık ve her alışkanlık gibi öz kontrol ile aşılacağı gözüküyor.
konuyla alakadar, bu durumla aktif veya pasif bir şekilde ilintili iseniz bakış açısı kazanmanıza yardımcı olacaktır.
siyahı beyazı pembesi falan var.
(bkz: aşkım parmakların yorulmasın diye başkasına yazdım valla bak-siyahından)
(bkz: aşkım kötü hisettme diye öyle dedim-beyazından pembesinden)