islamda en tartışmalı konulardan biridir. kimileri bunun islam dışı olduğunu savunuyor. buna gerekçe olarak da hint mistizmi ve zerdüştlüğün etkisi gösteriliyor. hatta vahdet-i vücut fikrinin panteist filozofların görüşlerinin islam'a entegre edilmek istenmesi neticesinde ortaya çıktığını savunuyorlar.
diğer bir görüş ise bunun islamın bir parçası olduğunu savunuyor ve panteizm ile arasındaki ince çizginin ayrılması gerektiğini söylüyor.
her hali ile karmaşık bir durumdur vahdet-i vücut.
Arapça bir ibare olan vahdet-i vücud, varolanların birliği anlamına gelir. Tam sözlük anlamı "varlık birliği"dir. Vahdet-i vücud tabiri bu öğretinin en büyük sözcüsü olan Muhyiddin ibn Arabi'nin eserlerinde geçmez. ifadeyi ilk kullanan, ibn Arabi'nin öğrencisi Sadreddin Konevi'dir.
tanrı'nın halifesi olarak dünyaya gönderilen insanın onun özünde, dünyadaki yansımasının olduğu anlatılır.
derin tasavvuf bilgisi gerektirir,yanlış anlaşılmalara yol açtığının en net örneği hallac-ı mansur'dur.
Hallac diğer sûfîlerin halkla paylaşmayı uygun bulmadığı sûfî öğretilerini halkın önünde ve yazılarında açıkça ifade etmekten çekinmezdi. Bu tavrı düşman kazanmasına yol açtı ve yöneticiler tarafından varlığı tehdit olarak algılandı. Yaşadığı vecd hallerinden birinde "Enel Hakk", "Ben Hakkım" anlamına gelen ifadeler sarfetti. Enel Hakk ifadesindeki Hakk'ın Allah'ın doksan dokuz isminden biri olması onun ilahlık iddiasında bulunduğu kanaatini doğurmuştu.
Abbasi yöneticileri Hallac'ın sözlerinin devletin güvenliğini tehdit ettiğini düşündüklerinden uzun bir mahkemeden ve onbir yıl Bağdat'da bir hapishanede tutulduktan sonra halkın gözü önünde işkence edilip öldürüldü. Bazı kayıtlar elleri ve ayaklarının kesildiğinden söz ederler.(derisi yüzülmüştür). Yine bazı kaynaklarda Hallac'ın işkence sırasında bile sükûnetini bozmadığı ve kendisine işkence yapanlar için af dilediği yazılıdır. infazı 26 Mart 922'de gerçekleştirilmiştir.
tanım: okuyarak öğrenilemez, dinlemekle öğrenilemez, tamamen tasavvuf yolunda yükselmeyle elde edilebilen bir bilgidir. yaşanması gerekir, kavranabilmesi için. yaşayarak öğrenen kişi ise, kendi mertebesindekiler hariç başkasına anlatamaz, çünkü karşısındaki anlayamaz. hallac-ı mansur'un ölüm sebebi de bu olmuştur. iradesi dışında söylemiş, ancak karşısındakiler demek istediğini anlayamadıkları için derisi yüzülmüştür.
siradan insanlara anlatilmamasi zararli olan dusuncedir. cunku vahdetu'l vucud yolu, Cenab-i Hak hesabina kainati adeta inkar etmek iken, avama girdikce, gafil avamlara, hususan fikirler madde etrafinda dondugunden, kainat ve maddiyat hesabina uluhiyeti inkar etmeye goturur.
bu kavrama göre, gördüğümüz ve göremediğimiz tüm varlıklar tek bir özden, kaynaktan doğmuştur ve tekrara bu kaynağa geri döneceklerdir.
batı felsefesindeki panteizm ile benzerlik gösteren vahdet-i vücud kimi yönleriyle bu felsefeden ayrılır. panteizmde tabiattaki tüm varlıklar tanrının kendisidir. tasavvufta ve vahdet-i vücudta ise, kainat demek tanrı demek değildir: kainat tanrının tecelli ettiği bir yerdir.