gün, darağacında bile xspor/yspor, darağacında bile futbol ekonomisi günü değil, darağacında bile adalet, darağacında bile haysiyet, darağacında bile utanabilme günü...
koyu galatasaray taraftarıdır.maalesef tüm yazılarında bu yönünü ortaya koymakta ama hala bazı ergenler tarafından tarafsız olarak addedilmektedir.bugun yazdığı yazının içeriğine ve anlatmak istediğine bir fenerbahçeli olarak imzamı atarım ama fenerbahçe gibi büyük bir camianın milli marşı haline gelmiş bir tezahüratı kullanarak hem başbakana hem fenerbahçe ye laf sokması,tarafsız olduğu söylenen ama yazdığı tüm yazılarda fenerbahçeyi peşinen suçlu göstermesi kendisini haklı iken haksız duruma düşürmektedir.dikkat ederseniz yazıda fenerbahçenin suçsuz olabilme ihtimali %1 bile değil.tanıdık geldi mi?
Gün, Darağacında bile XSpor/YSpor, darağacında bile futbol ekonomisi günü değil, Darağacında bile adalet, darağacında bile haysiyet, darağacında bile utanabilme günü...
yazısına siyasi anlamlar yükleyip herifi başka bi ye çekmenin anlamı yok
ama bu dibine kadar boka batmış spor camiasında böyle insanların olduğunu görmek tırnak ucu kadar da olsa hala bi umudun olduğunu ispatlıyor aslında bize..
iyi yazardır. hoş yazardır.bilgili yazardır. araştıran yazardır.takipte ederim ama bugün milliyette yazdığı yazıyı hangi kafayla yazdı merak ediyorum.yıldızlar:2 takım:2 diye bir başlık atmış. yıllardır milyonlarca dolar harcayan galatasaray takım daha bu sene 4 tane önemli oyuncusunu gönderen fener yıldızlar olarak adlandırılıyor ve bu tanımlamalarla aykut kocamanı vuruyor. bu maçta aykut kocaman hatalı olabilir bunu kabul edebilirim ama bu şekilde eleştirilmesi yanlış.
son yazısıyla güzel ifadelerle olaya el atmış adam. ki yazdıklarının altına her zaman imzamı atacağım bir kişi uğur meleke. tabi yazdıkları şu an gelinen noktayla ilgili daha çok ve yapılan zincirleme hataların devamını anlatan nitelikte. aykut hoca'yı eleştirmesine asla kızmam, aklı başında adamlar eleştirsin. hatta fenerbahçe'yi de eleştirsin sorun değil. 40 adet doğru yoktur, sadece doğru addedilen hadiseye nereden ve hangi pencereden baktığınıza bağlı. sürece bakın bunu anlarsınız, çünkü herkes kendi penceresinden baktı olaya, bunun farklı olmasını beklemek ise sadece garipsenir. ama bizim ülkede tabi!
neyse devam edeyim o halde; şu sürecin sonunda fenerbahçe/diğerleri suçlu ya da değil, sonucu ne olursa olsun, futbola vereceği ivme kesinlikle eksi (-) yönde olacaktır.
bunun suçluları şayet suçlu iseler, kişiler, kulüpler ve camialardır.
bana göre en öncelikli suçlu ise süreci buraya getiren bu işi başlatıp düğmeye basanların ve hukuku işletemeyenlerin olduğudur; ülkemizde yeri yerinden oynatabilecek bir alan (futbol) içerisindeki en büyük aktörün de (varsayalım fb, ki öyle) içinde olduğu bir soruşturmada ve mevzu bahis olan alanın milyar dolarlık bir alan olduğunu/rantların havada uçuştuğunu bildikleri halde sürecin gizliliği ve adilane hukuki yaptırımlarla uygulanamayışı vardır, ki bunun içerisinde lig tv'den tutun, özel kanallara ve yazılı medyaya kadar hepsi mevcut.
yazılı medya, görsel medya ve bunların içerisindeki bizatihi şahsi hesapları/kişilerle/camialarla mevcut çalışanlar ve kısmen bu işten yolunu bulanları bir şekilde eyyama kalkışabilir, sürecin doğrulukla yansıtılmasını engelleyebilir ve hatta çıkarları uğruna olmuşu olmamış, olmamışı olmuş gibi gösterebilirler. dedim ya şahsi hesaplar olduğunda bunlar olur.
ama devletin buna çanak tutma, bilgileri iletme ve suç örgütlüğü adı altında yapılan bir soruşturmada bunlara prim vermesi gibi bir durum olamaz, devlet görevini en adilane ve hukuki biçimde söylemler/dayanaklara göre işletmek durumundadır. ve ivedilikle hukuki süreci bitirip gereken bilgileri gerekli yerlere ileterek kamu vicdanını da ikna edebilmelidir. olay bu kadar basittir.
işte medyaya düşmeyen, işine gelmemiş kısım burasıdır. ama evvel-ahir anlayıp irdelemek lazım.
tabi futbolu kurtaralım ve bir fenerbahçeli olarak düşmemiz gerekiyorsa, hakkıysa da düşelim ve gerçekten kurtulsun futbol.
fenerbahçe sevdalıları buna da katlanır, o sorun değil zaten.
mesele 30 yıldır siyasetin dibine batmış ve rantların havada uçtuğu futbolun düzeleceğine/kurtulacağına inanan kaç insan olduğudur, başka bir şey değil!
hani hep diyorum ya; mesele artık şike var yok değil. mesele mide meselesi... öyle konuşmalar, öyle pazarlıklar var ki savunulacak bir tarafı yok diye... aynen öyle işte.
--spoiler--
Hız sınırı değil, ensest
Türkiye Futbol Federasyonu genel kuruluna sadece 11 gün kaldı ve hâlâ ortada güçlü bir başkan adayı yok. Eğer futbol kamuoyu maaile Erziki istediğini beyan etmezse, Şenes Beyin aday olmayacağını biliyorum. Ama tüm Süper Lig-alt lig kulüpleri ortak bir deklarasyonla Erziki göreve çağırır, kongreye tek adayla gidilmesi sağlanırsa da Şenes Beyin taşın altına elini koyacağına eminim.
B Planı
Bu hamlenin yapılmaması halinde B Planının yine Aydınlar olacağı konuşuluyor kulislerde. M.Ali Beyin önce Ağustosta halletmesi gerektiği halde Ocaka ötelediği, sonra kendi yetkisinde olduğu halde kongreye taşıdığı 58inci madde değişikliğini yapıp (bir seferlik) puan silme formülünü uygulayacağı iddia ediliyor kuvvetli bir şekilde...
Bu sütunu dikkatli takip edenler sürecin ilk gününden beri fikrimi biliyorlar, edemeyenler için tekrarlamak zorundayım: Teşebbüsle şikeyi eş cezalandıran 58inci maddede adaletsizlik olduğu doğru. Bu talimat Temmuz-Ağustosta değiştirilseydi, lig (sportif puan cezaları belli olduktan sonra) ocak ayında başlatılıp (bu seneye mahsus) tek devre olarak oynansaydı, şu anda içinde bulunduğumuz kaosun onda birini yaşamayacaktık.
Şimdi (Aydınların tekrar TFF Başkanı olması halinde) sezonun göbeğinde puan silme formülünün uygulanması gündemde. M.Ali Beyin daha önce de önerdiği gibi puan cezaları normal sezona uygulanacak, play-offlara eksiltilmiş puanlarla başlanacak. Ceza puanları, 12-24 arasında değişecek.
Hız sınırı aşılmış
Türk futbol yönetemeyicileri, süreci berbat yönettikleri ve işi içinden çıkılmaz bir hale getirdikleri için, şu anda sadece bu formüle odaklanmak kolay değil. Öncelikle içinde bulunduğumuz hadiseyi (ceza rotasından çıkarıp) doğru okumak lazım: Aykut Kocaman, Türk futbolunda hız sınırı aşılmış. Radara bir kişi tutulmuş yorumu yapmıştı hafta sonu... Aykut Hocanın görüşlerini önemsiyorum, ama ona bu kez katılamıyorum maalesef.
Sayın Kocaman... Bence Türk futbolunun içinde bulunduğu durum, hız sınırının aşılmasından biraz daha vahim analojilerle anlatılmalı... Bence, Türk futbol ailesinde ensest şüphesi yaşanıyor. Baba, anne, hâlâ, dayı, çocuğun çok iğrenç ilişkiler içine girdiğinden kuşkulandıran ses kayıtları var. Ve Türk futbol ailesinin başındaki babalar, Ailemizin marka değerini koruyalım, dışarıya kötü bir görüntü aksettirmeyelim, (ve en utanç vericisi de) 1 milyar dolarlık ekonomimizi yitirmeyelim diye ensesti sümen altı etmeye kalkmışlar. Bu noktada radar (veya hakim) aileden birini yakalamış/diğerini bırakmış detayına mı takılmalıyız sizce? Yoksa ailemizdeki acayipliklerden ölesiye utanıp, yerin dibine girip, kazanacağımız paraları filan düşünmeden doğru teşhis ve tedavi mi aramalıyız yana yakıla?
Puan hesabı
Benim şu hayatta inandığım bir doğru var: insan para kaybedebilir. Sağlığını kaybedebilir. Yakınlarını, evini, barkını hatta (hepimizin onun için yaşıyoruz diye büyük laflar ettiği) onurunu dahi kaybedebilir. Ama insanın esas bittiği an, utanma duygusunu yitirdiği andır. Bir insan utanmıyorsa, artık onun yaşaması oksijen israfıdır nazarımda...
Biz Türk futbol ailesi olarak utanma duygumuzu kaybetmişiz maalesef. Hepimiz... Aile içi şiddeti, aile içi rezilliği ortalığı velveleye verip unutturmayı başardık neredeyse. Ve şimdi puan hesabı yapmaya başladık utanmadan...
Son sözüm de (yine utanmadan yaptığımız) puan hesabıyla ilgili zaten! Aydınlar, ısrarla puan cezalarının play-off öncesi uygulanacağının ve asgari indirimin 12 olacağının üstünde durdu.
Sayın Aydınlar... Matematiğinizin iyi olduğunu söylemiştiniz bana... Benim de matematiğim fena değildir. Bu 12 puan cezasının rastgele bir hesaplama olmadığını hissediyorum nedense...
Normal sezona 12 puan ceza uygulamak demek, play-offta (puanlar ikiye bölüneceği için) bu cezanın 6ya düşmesi demek. Play-offa 6 puan geride girmek demek, şampiyonluğun yüzde 100 sizin elinizde olması demek! Çünkü normal sezonu rakibinizle aynı puanda tamamlar (ceza nedeniyle Play-Offa 6 puan geride girerseniz), Play-Offta 6da 6 yaptığınızda (diğer müsabakalar sizi hiç ilgilendirmeden) şampiyon olursunuz. Çünkü iki kez yendiğiniz rakibiniz Play-Offta maksimum 12 puan toplayabilir, (12 toplasa bile) onu da çok büyük bir ihtimalle ikili averajda geçersiniz zaten...
Beni burada ilgilendiren konu, puan silmenin az/çok/yeterli/yetersiz olup olmamasından ziyade, ceza niteliği taşıyıp taşımaması detayı... Evet, ceza suçu geçmemeli. Ama ceza, suçun çok altında da kalmamalı. 12 değil 18 puan cezası da verilse, (garip bir şekilde) play-off öncesi uygulandığı için caydırıcı olmaktan çok uzak... Hatta daha açık söyleyeyim, yine bir hesap-kitap kokusu veriyor sanki...
Sayın futbol yönetemeyicileri! Size geçtiğimiz ay içinde çok popüler olan bir argümanla seslenmek istiyorum: Yukarıda Allah var... Eğer şike yapıldı ise/net bir teşebbüste bulunuldu ise bunu bugün aile içinde hesap kitapla geçiştirmeye kalkmayın ki, ileride sakat çocuklarımız doğmasın. Bilin ki siz bu futbol camiasının içinden silinip gitseniz bile, on yıllar boyunca o sakat çocuklar sizleri affetmeyecekler...
Bilgin yorumlar yapan futbol yorumcusu. Rıdvan Dilmen ve Mehmet Demirkol ile birlikte futbola entellektüellik katan 3lü arasındadır kanımca ve birinci sıradadır. Katıldığı futbol programının tartışmadan çok hoş bir sohbet havasında geçmesini sağlamaktadır.
milli takımın başına abdullah avcı ile beraber lucescu'nun getirilmesini istemiş. gerçekten çok da iyi düşünmüş. pek çoklarının içine daha çok sineceği kesindir o durumun. http://www.meleke.com/?p=4805
quaresma'nın sol ayağını eleştirmesinin üstüne, kendisine inönü'de oynanan dinamo kiev maçında sol ayakla attığı harika golü de hatırlatmak istediğim yorumcu.