Bundan yıllar evveli 12 yaşındayım. Alt komşunun kızı derya ile binada evcillik oynardık. Sürekli beni kucağına alır emzirirdi. Bir gün yine beni emzirmek için çağırdı ,gittim. Bodruma indik ,oturduk ışıkların sönmesini bekledik,ışıklar söndü aldı beni kucağına em bakalım dedi. Bende cok cok cok cok emiyorum. o sırada binanın kapısı açılmış, makbule teyze karanlıkta yukarı çıkarken bizi sen aşağıda gör , çığlık at, binadakiler çıksın dışarı ışıklar açıldı benim ağzımda meme makbule teyzeyle göz göze geldikten sonra bizi görüp herkesin gülmesi ve benim o sırada annemden dayak yemem öyle utanç verici bir vaziyette kalmıştık ki. Makbule teyze ölmedi hala yaşıyor , kocaman adam olduk hala binada görüyorum.
--spoiler--
alt komşunun kızı derya ile binada evcillik oynardık. sürekli beni kucağına alır emzirirdi. bir gün yine beni emzirmek için çağırdı ,gittim.
--spoiler--
ilkokul aşkımla koridorda el ele dolaşıyoruz.
Bir şey anladığımızdan değil. Seviyoruz birbirimizi ve bildiğimiz tek şey el ele tutuşmak.
Öğretmenimiz bizi sanırım bir törende okutulacak şiir için istemiş arkadaşlar bulamamışlar.
Öğretmenimiz de göz atmaya çıkmış.
Sonra bizi görmüş.
Ama biz dalmışız farkında bile değiliz.
El ele tutuşup, arada yanaktan öpmeler.. devlet okulu olum, ters bunlar yaş kaç olursa olsun.
Ulan karşımda bir baktım öğretmenim.
Ben şok.
Güya yakalanmamış gibi belli etmeme çabalarım; öğretmenim merhaba, nasılsınız, burada komşumun çocuğu okuyor, dün ödevini getirmemiş diyerek ama nasıl saçmalıyorum.
Utangaç bir öğrenci olduğumdan olsa gerek galiba öğretmenimiz kızmakTan çok gülümsemişti.
Zaten açılayım diye yanına oturuyordu hep. Sonradan fark ettim.
Benden sonra en uzun ikinci olsa da yarim, başka sıra mı yoktu sanki.
Defterlerimdeki en arka sayfalarda bulunan aşk yazılarını görürmüş, çok sonraları fark ettim.
Elden kayan telefonu ayakta 3 kez -evet tam 3 kez- sektirdikten sonra tutamayıp, yere düşmesine müteakip bir de tekme savurup (büyük takıma yeni transfer olmuş yıldız oyuncunun stadyumda imza şovundaki hareketleri tadında) akabinde 3 kişinin dikkatle seni izleyip alkışlaması.
7-8 yaşlarındayım. Klasik memur ailesiyiz. Babam mühendis devlette çalışıyor annem ev hanımı. Öyle olunca haliyle harçlıklar sınırlı oluyordu. Yeni bir sakız serisi çıkmış içinden kahramanların olduğu karakter kağıtları çıkıyor falan. Olan pramla aldım ama çok merak ediyorum başka neler var. Bakkala girdim bakkal amcada o sırada bişeyler diziyor. Ona çaktırmadan bir avuç sakızı çaldım. Eve geldim ama nasıl heyecanlıyım. Çaldığımamı dersin sakızlardan ne çıkacağına mı dersin. Sonra sakızları açarken ablam gördü. Biliyor o kadar paramın olmadığını anladı. Anneme söyledi. Annemden dayağı yedim bi. Sonra ablamla beni bakkala gönderdi tekrar. Ablam amcaya kardeşim sakız almış buradan az önce ama yanlışlıkla fazla almış. Onun parasını getirdik dedi. Ben başım önde. Çok utanmıştım.
Eski eşimle sevgili olduğumuz dönem birgün evine gittim. Tam hatırlamıyorum ama kendisi bir ara ya lavaboya gitti ya da biriyle konuşmak için odadan çıktı. Ben de o sıra kitaplığının önünde oturuyorum, dedim bir romantiklik yapayım not yazıp cüzdanına koyayım. Notu yazdım tam cüzdanına koyacakken içeri girdi. - Sen ne ara işini bitirdin de geldin be adam -
Elimde cüzdan öylece kalakaldım. Yüzüm oldu domates gibi kırmızı. Diğer elimde not kağıdı. " Şey ben, şey" diye kekelemeye başladım. O da anlamaya çalışıyor durumu. Ağladım ağlayacağım gözlerim doldu, yanlış anlayacak diye ödüm koptu. Yavaşça yanaşıp notu aldı okudu ve sarıldı. Sonra durumu izah ettim tabii.
"Para alsan da önemli değil, helâli hoş olsun" dedi.
Yıllar geçti, evlendik boşandık ve ben o günden sonra cüzdanına elimi sürmedim.