(bkz: uzun başlıklardaki enrtylerin okunma ihtimali)
çok güzel entryler olsa bile genelde başlığı çok kalabalık olduğu için harcanan enrylerdir.bazıları uzun olduğu için baştan kaybetmiştir.bu tip başlıklara başlıkları alt alta okumak örnek verilebilir.genelde bu başlığa yazı yazan diğerlerinin ne yazdığına bakmaz.kendi gördüğünü yazıp çıkar.
bu sözlükteki en büyük sorun kendisine yazar demeyi zevk edinmiş bazı bünyelerin okumaktan bihaber oluşudur. bunun örneklerine aynı sayfada iki üç satır üstündeki enrtyle bilmeden neredeyse üsttekiyle aynı entrynin yazılma durumlarında çok sık rastlıyoruz. insan bi okur benden öncekiler ne yazmış diye!!
bu sözlükte iyi planlanıp yazılmış, özgün entryler görünce maalesef şaşırıyorum çünkü çok az rastlıyorum. ama iyi yazarlar da var nadir de olsa, genelleme yapmıyorum. çünkü;
defalarca ama defalarca, aynı entryleri alt alta görmekle kolayca anlaşılan gerçek. üstteki üç kelimelik entry bile okunmamış ve aynısı bir başka yazar tarafından alta yazılmış. buna seyrek rastlanmıyor üstelik. sıklıkla karşımıza çıkıyor. özellikle fıkra, bkz. verilen entryler, tv'deki canlı yayınlarla ilgili başlıklarda ciddi boyuttadır bu.
sözlük, okumayan toplumun yansıması olmuştur. nereden mi biliyorum? geçenlerde bir başlık açtım herkes futbolla ilgili yazınca durumu çaktım. halbuki oradaki konu çok başka idi, linke tıklasalar anlıyacaklardı ama kim zahmet edicek ki ezbereden yazmak varken di mi ama!
(bkz: yılın flaş transferi)
Her türlü(kafam güzel) katıldığım önermedir. sözlükte herkes; yazarken kendini dostoyevski sanar ancak, okurken kilimci kör hasan kadar olamaz. kendileri okunsun ister ama kimseyi okumazlar. bu durumu yazmayarrak pretesto ediyorum...
***
prasalı rosto yapmaya gidiyorum..
(bkz: kemal sunal)
Okuma alışkanlığı bir gereksinim ve zevk kaynağı olarak algılanması sonucunda kazanıldığına göre insanların bu alışkanlığı küçük yaşlarından itibaren eğitimleri süresince kazanmaları kaçınılmaz bir zorunluluk olmasına rağmen ne yazık ki toplumumuzun geneli okumayı sevmediğinden kaynaklıdır. Okuma alışkanlığının gelişmesinde olumlu veya olumsuz etkenler çok çeşitli gruplara ayrılabilir, ancak söz konusu alışkanlığın kazanılmasında bireyin çocukluk döneminde evden, okuldan ve çevreden aldığı eğitimin rolü çok daha büyüktür. yapılan araştırmalarda Televizyon izleme ve müzik dinlemeye günde toplam 4 saatlik bir süre ayıran insanlarımızın, okuma uğraşısına ancak en fazla 1.5 saatlik bir süre ayırmaları üzücüdür... az okumamızın en önemli sebepleri okuma alışkanlığının olmaması, tv, video ve sinemanın kitap okumaya tercih edilmesi... sözlükte de yazıyoruz geçiyoruz.... sadece okunmak istiyoruz, okumuyoruz gibi bir durum sözkonusu...
uludağ sözlük yazarlarının okuma yazma bilme oranlarından kaynaklı durumdur. lakin para kazanmak için böyle bir ayrım gözetmeden herkes yazar olarak alınıyor.
son zamanlarda nedendir bilinmez sözlükte okunmadan ziyade oylamanın azaldığını düşünmekteyim. iyi veya kötü oylamalar genelde azalmıştır. bunun nedeni anlaşılabilmiş değildir.
büyük umutlarla oturursunuz pc başına, çekersiniz klavyeyi önünüze, "bismillah" der dalarsınız sözlüğe... yazarsınız da yazarsınız... ancak ne eksi ne artı ne özel mesaj ne yerme ne tebrik... hiçbir şey olmaz online olduğunuz müddet boyunca.
sonra durup düşünürsünüz "elaleme b.k atıyorum da ben çok mu farklıyım yazılanları okuma konusunda??"
online ziyaretçi bölümünde an itibari ile "toplam ziyaretçi:3883" yazısını görünce ne iş yapar bu bu üçbin kişi sözlükte diye düşünüldüğünde; aslında okunulduğunun farkına varan bünyenin otomatikman çürüttüğü yanlış teori/önerme/armut.
çok güzel bir yazı yazmış yazarın az artı almasından sonra "neden şukela olmadı lan bu" sorusuna kendi içinde verebileceği muhtemel cevabın başlıklaştırılmış halidir.
bazı yobaz arkadaşların sıklıkla dahil olduğu genellemedir. entrynin ilk cümlesinde kendi düşüncelerine ters bir cümle gördüler mi bas eksiyi, ayar vermeye çalış...egon tatmin olmadıysa bi de mesaj at...oh ne ala memleket.