bitmis bir ideolojidir 19uncu yuzyilin sonlarinda baslamis ilk dalga ittihat terakkide vucut bulmus ve pik yaptigi donemdir daha sonralarida ikinci bir dalga olarak cumhuriyetin 1930lu yillarinda kendini gostermis ve en son olarak ucuncu dalga olarak ikinci dunya savasi sirasinda gerceklesmistir gunumuzde herkes kendi kafasina gore yorumlamaktadir bu akimi.
Eski türk yasaları ;
-Allah'ın varlığı asla inkar edilmeyecek,
-Yoksullar korunacak, onlardan vergi alınmayacak,
-Güçsüzler korunacak,
-Halk giydirilecek, doyurulacak,
-Aç ve açıkta kimse kalmayacak,
-Hangi milletten olursa olsun mazlum korunacak, sığınan kişi gözetilecek,
-Zalimler yok edilecek,
-Düşman mutlaka diz çökecek, baş eğecek,
-Hırsızlık, çalmak yasak,
-Zina yasak,
-Halk içinde kişi öldürmek yasak,
-Yalan söylemek, yalan yere tanıklık etmek yasak,
-Başkasının malına, çadırına, hayvanına, atına, hatununa göz diken mutlaka cazalandırılacak ve bu ceza ölüm olacak.
-Savaştan kaçan kişi,
-Ajanlık yapan kişi öldürülecek.
-Hatunlar asla kimseye baş eğmeyecek, diz vurmayacak karşılarındaki kağan bile olsa,
-Analık kutsal, gebe kadın kutsal, Analara ve gebelere her zaman her işte öncelik tanınacak, saygılı davranılacak.
-Çocuklar iyi yetiştirilecek, halkın gelecek umudu olarak her dem korunacak,
-Gençler iyi eğitilecek....
ilk bakışta içimizdeki malum kemalistlerin 'Arabın din kuralları'dediği Şeriat hükümleri gibi görünse de,
Bu maddeler *OĞUZ KAĞAN*'ın koyduğu töreler yani kadim Türk töresidir..
Şunu unutmayasınız ki:
Arap kültürünü islamiyet sanmakla, Batı'nın kültürünü medeniyet sanmak aynı hatadır.
Yıllardır 'Batı, Modernizm, Çağdaş, Medeniyet' diyerek Dilimize, dinimize, mabedimize, ezanımıza, giyimimize, sakalımıza, bıyığımıza, kültürümüze, tarihimize, namusumuza, şerefimize kadar yozlaştırılmasına izin vermediğimiz bir değerimiz kalmadı.
Bu Milletin tarih sahnesindeki yolculuğunu, sadece “köklerimiz" üzerinden duyar kasmak olarak zannedenlerin, aynayı geç olmadan kendilerine çevirdiklerini görmenin zamanı çoktan geldi.
Tarihimize daha ne kadar sırt dönerek varolacağız!.. Bizim hastalığımız burada başlıyor işte. Tarihimizi ve töremizi bilmeyişimizden… Kendi medeniyetimize ve özümüze ait gerçekliği göremeyişimizden. Bunlar kendi tarihine bu kadar düşman olmuşlar. Bunlar özüne bu kadar yabancı kalmış. Kimliğinden bu kadar uzağa düşmüş. Kökleri ile bağı koparılmış ve garip düşmüş, düşürülmüş bir milletiz.
Bin yıllardır insanlığa yön veren medeniyetleri arşivlerden taşan, dünyaya töresi ile imzasını atan, bu milleti, ne yazık ki geçmişini unutturmak için tuzağına düşürülmüş ve yine acı olan bir şey daha vardır ki birbirinden koparılan, coğrafyası, tarihi, dini ve tarihi arka planı talan edilen o ülke ve millet biziz!
Dünyada tarihi hafızası asimile edilmiş tek milletiz..Birde utanmadan şuursuzca *NE MUTLU TÜRK'ÜM DiYENE!* diyorlar fakat türklüğün ne demek olduğunu bilmiyorlar. Sadece kendilerini bu sloganla kamufle etmeye çalışıyorlar.
Ben Çepni Türklerindenim ama, ırkçılığa şiddetle karşıyım. Eski Müslüman Türkler asırlar asla ırkçılık yapmadılar. Sultan Alparslan Anadolu topraklarına girerken Türkçülüğü yaymak için değil, islam adaletini yaymak için girmişlerdir. Osmanlı devleti de asla ırkçılık yapmamışır. Osmanlı devleti 17 devlet, 72 milletten teşekkül bir devlet idi. Adırlardır hep bütün o devlet idaresinde olan eyaletlere hakim idi. Irkçılık yapmıyorlardı.
120 yıl evvel ingiliz gavur ajanları müslüman milletleri (Türk, Kürt ve Arapları) birbirine düşürmek için nice Osmanlı topraklarında çeşitli entrikalar, fitne ve fesatlar çıkarıp, kışkırtmalar yaparak bu müslüman milletleri birbirinden ayrıldılar. işte şimdi bunun ceremesini çekmekteyiz.
*ÇÖZÜM:*
Eğer siz kendinizi müslüman olarak biliyorsanız, yeniden islam kardeşliği şuuruna ererek, ayağa kalkmalı ve bir an önce hiç vakit kaybetmeden özümüze dönmeliyiz..Aksi takdirde yok olup gitmeye mahkum oluruz.
Olm, eğer biraz daha doğuda doğsaydınız sövdüğünüz insanlar olarak dünyaya gelecektiniz. Biraz mantıklı olun, ırkınızı falan yüceltmeyin, insan olmaya çalışın.
çok milletli bir yapıya sahip olan ve gelişmelere ayak uydurup kendini yenileyememesi sebebiyle ciddi bir krize giren Osmanlı imparatorluğu, Yahudi, dönme ve masonlar marifetiyle milliyetçilik girdabına çekilerek kısa sürede dağıtılmıstır, Türkçülük bu süreçte bir Yahudi ve mason projesi olarak aktive edilmiştir. Evet, Türkçülüğün temelleri Osmanlı dışından gelenler tarafından atılmış, içeridekiler tarafından yükseltilmiştir. içeridekiler ise Rusya orijinliler ve Selanik orijinliler olmak üzere iki gruptur.
Türkçülük Osmanlı’da iki kaynağa dayanır: Biri Rusya sınırları içinde veya Rusya’nın tehdidinde olan Türkçülüktür. Musa Carullah Bigi, Şihabeddin Mercani, Hüseyin Feyzhani, Abdullah Tukay, Hüseyinof kardeşler, G. ibragimov, Ahundzade Mirza Feth Ali, ismail Gaspıralı, Hüseyinzade Ali Turan, Ayaz ishaki, Mehmet Emin Resulzade, Sadri Maksudi, Fatih Kerimov, ilyas Alkyin, Cafer Seydahmet, ibrahim Ahmedov, Hasan Ata Gaveşi, Ahmet Ağaoğlu, Zeki Velidi Togan, Yusuf Akçura… gibi kişiler bu ekolün en ünlü düşünce aksiyon adamlarıdır. Kuzey - Şimal Türkçüleri diyebileceğimiz bu kişiler, genel olarak “islamcı Türkçüler”dir. Ziya Gökalp ve Fuat Köprülü ekolu bu kaynağın fikirlerine çok yakındırlar ve Mustafa Kemal’i belli ölçüde de etkilemişlerdir.
Türkçülüğün diğer kaynağı ise Müslümanlığı kabul edip Osmanlı Devleti’nde görev alan aslen Yahudi Polonya – Macaristan milliyetçileri ve onların devamı denebilecek Selanik merkezli “islamsız Türkçüler”dir. Selanikli olmasalar da Selanik’te oluşan ekolü benimseyenlerin büyük çoğunluğu aynı zamanda Sabetaycı veya Karaimcidir. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Necip Fazlı, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Reşat Nuri Güntekin, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Tekin Alp, Vala Nurettin, Yaşar Nabi Nayır, Hüseyin Cahit Yalçın, Celal Nuri ileri, Faruk Nafiz çamlıbel, Burhan Belge, Ahmet Emin Yalman, Yunus Nadi, Doğan Nadi, Simaviler… bu akımın etkili temsilcileridir. “islamsız Türkçülüğü” savunan düşünce ve aksiyon adamları, ellerindeki yayın gücü ile daha etkili bir kamuoyu oluşturabilmişlerdir.
bilmem kaç milyar yıllık dünyada, 10 bin yıldan fazladır insanın yaşadığını düşündükten sonra, türkçülük, kürtçülük, siklik, sokluk kadar anlamsız bir tartışma yok, bu dünyada türkiyede dünyaya gelmek konusunda herhangi bir seçme şansın oldu mu?
olmadı.
e amk şans eseri geldiğin ve mensubu lduğun bir ırkı anlamsız ve hunharca savunmak da neyin nesi?
Türkiyede bir tane halk vardır, o da Türk Halkıdır. Etnik gruplara halk diyenlerin kafasının içinde beyin değil saman vardır. O yüzdendir ki Türkçülüğün esaslarını da anlayamazlar.
m.ö. 900'lerden bu yana türk,
1908'den beri ise 'resmen' türkçüyüz.
türkiye cumhuriyeti devleti'ni kuran ve devlete ana şeklini veren fikirdir.
eseri bizzat bu devlet, bu ülkedir.
tanım için; Türkçülük veya Pan-Türkizm tüm Türk halkının kültürel ve politik birliğini amaçlayan; 1880'lerde Osmanlı imparatorluğu'nda ve o zamanlar Rus imparatorluğu'nun bir parçası olan Azerbaycan'da yaşayan Türk aydınları arasında ortaya çıkan bir harekettir.
1908 yılı 2.meşrutiyet'in ilanından sonra ülke içinde yankı uyandırmaya başlamış ve devlet yönetiminde etkili olmuştur.