%90 ı sikiş sokuş aldatma şehvet kötü örnek olabilcek nitelikteki dizilerdir. oyuncular zaten amatör amk. bir yabancı dizi veya film izledikten sonra bizimkilere dizi veya film bile diyemiyorsun.
ezel, suskunlar, şahsiyet, behzat ç, içerde, leyla ile mecnun (ve ekibinin çektiği diğer kısa süren diziler), masum, kuzey güney, deli yürek, ayrılsak da beraberiz, en son babalar duyar, çocuklar duymasın (tgrt ve atv'deki ilk sezonlar sadece), geniş aile, adanalı (sadece ilk 2 sezon), çukur (sadece ilk sezon)
daha eskilerden ise perihan abla, süper baba, ikinci bahar, bizimkiler, kaygısızlar vs var ama onlar samimi geldiği için güzel. senaryo olarak tabii ki vasat.
turk dizileri avrupa dizileri diye ayirmiyorum cunku dizi izlemem..aklini kucumseme olayini o kadar isabetli yapiyorlar ki; dun mecburen iki saat dizi izledim. basit kelimesinin pire kalacagi konusmalar bakismalar dusunceler anksiyete krizine soktu beni..ulke olarak bokun icinde debeleniyoruz biz kardesim..ac oradan iki kisisel gelisim psikolog videosu insanlar kendini tanisin..
Dizilerde surekli olarak cok zengin sirket sahipleri,villalar,agalar ve kiytirik ask hikayeleri gormemizin uc nedeni vardir. Birincisi sektorun nispeten fakir olmasi,ikincisi arz talep meselesi,sonuncusu ise sektorde calisanlarin cihangir solcusu olmasi.
Yani bu senaryoyu yazan ve ceken adamlar alacatida 1 haftalik tatile trilyon basan 600 liralik bicimsiz timsah terlikle gezen adamlar. Etrafinda gordukleri hayatlarda uc assagi bes yukari dizilerde bize izlettirdikleri benzeri seyler.
Bu adamlarin toplumdan ve gercekten ne denli kopuk olduklarini net bi sekilde gorebiliyoruz. Kendi igrenc samimiyetsiz gosteristen ibaret dunyalarini bize izlettirmekten de bikmadilar yillardir.
eski türk dizileri daha bir güzeldi, anlamlıydı örnek olarak suskunlar, öyle bir geçer zaman ki, çalıkuşu vs. şimdikiler ise bomboş, kalitesiz saçma sapan aşklar zengin oğlan fakir kız, hep aynı konu, hiç üretemiyorlar.
izlediğim topu topu iki dizi. Biri yabancı diziden aparılmış, (bkz: avlu) biri de 12 yıldır ekranlarda (bkz: arka sokaklar) yerli dizi aslında gereğinden uzun. Dizi süreleri 30-60 arası olsa,senaryo tıkanmaz.
Çoluk çocuğun da anası babasıyla oturup izlediği unutulan diziledir. Kadına şiddet, kardeşlerin birbirinin kocasını çalması, her türlü ensest ve aldatmanın gırla olduğu adına da aşk konduğu, bey abilerin elinden tabanca cebinden uyuşturucuyu eksik etmediği afedersiniz sikimsonik dizilerdir.
ben daha çok 1990-2000 dönemi dizilerini beğeniyorum.
kusura bakmayın ancak ben yüz seksen (180) dakikalık düriyenin güğümleri dizisinin bir bölümünü izleyeceğime, ilk ve en sevdiğim film olan baba-the godfather filmini yine izlerim.
Rtük sansürleri yüzünden gerçekçi ve kaliteli bir yapım olması zor. iyi olan yapımlar da reyting sonucu sonlanıyor. Yapımcılar artık iyi yapım değil, para getirecek yapım peşindeler. Türk halkının beğeneceği tarz senaryo belli. Ona göre aynı hikayeleri evire çevire farklı diziler olarak ekrana sunuyorlar. Bir Ülkedeki diziler, O Ülkedeki toplumun davranışlarına, hoşuna giden olgulara göre yapılır. Arz /talep meselesidir.
kaslı bir erkek, aynı zamanda dizi boyunca sinirli ve gergin. bir adet boğaz manzaralı ev. fakir dizisiyse yine boğazda ama güya aileden kalmış falan. ve fakir ama taş gibi hanım kızımız.
1-2-3 motor.... ya bacım dur sana demedim alınma hemen, çekim için şeettim.