çoğu senaryo akışına reklam serpiştirilmiş dramdan ibaret olan adına dizi denilen, süresiyle her bölümünün ayrı ayrı film olarak algılanabileceği yapımlardır.
ne olursa olsun büyük bir emeğin yansımasıdır. özellikle set ekibinin dizi bittiğindeki mağduriyetini karşılayacak veya haklarını savunacak kurumlar ya da oluşumlar yoktur. hepsini geçin bir set işçisinin kaderi yeri gelir bir oyuncunun kaprisine kalır. evet tamam türk dizileri iyi değil çakma,kötü ama bunun sorumluları set işçileri değil. sorumlular dizinin yapımcısı, yönetmeni, senaristi. ama en çok zarar gören set elemanları.
amerikan yapımı diziler ile arasında bariz derecede kalite farkının olmasının tek bir sebei vardır. geri kalan bütün nedenler bu ana sebepten kaynaklanır.
amerikan dizileri, dizi iyi olsun meşhur olsun diye yapılırken, türk dizileri oyuncular meşhur olsun diye yapılır. türk dizileri o yüzden seri üretim ve kalitesizdir. aralarında bir kaç iyi yapım olması bu gerçeği değiştirmez.
aklıllara atv, kanal d, star, show, fox gibi kanallardaki dizileri getirendir. genç çağı zehirler ve kötü örnek olur. yahşi cazibe gibi komedi dizileri haricinde zinhar izlenmemeleri gerekmektedir. öyleki stv dizileri bile daha sevimli geliyor.
türk insanının estetik algısından yoksun olması, sanattan bi' sikim anlamaması sayesinde kendisine geniş bir izleyici kitlesi yaratabilmiş eski roman uyarlamalarıdır. senaryo o kadar ustaca hazırlanmıştır, o kadar gizemlidir ki olacakları yaklaşık 5 dakikada çözersiniz.
bu akşam bir kanalda eski bölümlerinden birini izledigim "bizimkiler" dizisi ile çocukluk yıllarımızda ne kadar basit detaylara güldüğümüzü, üstelik bunlar için bir hafta beklediğimizi hatırlatmış dizilerdir. Eskiden diziler bile ne kadar da masummuş.
insanı resmen salak yerine koyan dizilerdir, hayır sonuçta tüm diziler bir senaryodan ibarettir tamam. sonuçta bir lostu izlediğimde de bana kendimi aptal gibi hissettiren çok sahneler olmuştu ama en azından onun güzel bir örgüsü vardı senaristler gayet akıllıca aptal yerine koyuyorlardı izleyenleri. neyse gelelim bizim dizilere örn aşk ı memnu: hemen hemen tüm bölüm finallerinde bihterle behlül'ün yasak aşkının ortaya çıkacak olma ihtimalinin heyacanını yaşadık ya ulan ne diyim bize bilmem ki. finale daha haftalar var, daha dizi bitmeyecek, bunlar yakalanmayacak daha adın gibi biliyorsun ama yinede gelecek haftayı bekliyorsun ya. hani muhteşem yüzyılda da böyle, öyle arkadaşlarım var ki bunlar tarih mezunu, zamanın da hürrem'in kanuni'yi parmağına takıp oynattığını senden benden iyi biliyorlar ama bu dizi de binbir umutla acaba mahidevran karşı atağa geçer mi diye bekliyorlar ya çok garip cidden.
kalitelisi, uzun sürse de rahatsızlık vermeyeni, yönetmeni ve oyuncuları takdir edilesi, senaristleri ellerinden öpülesi, iyi olan bi tanesi için (bkz: behzat ç.). türk dizisidir. gurur duyulur.
genelde beğenmeyenlerin, veya yabancı dizileri tercih edenlerin özenti, marjinal benzeri kelimelerle betimlendiği türk işi dizilerdir. nedenini hiç anlayamamışımdır bu isim takmaların. Daha iyisinin yapılabildiğini gören insanlar, haliyle vasat olanla yetinememeye başlamaktadır, ki bu çok doğaldır.
komedi deseniz, k'si yoktur. içi boş espiriler, ve yanlış yerlerde veya gereğinden fazla kullanılan gülme efekleri zaten insanı baştan soğutur. ha hepsi öylemidir? Hayır ama büyük çoğunluğu için bu önerme geçerlidir. *
mesela, politika çok hassas bir konudur. ama güzel işlendiği zaman, saldırgan ve yaralayıcı olmamakla beraber, komik olma potansiyeli hayli yüksektir. zira, güzel ülkemde politika ve mizah, ateşle barut ikilisine eşdeğer olduğundan, icra edilmesi zor bir komedi türü olmuştur. bir nevi yasaklı bölge...
neyse biz hala, "light erkek", "mağdurum da mağdurum"a gülelim, belki bir gün uyanırız.
bu ülkede bu kadar yetenekli senaristler, yazarlar ve daha önemlisi bunları olma adayı o kadar çok çok çok insan varken, neden hep yeniden çevrim, uyarlama ya da aynı erkeğe aşık kız kardeşler gibi hepsi birbirinden kalitesiz örnekler bütünü olarak kendilerine eğitimsiz çevrelerde yer bulmakla yetindiklerini anlayamadığım yapımlardır. psikolojik tahlilleri olan, sanatın yapması gerekeni yapan yani insana fark ettiren, değişmeyi isteten ve anlatan yapımlar olmasını şiddetle dilediklerimdir.
yetenege değilde tipe bakarak oluşturulan oyuncu kadrolarından oluşur genellikle. ama en büyük sorun senarist yoklugudur. kadınların dizilerden çok şikayetçi oldugunu sanmıyorum ama gençleri çoğu umudu kesmiş artık.