yakında tuzla mezarlığına dönecek olan yerdir. çalışma bakanı ayakta uyumakta; duyarsızlığın allah ını sergilemektedir. e tabi o da haklı. partisinin genel başkanı işçilere ayak takımı derse o niye onların hayatı için uğraşsın...!!
Tersane patronlarının kuralsızlığı, yasa dışılığı ve azami kar hırsı işçi arkadaşlarımızın canını almaya devam ediyor.
Tersane patronlarının kuralsızlığı, yasa dışılığı ve azami kar hırsı işçi arkadaşlarımızın canını almaya devam ediyor. Selah tersanesinde 18 Mayıs tarihinde DENiZ KAŞIKEMAN arkadaşımızın ardından aynı gün saat 23:30'da DESAN Tersanesinde EMRE GEMi Taşeron firmada kaynakçı olarak çalışan MURAT ÇALIŞKAN Polonya Bandıralı Angella Della Gatta isimli geminin güvertesinden ambara düşme sonucu yaşamını yitirdi. "
-Yaz kızım idam.
+Ama hakim bey idam yasak.
-Yız kızım, kamu hizmeti cezası, 1 yıl tuzla tersanesinde çalışacak.
+kısaca idam yazsam. Sonra dip not düşerim.
-o da olur.
ölüyorlar. birer birer. haktan hukuktan bihaber, gaz sıkışmasıyla, kazan patlamasıyla ölüyorlar.
işsizliğin kol gezdiği, bir kalemde 5 milyon genç işsizin bulunduğu bir ülkede, kaybetmeyi göze alamadıkları işlerini bir cehennemin ortasında yapmak zorunda kaldıkları için ölüyorlar.
sendikaların kapı dışarı edildiği, başbakanın alkış kıyamet karşılandığı yerdir tuzla. kim bilir, yarın öbür gün çalışma bakanı faruk çelik gitse mutlak ki o da halaylarla, zurnalarla karşılanacaktır.
ölümün kol gezdiği çukurdur tuzla, yaşamın yüzünün karardığı yerdir.
sahi, bizim 1 mayıs'ımız vardı bir de, joplarla, biber gazıyla kutladığımız. neydi o hakikaten, "işçi bayramı" mı ? tuzla'da sapır sapır ölen işçilerin bayramı mıydı ?
akp' nin her fırsatta övünç kaynağı haline getirdiği belediyecilik anlayışında geldiği son noktanın yaşandığı yerdir. hakikaten son nokta yaşanmaktadır burada, zira bu tersane onlarca işçinin gördüğü son görüntü olma ünvanını taşımaktadır.
işçi bilincinin, iş hukuku kurallarının hiçe sayıldığı, masallarda yaşandığı bir 3. dünya ülkesi muamelesi görmektedir burası. zira akp' nin elini değdirdiği bazı yerler, son kalite kumaştan türbancılara ev sahipliği yaparken, bazı yerler afrika yerlilerinin yaşam standartını yerinde inceleme fırsatı verir bizlere.
ayakların, başların hak ettiği kadar bile yaşayamadığı, ayak ölümlerinin ve suistimalinin dorukta olduğu, insanlık dışı çöplük, çukur...
(bkz: iş hukuku)
(bkz: işçi hakları)
hakkında uzun süredir yazılan çizilen bunca şey sonunda, oraya gelen tayyip sevgi gösterileri ile karşılanmış. ilginç, manasız.
arkadaşlarınız öldüğü, sizin tehdit altında yaşadığınız o ortamın sorumlusu kim?
sizi tüm gün çalıştırıp karşılığında komik bir para verip, üzerine bir de hakaret eden kim?
hakkınızı almak için toplananları dövüp dövüp gözaltına alan kim?
ilginç, çok ilginç.
not: çok halksever bu başbakan, deniz yolunu kullanacak diye deniz seferleri durdurulmuş. trajikomik.
nükleer reaktörden çok daha fazla bir ölüm oranına sahipken greenpeace ın çıtının çıkmadığını gördüğüm tersane.
olması gereken daha kurulmayan bir reaktör için (bkz: gazprom) enerji bakanlığının binasına bile sızmayı akıl ederek orada eylem yapabilen bu grubun tuzla da bütün dünyadaki elemanları ile birlikte bir zincir kurarak hatta kendilerini zincileyerek orada bir eylem yapmasıdır.
bunun dışında geçen her gün greenpeace in ne kadar çakma ne kadar kolpa bir sivil toplum örgütü olduğunun açık kanıtıdır.
öğretim üyelerinin desteği ile birşeyler anlatılmaya çalışınıyor hala ama nedendir bilinmze orada olan bitenler kimsenin umurunda olmuyor olamıyor. sanırım orada çalışan çocuklardan birinin soyadı unakıtan diğerinin soyadı erdoğan olsaydı olaylar çok daha farklı olurdu.
çalışma bakanı arkadaşın hakkında ahkam kestiği yer. ölümler devam ediyo ama arkadaşlar başka şeylerle meşgul oldukları için hiçbir önlem ve tedbir alınmıyo. yapılan grev de çok uygun bulunmamış devlet erkanı tarafından. kızmışlar grev yapanlara ''sizi gidi siziii'' diye! çalışmayı değil ölmeyi emredenlerin yanında olan pek müstesna hükümetin hakkında ne karar alıcak diye düşündüren tersane!
Tersane patronları sırf biz bilmeyelim, basın duymasın diye ÖLÜMLERi VE KAZALARI SAKLIYOR.
"Kayıtdışı iş Cinayeti - SADi ÜSTÜNBAŞ 83.ÖLÜM
Kayıt dışılığın merkezi Tuzla tersanelerinde ölümlerimiz bile kayıt dışında kalıyor.
5 Mart 2007 akşamı saat 21.45'de elektrik bölüm şefi olarak çalışan Sadi Üstünbaş, Çeksan Tersanesi'nin inşaat halindeki boş deposunda cesedinin bulunduğu öğrenildi. Üstünbaş'ın ölümüyle, Tuzla'da son 15 yıldır 82 olarak bilinen ölen işçi sayısı 83'e yükseldi."
diyalog görüşmelerinde disk'e bağlı limter iş'in yeterince ciddiye alınmamasını eleştiren uras'a yanıt vererek, meselenin kimin yetkili sendika olarak kabul edildiğinden çok işçilerinin tümünün temsil edilmesi olduğunu söyledi.
göreve başladığından beri tersanelerin güvenliği konusunu gündemde tuttuğunu belirten bakan, denetimler sonucu yüklü miktarda cezalar kesildiğini, 1061 kalem olan eksiklik sayısının 4-5 ayda 588'e indirildiğini söyledi.
yıldızlaşan bu sektördeki artan kazaları bakan üç şeye bağladı: 3-4 yıldır hızlanarak artan iş yoğunluğu, işçilerin mesleki eğitimlerinin düşük oluşu ve alt yüklenicilerin getirdiği kimi sorunlar.
sosyalizmdeki iş kazalarının da hiç az olmadığını ve olmayabileceğini de bilmesi gereken bir kişi olarak ufuk uras, bakanın sözlerini hafif bir gülümsemeyle dinledi. her şeye rağmen iyi ki mecliste ufuk var, iyi ki ona bağımsız olarak oy vermişiz. oyları hak etmek galiba böyle bir şey.
konuşmalar sürüyor.... tartışmalar sürüyor... işçi ölümleri de... hem de hız kesmeden.
çalışma bakanı faruk çelikin "sorun işyerindeyse acıyan namerttir, sorun hükümetteyse bu konuda eleştiriyi almayan namerttir" dediği, 25 yaşında bir insanın elektrik akımına kapılarak ölmesine neden olan, delikanlı söylemler vermek yerine icraata geçilmesini dilediğimiz toplu mezar.
büyük oranda yerli olmak üzere kısım kısım yabancı destekli şirketlerin, dünyanın en prestijli gemilerinin proje ve inşa çalışmalarının yürütmekte olduğu bölgedir.
Son yıllarda Türkiye'nin gözde sanayi kollarından birinin ana merkezidir. Yılda milyonlarca dolar para kazanılır, en son teknolojinin yeraldığı ürünler imal edilir. Ürün kalitesinde dünyanın sayılı tersanelerinden biridir, 2010 yılına kadar sipariş alınamaz, çünkü kapasite üstü talep sözkonusudur. Gurur duyulası bir ekonomik başarıdır.
ama,
sigortasız işçilerin, asgari ücrete günde 15 saat çalıştrılığı, işgüvenliğinin olmadığı, işin niteliği nedeniyle, hertürlü tehlike ile yaşamak çalışmak zorunda kalan binlerce insanın ekmek teknesidir. Bu başarını ardında, ekmekleri için canından olan ve olmaya devam eden, başına birşey geldiğinde sosyal güvencesi olmadığı için ortada kalan, ölünce 10.000 ytl kan parası ödenerek örtbas edilen, çileli hayatlar vardır.
Milyonlarca dolar kazanırken, asgari ücretli işçinin sigortasını fuzuli maliyet gören zihniyetin, insan hayatının üç kuruşa satın alınabildiğinin görüntüsüdür..istanbul'a 40 km uzaklıkta, gazetlerin ara sayfalarında küçücük bir haber kadar yakındır.
"Ölümlerin meydana geldiği tersanelerin sahibi olan AKP milletvekili Hasan Kemal Yardımcı ile MHP milletvekili Durmuşali Torlak, tersanelerde ölümlerin kaçınılmaz olduğunu öne sürdü."
siz işçilerin iş güvenliğini oluşturmayın beyler ondan sonrada kaçınılmaz deyin. kaçınılmaz olan bu işçilere vermeniz gereken iş güvenliği ve sağlıklı çalışma koşulları olmalı.