rakip takımların orta sahayı geçtiğinde bile bayram ettiğini gören bu gözlere, bu günkü durumu çok tuhaf gelen takımım.
-1.lige çıktığı yıldan itibaren, gs trabzon'da ilk golünü 12. yılda atabilmiştir.
-bugün fb tekeli yoksa bunu sağlayan trabzonspor'dur. şampiyon olduğu yıllarda genelde fb 2. olmuştur.
-tam süreyi hatırlamıyorum ama 7-8 yıl kadar bjk'ye hiç yenilmemiştir.
-en uzun süre gol yememe rekoru sahibidir.
ne zaman ki istanbul takımlarına özendi o zaman sıradanlaştı.
1967 de kurulmuş takımımız. başarı için kıstas ne olmalı diye her zaman soruyorum?
1975-76 Cumhurbaşkanlığı
1975-76 Lig Şampiyonluğu
1975-76 Başbakanlık
1976-77 Lig Şampiyonluğu
1976-77 Cumhurbaşkanlığı
1976-77 Türkiye Kupası
1977-78 Türkiye Kupası
1977-78 Cumhurbaşkanlığı
1977-78 Başbakanlık
1978-79 Cumhurbaşkanlığı
1978-79 Lig Şampiyonluğu
1979-80 Lig Şampiyonluğu
1979-80 Cumhurbaşkanlığı
1980-81 Lig Şampiyonluğu
1982-83 Cumhurbaşkanlığı
1983-84 Türkiye Kupası
1983-84 Lig Şampiyonluğu
1984-85 Başbakanlık
1984-85 Türkiye Kupası
1985-86 Türkiye Kupası
1986-87 Cumhurbaşkanlığı
1990-91 Türkiye Kupası
1991-92 Türkiye Kupası
1993-94 Başbakanlık
1994-95 Türkiye Kupası
1994-95 Cumhurbaşkanlığı
1995-96 Başbakanlık
2002-03 Türkiye Kupası
2003-04 Türkiye Kupası
- ligde küme düşmeyen 4 takım vardır. malumunuzdur. *
- avrupa da başarı mı?
- bjk ve fb bugüne kadar oynadıkları tüm avrupa maçlarındaki yenilgileri galibiyetinden fazladır. anadolu takımlarını saymıyorum zaten. *
- trabzonspor un ise eşittir.
- daha ne istiyorsunuz?
bu takım şampiyonluklar başarılar yaşamıştır tamam..ama hiçbir zaman büyük takım olamamıştır. hak etmediği dğerler verilmiştir kendisine. promosyon düzenleyen şirketler bu takım için de bardak vs..üretmişlerdir, spor gazetelerinde özel sayfalar verilmiştir, 4.büyük denilmiştir, yayın haklarından yüksek pay verilmiştir, avea istanbul takımları için yaptığı takıma özel hatlardan trabzon için de yapmıştır vs..
ama bu takım tüm bunları hak edecek ne yapmıştır ? hiç...ne kendisine destek olanlara reytingi olmadığı için para kazandırmıştır, ne kendini geliştirmiştir, ne kazandığı parayı doğru kullanabilmiştir, ne de taraftarı gelişmiştir.
81 doğumlu bir genç.. hayatında sadece 3 yaşındayken trabzonspor şampiyon olmuş, onu da hatırlamaz bile. sonra aklı sarmaya başlamış. artık onun hayatının renkleri sadece bordo ve mavi. nufus kütüğüne trabzon yazıyor. sevmesi, desteklemesi için en geçerli sebebi bu. bir şehirde doğmuş ve o şehir türkiye'de tek takımın tutulduğu tek şehir. ne yapsın bu genç? stadlara gidiyor, bağırıyor, çağırıyor. yeniyor gururlanıyor, yeniliyor üzülüyor. onun üzüntüsü diğer takımların taraftarlarına benzemiyor. çünkü onun tuttuğu takım nufus kütüğüne yazıyor. hep bir umut diyor, bu sene diyor, olacak diyor, bunu yapacak güzteyiz diyor, biz bunu yapan tek takımın taraftarıyız diyor. ama hep boynu bükülüyor. çok yaklaşıyor şampiyonluğa.. tam olduk derken ağzındakini bir gecede veriyor. ama umudu kırılmıyor, nasıl olsa biz bunu tarihimizde 6 kere başarmışız, ben görmesem de. ama eminim ki bana da gösterecek bu takım bu günleri diye umut besliyor. okumak için şehir dışına çıkıyor, kış geliyor bordo-mavi kaşkolunu takıyor. artık herşey çok ilginç; dün yaşadığı şehirde bu atkıyı taksa sıradan sayılıyor, ama gurbet elde bunun bir ağırlığı olduğunu anlıyor. yeniliyor; inadına takıyor o kaşkolu. yeniyor; gurula takıyor.. ama hep takıyor. çünkü karşılıksız seviyor. çünkü o takım kendi takımı, çünkü nufus kütüğüne takımının ismi yazıyor. parçam diyor, onurum diyor, gururum diyor. karşılıksız seviyor. maç izlemek için kahvelere gidiyor, çoğu zaman yanlız kalıyor, bazen kendini gizliyor, ama hep seviyor. takımı ona birşey veremiyor, onun boynunu hep büküyor. gurbet elde taktığı o kaşkol artık alaylı gözle bakılma sebebi oluyor. yıllar geçiyor 10 yıllık şampiyonluk hasreti 22 yıla çıkıyor. ve öyle bir hal alıyor ki; her lig başladığında işte an bu andır diyen o genç ikinci lige düşmekle tehdit ediliyor. biz bu hallere düşecek adam mıydık? diye soruyor kendine. cevap bulamıyor. ama yine de seviyor. ne de olsa; onun tuttuğu takımın ismi nufus kağıdına da yazıyor.
tüm trabzon şehrinin nefes alma sebebi ve tek eğlencesi olan, bu sebeple beklentilerin gitgide büyüyerek yogunlaşması, yoğun beklentilerin futbolcular ve tüm camia üzerinde ters tepmesiyle birlikte sonuç olarak her sene hüsranı yaşayan anadolu'nun futbol devrimcisi olan kulüp. en büyük handikapı güzel transferler yapmasına rağmen, küçük bir şehir olmasının sıkıntısıyla birlikte bu futbolcuların fazla barınamamasıdır. tıpkı marcelinho ve musampa'nın da dayanamayacağı gibi.
son 5 lig maçında hiç gol atamamış olan takımımdır. insanın fatih neden satildi madem satıldı gelen onca parayla neden düzgün bir forvet alınmadı diye sorası geliyor başkan olacak adama.
buraya hakkında entry yazmaya kalktığımda sayfalar sürecek olan ve sosyolojik inceleme yapılması gereken takımlardan biri, bir kentin direnişi. trabzon kötü gidiyor küme düşecek diyenlere tarihi gösteriyorum, hiç bir takım yok ki trabzon kümeye diye bağırdıktan sonra küme düşmesin. bursaspor, diyarbakır, samsunspor, gider bu böyle.
trabzon büyüktür çünkü onun fıtratı büyüktür, herkese haddini bildirir, biraz zamana ihtiyaç var, hepsi bu.