Üzerine edebiyat parçalanmasına ayar olduğum şey. Aslında terk edilendir terk eden falan. Yok işte öyle bir şey; terk edilen edildiğiyle kalıyor. Her şeyini verip, en büyük ihanetlerini affettğin, mutlu olsun diye yaşadığın kişi "birkaç aydır o kadar da umrumda değilsin, farkında değil misin? senden soğudum artık sevgili gibi sevmiyorum seni" diye karşına gelebiliyor ve bu olduğunda kusura bakma ama basbayağı terk ediliyorsun. O diğerlerinden çok farklı diye herkese anlattığın, ilk kez biriyle gelecek planı yaptığın, hayatının tamamını kaplayan ilişki götünde patlıyor ve her ilişki gibi çok yavan bitiyor. O şiirsel ayrılıklar filmlere özel, gerçekte her şey çok daha basit. insanoğlu bencil ki öyle olması da gerekiyor bir yerde. Hayat kısa, zamanı durduramıyorsun. Mutlu olabilenler sadece kendini mutlu etmek için yaşayıp mutsuz olduğu ilk anda daha mutlu olacağı kişiye gidenler oluyor. O mutlu olsun yeter diyen aptallar olarak gelip bu başlıklarda takılıyoruz işte. Dediğim gibi insan haklı olarak bencil, hayalci olmamak lazım. Zira insanın, başkasının mutluluğuyla mutlu olabildiği ilişkiler eskide kalmış. Artık insanlar sana verdiğin onca şeyi mutluluk olarak geri alabileceğin vakti tanımıyor.
önceleri çok ağır gelir insana. sanki ölüm gibi. hele bir de önceden sinyallerini farkedemeyecek kadar çok sevmişseniz gerçekten ani bir ölüm gibidir. neye uğradığınızı şaşırırsınız. sürekli içiniz dolar. anlamaya ve kabullenmeye çalışırsınız. bazen başarır, bazen başaramazsınız. ama bir ağırlık gezer sizinle birlikte. kahredici bir ağırlık...
Seviyorsanız çok kötüdür. Uzun bi sure onu unutmaya çalışmak, ağlamak ve içmekle gecirirsiniz vaktinizi. Sonra kendinize söver üzülür daha çok icersiniz. Bu boyle sikimsonik bi dongudur iste. Gözleriniz her yerde onu görür her ses onunkine benzer. Ama unutuluyor ya.
imdi giden kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terk eden
giden de bu yüzden gitmiştir zaten.
murathan mungan
işte bu yüzden onlar terk etmesine rağmen kahrolurken, sen kuş gibi hafiflersin..işte bu yüzden terk edilmiş değilde, yeniden doğmuş bir insan gibi mutlu olursun terk edilmiş olsan da...kısacası bazen de karşındaki artık onu sevmediğini bilir fakat kabullenemez..ama sonunda bu sevgisizliğe ,bu acıya, bu boş bakışlara dayanamaz ve seni terk eder..rahatlarsın..terk eden olmaktansa terk edilen olmak sorumluluk gerektirmez..ama son sözü ''sen beni gitmeye zorladın ,sen beni terk ettin ben değil!! beni artık sevmediğini biliyordum!!'' olan bir kişi ise karşınızdaki , terk edilmek deyip geçmeyin..terk eden belkide sizsinizdir birde bu açıdan bakın..aşk zamanla olmuyor kendinizi kandırmayın, onu ilk gördüğünüz an hissedersiniz o his olmadıysa yol yakınken dönün derim..terk edimekte çözüm değil..yanlış kişilerde zaman harcamamak gerek.. doğru kişiyi bulunca zaten anlıyorsunuz deneme-yanılma yapmaya ah almaya gerek yok..terk eden veya edilen ilişkide hangi konumda olursanız olun..kızmak, darılmak, gücenmek veya sitem etmek için bir neden yok..o kişinin hayatınızdaki rolü bitmiştir ve gerçeğe bir adım daha yaklaşmışsınızdır..her bitiş bir başlangıç..ve her başlangıç yeni bir hikaye..sonunu bildiğin bir hikayenin zevki olmaz...mutlu son olması için dua etmekten, o kişinin hayatınızdaki rolünü kalıcı kılmak için elinizden geleni yapmak ve akışına bırakmaktan başka çare yok.
insanın ömründe bir kere de olsa yaşadığı durum. başlarda nefesi keser ağlamaktan helak olup neden aramaya başlarsınız. terk eden kişiler hep bir sebep sunar lakin kafaya yatmadığı için kendinizce kafanızda oldurmaya çalışırsınız. terk edilmeyi yaşarken terk ettiğinizi de unutmayın. hayatta acı tatlı tüm duyguları tatmak lazım azizim.
Bir de bunun aldatıldıktan bir hafta sonra iki kısa cümlelik bir mesajla terkedilip aldatıldığını terkedildikten sonra anlama durumu vardır ki bambaşka bir boyut, resmen üstün bir yarı yolda bırakma multitasking performansı. Tabii bir hafta, beni aldattığı ilişkisinin başlayıp onu garantiye aldıktan sonra beni tarketmesine kadar geçen tarih, öncesi de vardır muhakkak. "Ben facebooku kapatayım ders çalışmamı engelliyor" deyip sizi yavaş yavaş soğutup facebookunu açıp, sizi silip, ilişki durumu yapar ve bunu gördüğünüzde de küfretmeyerek sitemli bir mesaj yazarsınız ve tek yaptığı şey mesajınıza "samimiyetin için teşekkür ederim" (?!) diye cevap verip sizi facebooktan engellemek olur. Böyle yazınca nasıl ağır bir orospu çocuğu olduğunu daha iyi farkettim yalnız. Hayır bir de madem sevmiyorsun aldatacaksın ne bok yemeye ilişkiyi başlatıyorsun da o çok değerli vaktini harcıyorsun diye sorarlar adama. Tamam ilk ben seninle iletişim kurdum ama yakana da yapışmadım sevgilim ol diye arkadaş. Bu şekilde terkedileceğime keşke baştan siktir git senden hiç hoşlanmadım falan deseydi daha az kırıcı olurdu. Annesi gül teyze de pek hanım biriydi ama kendisi tam bir oçe imiş meğer. Tanımasaymışım hayatımdan hiçbir şey eksilmezmiş ki tanımak bir bok katmadı. Safi travma. işte böyle sözlükçüğüm. Her ne kadar kaç yıl geçmiş hayatın ne güzel yolunda deyip içimde affetmeye çalışsam da olmuyor aklıma gelip tadımı kaçırıyor. Hayır kendisini kaybettiğim için değil, zaten buna kayıp demek saçmalığın daniskası olurdu. benim derdim böyle davranılmayı haketmediğimden, en ufak bir huysuzluğumu aksiliğimi görmemişsin ne olurdu alıp karşına böyleyken böyle kusura bakma böyle olsun istemezdim falan deyip klişe cümlelerle de olsa insan yerine koysan neyin eksilirdi değil mi ama. insanlara bunu yapmayın. hoş değil.
severken terk ediliyorsan çok zor durumdur, insanı içinden çıkamayacağı bir mutsuzluk döngüsüne sokar.
terk edilmek bir anda olan bir olay değildir aslında, bir süreçtir. terk edilen taraf zaten aylardır ilişki bozulmasın diye tüm yükü omzuna almışken terk eden taraf da bunu fırsata çevirip tüm gücüyle seven tarafa yüklenmiştir. seven taraf, sevdiğini kaybetmekten korktuğu için altında ezileceğinden çok daha fazla ağırlığı kaldırmış olsa da bir süre sonra sevdiği insan tarafından terk edilmiştir. devamı mı? ya unutursun yada günlerce alkol, sigara, duygusal müzikler, uykusuz geceler içinde nefes alan bir ölü gibi yaşarsın...
unutmanın yoluysa karşıdakini silmektir sevgili dostum. şimdi ne yapacaksın biliyor musun? ona bir şekilde ulaşıp içindekileri dökeceksin, yetmedi mi? bir daha dökeceksin içindekileri, anlatacaksın her şeyi, eski anıları tekrardan ona hatırlatmaya çalışacaksın, olmadı mı? söveceksin, küfredeceksin; sonra pişman olup bir daha yazacaksın... ta ki içinde hiç umut kalmayana dek. işte o umut parçacıkları da toz olup uçtuktna sonra yapacağın tek şey karşıdakini silmektir; bu o kadar zor değil, çünkü karşıdakini büyüttüğün yer de onu bir anda yok edebileceğin yer de beynindir aslında. ufak bir umut kalmayana kadar çabalayıp sonra onu silmelisin; sosyal medya hesaplarından, rehberinden, galerinden ve en önemlisi de kafanın içinden. emin ol bunları yapmazsan boşa geçmiş günlere, aylara, yıllara doğru açılacaksın kapkara uçsuz denizlere açılan bir kaşif misali.