muhalif güçlerin desteklemesiyle eylem yapan kişiledir, bazılarının figuran olduğu yönünde söylentiler vardır. amaçları hak aramak değil adalet ve kalkınma partisini yıpratmaktır. bu olayı öğrenen başbakan recep tayyip erdoğan'da destek vermeyi çekmiştir. birkaç gün daha oturup sonra paşa paşa evlerinin yolunu tutacaklardır.
son olarak cumhurbaşkanı abdullah gül kurufasulyesini yerken 'fazla uzatmasınlar artık' demiştir. yani tadında bırakın gibi bir anlam vermiştir. tövbe tövbe hiçbirinden çıkmayacak mı adamakıllı bir cümle.
emekçi diye , sanayide 500 tl ye çalışan adama derim ben, çalışmadan 2000 tl maaş alan adam emekçi falan değildir, laftır bu , modası geçmiş komünist ağızıdır. hakları savunulacak birileri varsa, sigortasız çalıştırılan, hiçbir hakkı olmayan, istenildiği zaman işten kovulan, günde 12 saat eşek gibi çalıştırılan insanlardır, hadi çıkın sokağa bunların haklarını savununda görelim ne kadar iyi niyetlisiniz bakalım ne kadar işçi hakları savunucu susunuz, devlet malı deniz yemeyen keriz mantığını savunan şahıslarla elele verip , yaygara koparanlar oturdukları yerden ahkam kesen, komünist militanlar beni zerre kadar ilgilendirmiyor, dertleriylede hiç dertlenmiyorum, hiç kusura bakmayın.
çamur atarak ışığını engelleyemeyecekleri onurlu direniş.
50 günü aşkındır bekliyorlar hakları için .
yalnızca varolan haklarını korumak için.
hakları olmasına rağmen zam istemiyorlar.
fazladan izin de istemiyorlar.
hükümetin onları kiralama fikrine karşı direniyorlar.
çocuklarının gelecekleri için direniyorlar.
insanca yaşayabilmek insan olabilmek insan kalabilmek için direniyorlar.
onurları için ekmekleri için direniyorlar.
ve bugün yeniden ülkeyi varedenlerle kucaklaştılar.
en militan şekliyle , üretimden gelen güçleriyle genel grev genel direniş şiarıyla birleştiler
tüm türkiye'de yeniden bağırdılar.
üreten biziz yöneten de biz olacağız.
birileri de bağırıyor yan gelip yatana artık para yok.
ya siz ''sayin'' milletvekilleri siz ne yapıyorsunuz
yedi sülalenizi zengin etmekten başka ne yapıyorsunuz.
mecliste tepişmek için mi alıyorsunuz 9900 lirayı. (cukkalar hariç yani sadece net maaş.)
bir de soru ''bunları biliyor muyuz'' cinsinden
dünya'da milletvekillerinin maaşının , ülke milli gelirine oranının en yüksek olduğu ülkenin türkiye olduğunu.
ha unutmadan tekel işçilerinin ''yan gelip yattıkları'' için aldıkları maaşlar bizim vergilerimizden ödeniyomuş ya
genç yobazlar yani genç siviller eylemi protesto için bölgeye yönlendirilir. eylemcilerin üzerine converse ler atılır . buna demokratik çakallıkta denir.
haklı davalarında yanlarına yanaşıp onların haklı davalarından nemalanmaya çalışan andavallar yüzünden halkın gözünde haksız duruma düşmüş bahtsız bedeviler.
yancılar için :
(bkz: tkp)
(bkz: halkevleri)
ve bilumum devrimci tayfa,,,
evet hayat tekel işçileri için daha zor ama devlet hiçbir getiri sağlamayan bazı kurumlardaki insanlara daha ne kadar para aktaracak.işçiler için havadan sudan gelir sayılmaz mı bu?.bu açıdan bakarsak o halde kimse çalışmasın ama devletten sürekli maaş almak için grev yapsın.eğri oturup doğru konuşalım.bu insanlara halk tarafından verilen destek de işçilerin ancak grev işkencesini uzatmaya sebebiyet verir.
Çok değişik zihniyetlerin varlığına tanıklık etmemi sağlamış " insan " grubu. Şöyle buyurmuş biri;
".... şehrinde 2 evi ve 1 arabası olmayan yok içlerinde."
vay anasını sayın seyirciler... çok büyük başarı zaten 2 ev ile 1 araba şu ülkede di mi? hakları yok, haketmeden aldılar. ama çıkıp gemicik alsaydı ( farkındayım çok popülist bi eleştiri )ya da bi elmas dükkanı açsaydı, likid yumurta işine girseydi ne biliyim ben ya işte bu tarz " işini bilir " şeyler yapsaydı daha bi el üstünde tutulurlardı sanırım.
" Yan gelip yatarak " para alıyolar deniliyo bunun ne demek olduğuna dair hiç bi fikrim yok. Nasıl yani ya? Fabrika falan yok mu orda bi yerde? Bu adamlar sabah 8de, 9da çıkıp gitmiyolar mıydı işlerine? *
Velev ki yan gelip yatarak para alıyorlarmış, alsınlar anasını satıyım. Benim vergim bazı şerefsizlerin cebine gideceğine, trilyonları çuvalla götürdüğü halde yıllardır doymayan*, annesi kamuya mal olmuş arkadaşların cebine gireceğine, parasızlıktan çocuğu ölen ve yine parasızlıktan cenazesine arkadaşlarından para toplayarak gidebilen bi babanın cebine girsin. ben razıyım. ilerde çalışır öder o adamlar eğer varsa haksız kazandıkları bi para. çünkü onlar işçi adam. haysiyetli olurlar -ki bazıları bunun anlamını bile bilmez.
ekleme; Yazıya başlarken aklımdaydı unutmuşum yazmayı. Son 1 yıldır; önce eczacılar sonra doktorlar şimdi de işçiler. Bunların hepsi haksız, bunların hepsi yalancı dolancı, kazandıkları para helal değil bla bla... ne lan bu? bunca insan haksız bi siz mi haklısınız lan?
tekel işçisinin kızı ve erkek arkadaşının intihar edişini, babasının 4C kapsamında çalışmasını istemediği için yapmış gibi göstermeye çalışan özürlü zihniyete gel de küfür etme sözlük.
eğer 4c yasası iptal ettirirlerse kendi ayaklarına sıkacak olan işçi topluluğı. zira o depolar her türlü kapanacak. 4c işten çıkarılan işçilerin başka işlere nakledilmesi ile ilgili bir düzenleme. eğer bu iptal olursa bütün işçiler o beğenmedikleri işleri de kaybederek işsiz kalacaklar.
ayrıca açlarmış. valla gülecek yer bulamadım. geçen ay da dahil her ay tıkır tıkır maaşları yatıyor. kıdem ve ihbar tazminatlarını aldılar. hatta açıklamalara göre büyük çoğunluğu bu paraları bankadan da çekmiş. hala neyin açlığı allah aşkına?
he tabi bir açlık var ortada ama doymak bilmeyen başka türlü bir açlık.
bu ülkede çok tartışılması gereken işçilerimizdir. Şimdi bakınız size, tekel işçisini tekel işçisinin ağzından anlatalım. Bu konferans özel bir üniversiteye söyleşiye gelmiş 3 tekel işçi abimizin ağzından, benim üslubumla anlatılmıştır. Özel bir üniversite olması sebebiyle söyleşiye katılan kişi sayısı ilk konuşan abimizin saydığına göre 33 kişi başladık 4 tanesinin tuvaleti geldi ve çıktı, 3 tanesinin işi vardı. Fakat yüzleri ak, parlayan gençlerdik orada, öğrenmek isteyen, sorgulayan ve biraz da isyan eden.
" Çocuklar siz öncelikle bu okulun kıymetini bilin, türkiyedeki en iyi okullardansınız. ben izmirde yaşadım 45 yıl, izmirde çalıştım 17 yıl tekelde. aslen diyarbekirliyim, kürdüm. şimdi bize herkes diyor ki oh abi 3500 milyar alıyormuşsunuz, hala grev yapıyorsunuz. Benim aldığım maaş, 1200 lira, üniversite okumuşla benim aramdaki fark da taş çatlasa 100 liradır, kıdem olayları falan siz daha iyi bilirsiniz. Hükümet diyorki ben onları 4c ye geçirdim, ben 4c'ye de geçmedim daha çocuklar, eğer geçmek istersem dilekçe yazıcam hükümete peşkeş çekip, onlar kabul ederlerse 4c'ye geçicem. Ben şu anda işsizim. bugün 59. gündeyiz sanırsam ki, çocuklarımı özledim. Ben çok memnundum çalıştığım işyerinde. Hani diyorlar ya yatarak para kazanıyorlar diye, biz hamalız, ne zaman mal gelir, ne zaman tütün gelir, ben o zaman iş yaparım anca. Bize gelen mal yokki ben neye çalışayım, napabilirim yani. Hükümet 4.5 ytl mal olan bir tütünü 30 sente amerikalıya satarsa, sonra tekel zarar eder tabi. tekelin zarar etmesinden benim ne kabahatim var, suç sadece ucuza tütünümüzü verenlere. izmir'e kota koydular bide, biz ellerimizle tütünü ne olduğunu bilmediğimiz arabalara yükledik, kim bilir kime gitti o tütünler. Ben hamalım, iş olursa sırtımda taşımak görevim benim."
Ortadaki daha bilgili olduğu belli olan abi söze giriyor. "ben, bizim direnişimize ekmek getirdiklerinde utanıyorum. Ben sendikama her ay 17 yıl boyunca prim vermişim, parasını vermişim, benim sendikam bana çadırdan başka birşey vermiyor. Benim sendika başkanım, gidiyor başbakana yalvarmaya. sen gitmeyeceksin o gelecek. ki gelmesine gerek de yok. bakın kumlu açıklama yapıyor. aman başbakanım buraya gel işçilerimizle konuş. yahu kumlu koskoca başbakan niye gelsin bizim yanımıza, senin görevin ne arkadaşım? istifa et o zaman biz başbakanla konuşuruz. biz de hatalıyız. herkes çadırın içine pusmuş, yemek geliyor yiyoruz. böyle direniş mi olur arkadaşlar. soğukta donacağız o çadırlara girmeyeceğiz. biz her gece çaylar,türküler, ben utanıyorum. Vatandaş çadırlara giremiyor artık, çekiniyor. biz buraya sıkıştık kaldık, büyüyemedik, bunları büyütecek olan gençler, yani sizlersiniz. ben çoğunuzu o meydanda gördüm ve bilgilerinizle aydınlatıyorsunuz bizi.
masanın sağında oturan, kızı da aynı üniversiteyi burslu kazanmış tekel işçisi abimize geliyor sıra."önce okulunuzun kıymetini bilin, benim kızım da aha şurada oturan, şimdi biz buradayız ama bizim geçmişimiz daha erken zamanlarda başlıyor. Biz diğer kurumlar özelliştirilirken sustuk, hata yaptık, bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dedik belki de. ama şu an anlıyoruz ki, bu direnişi ilk özelliştermenin olduğu gün yapmalıydık. allah sizden razı olsun, geldiniz meydanlara, insanlara sosyalizmi komünizmi anlattınız. benim sağcı bir arkadaşım, artık kendisine sosyalist demeye de başladı mesela. bu hükümet insanı namazdan soğuttu diyor. ben o kadar oy verdim diyor, benim tabanım nerde, nerde benim saadet partim diyor. adam soğudum diyor namazdan içimden gelmiyor diyor. bu partiler bizi yargılıyorlar ama biz de buradayız diyorlar. gençler okuyun, okuyun bizim gibi amele olmayın, biz hamalız ve birşey değiştiremeyiz.
ilk konuşan daha atik olan abi devam ediyor."ben artık özlük hakkımı almadan burdan gidemem, çocuğumun yüzüne nasıl bakarım söylesenize bana, bunlar bizim gururumuzla oynadılar, başbakan diyor benim vatandaşım, ulan ben neyim? ben eskiden trabzonlularla hiç anlaşamazdım, ama bu direniş sayesinde yan çadırdaki trabzonlulardan horon öğrendim, onlar da benden şemmambe öğrendiler, her gece oynuyoruz şimdi. geçen 2.3 ton yakacak geldi bize. sağolsun birisi yollamış, bütün çadırlara eşit olarak ben dağıttım, ben kimim işçiyim. Peki nerede çadır koordinatörleri? Nerede sendika? ben koordinatörü bilmiyorum kimdir, sürekli kaçıyorlar bizlerden."
Ortadaki abi devam ediyor..."Şimdi bazı arkadaşlarımız aldılar paralarını 4c'ye geçtiler ama bundan 8 ay sonrası muaamma. Ben o arkadaşlarımızı da yargılamıyorum, çoğunun çok borcu vardı. Aldı kendini kurtardı, ben 3 yıl sonra emekliyim, şimdi beni hademe yapacaklar, ben 3 yıl sonra biticem işimi ve yatmaya başlayacam. Peki ben niye bu eylemdeyim? Çünkü 4c ile özelleştirilen her kurum benim çocuğumdan çıkacak, o iş bulamıcak, güvencesi olmucak. O kömür meselesinde de sendikalar utansınlar. Bizi ne hale getirdiler, biz de alıştık rahata ama diyecek bişey yok. bu eylem sürecek, çünkü uzun zamandır bulamadığımız bir kıvılcım bulduk biz, değiştirmek için bir kıvılcım."
2 saat süren karşılıklı sohbetin sonunda abilerimiz okulun servisiyle direniş bölgesine giderler, servis beklerken, ortadaki abiyle uzunca bir sohbetim olur, anlarım ki üniversite de okumak herşey değildir, anlarım ki susmak herşey değildir, abi sonunda bana birşey der, önce oku, sonra biryerlere gel ve değiştir.
halen 18 isci aclik grevine devam etmesine ragmen kendi sendikalari bile bundan bahsetmemektedir. tekel iscileri bu ulkenin onurunu kurtarmislardir. akp doneminde halka yonelik saldirilarda bu kadar uzun sureli direnisi saglayabilen cok az sayida insanlardandirlar.
tekel işçilerinin hepsi açlık grevinde değildir.
orada bulunan ve sağlık durumu diğerlerine göre iy olanlar türk-iş binasında açlık grevine devam etmektedir.
dışarıda çadırda kalanlar ise genel eylemlerine devam etmektedir.
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak cidden bu ülkenin en büyük sorunu olsa gerek.
ek olarak Uluslararası Sendikalar Konfederasyonunun desteklemesinden sonra şimdi ise yunanistandan da bir destek gelmiştir tekel işçilerine.
yani tekel işçilerinin sesini tüm dünya duydu ama bizim süper müslüman akp ve yandaşları hala duyamadı.
işçi hareketlerini tekrar başlatıp, solu güçlendirecekleri inancını veren ülkem emekçileridir. direniş, eylem bol bol yapılmalı ki halk memnuniyetsizliği olduğunda eyleme, protestoya alışmalı. bu açıdan kendileri umarım öncü olurlar.
çok yediler birazda aç gezsinler.
(beş defa beğenilmemesi üzerine ekleme yapıyorum, ben eğitimci çocuğuyum , yani ailem insan yetiştiriyor ama hiç bir işçi çocugunun asla benden daha düşük marka giydiğini, benim gittiğim otele gittiğini, vs vs görmedim. demiyorum haksız kazanıyorlar [5 işçinin tek bir düğme başında beklemesi, yanlış basım gibi hatalı olan malların işçiler tarafıdnan tüketilmesi....] ama haklarını geçtiklerinide birileri söylesin.)