taxi driver

entry144 galeri93
    44.
  1. "yanlızların çilesini" anlatan 1976 yapımı Martin Scorsese filmi. robert de niro'nun oyunculuğunun hakkını vermekle beraber oscarlık bir film olmadığını düşünüyorum.
    0 ...
  2. 43.
  3. robert de niro' nun aslında aktör değil de umutsuz, aylak bir taksici olduğunu öğrendiğimiz film.

    bu filmdeki ana karakter travis ile albert camus' un şahaseri olan l etranger* adlı kitabın ana karakteri meursault arasında büyük benzerlikler olduğunu düşünmüşümdür hep. belki de yoktur bilmiyorum.
    3 ...
  4. 42.
  5. her seyredildiğinde robert de niro ya bakıp bakıp - ulan amma da gençmiş adam- diyesi getirten filmdir. jodie foster ise o zaman neyse hala o dur. adeta bu kadının nitrogen tüpünde uyuduğu izlenimi bırakır insanda
    0 ...
  6. 41.
  7. ölmeden önce izlenmesi lazım gelen 100 filmden biri. Onuncu keredir izliyorum. yine izlerim yine izlerim.
    3 ...
  8. 40.
  9. 39.
  10. ölmeden izlenilesi filmlerdendir. 77'de 4 dalda oscar kazanmasına rağmen en iyi yönetmen ve en iyi film dallarındaki ödülleri rocky'ye kaptırmış, kanımca çok büyük talihsizlik yaşamıştır. martin scorsese'un uzun süren heykelcik şansızlığı serisinin ilk filmlerinden biridir.
    3 ...
  11. 38.
  12. cybill shepherd'ın ilik gibi olduğu zamanlarda oynadığı film. "ne hatunmuş bea.." diyor insan.
    1 ...
  13. 37.
  14. 36.
  15. hayatının amacı olmayan bir adamın hayatını anlatan başarılı film.
    2 ...
  16. 35.
  17. vietnam'da savaşmış ve uykusuzluktan müzdarip travis bickle adlı bir kişinin gece taksi şöförlüğü yapmasıyla atıldığı maceraları anlatan film.

    --spoiler--
    travis bickle'ın yatırken cenin pozisyonu alması hoş bir detaydır.

    ayrıca ümit davala'yı görür gibi oldum filmin sonlarında.
    --spoiler--
    2 ...
  18. 34.
  19. travis bickle karakterinin akrep burcu olduğu filmdir. zira iris * in kahvaltı sahnesinde sorduğu sorulardan bunu anlıyoruz. ayrıca silah çekme mekanizmasını vücuduna yerleştirip kendi kendine konuştuğu sahneler mükemmeldir.
    0 ...
  20. 33.
  21. izlemeden önce çok övgüler duyduğum film. sağda solda filmin yeraltı edebiyatını yansıttığı söylense de, o kadar da değil canım diyorum ben... bence tarzı film noir bu filmin. biraz mübalağa var. belki de 2008'de izlediğim için bu film hakkında böyle konuşuyorum, bilmiyorum. martin scorsese filmi gayet iyi bitirmiş. müzikler biraz pornografik hava katmış, filmi odamda izlerken içerdekiler biraz şüphelendi sanırım.

    travis bickle adlı karakter bir sosyopat görüntüsü içinde(çıktığı kadını porno filme götürmesi, sürekli yalnız durumda olması vs.). bazılarının dediği gibi gerizekalı filan değildir yani. topluma yabancıdır. konuşana kadar insanın annesi ağlatır*. pis ve kirlenmiş bir şehirde olduğunu düşünür.
    --spoiler--
    thank god for the rain to wash the trash off the sidewalk.
    --spoiler--
    i think someone should just take this city and just.. just flush it down the fuckin' toilet.
    --spoiler--
    şimdi, bazıları, filmde travisin öldürmek istediği iki karakter olan sport ya da Matthew ve başkan adayı palantine'nin pezevenk olduğunu ve ana noktası olduğunu söylerler. evet sport kelime anlamıyla gerçekten pezevenktir ama orda başkanı, scorsese, bence kötü adam olarak lanse etmemiştir. orda travis, başkan adayına inancı olmadığı için vurmaya kalkar. yani "palantine just preaching and bullshitting" mantığında kurmuştur o karakteri fikrimce.

    filmin sonuna doğru sport'u vurmaya gittiğinde, -teknolojiden ötürü olsa gerek-komik vuruşma sahneleri ortaya çıkar. görünce "peeehh" çektim. kötü olmuş yani... izlenmeye değer hicivli bir film. robert de niro'nun adı yeter zaten.
    2 ...
  22. 32.
  23. 31.
  24. robert de niro nun özellikle gece taksi kullanırken kendi kendine sokaklardaki ve dolayısıyla amerikan toplumuna yaptığı eleştirilerin ve final bölümünün muhteşem olduğu film. ayrıca yapılmış en iyi birkaç film afişinden birine sahiptir. allah insana de niro karizması nasip etsin dedirtir.
    3 ...
  25. 30.
  26. şimdi adı akla gelmeyen bir filmde (zoraki kahraman olabilir) "hepimiz çocukken önemli biri olacağımızı düşünürüz ama hiçbirimiz bi bok olamayız" diyordu. hepimiz bunu yaşadık belki de hala da yaşıyoruz. hayattan, yaşadıklarımızdan intikam alma duygusu her tarafımızda büyüyüp yeşermeye devam ediyor. geçmişimizdeki küçük, görece başarılar ağzımızda geviş getirilen küçük hikayelerden başka bir şey değil ama "ben" hala bunların sayesinde ayakta kalıyor. ama yönetmen yine de umut veriyor bize yine de olabilir diyor. porno, şiddet ve gökdelenler arasında kalmış insan bilinci çözümü yok etmekte görüyor. bu sarmal kendini imhaya kadar gidiyor. biz de taksiciye, yaptıklarına kesit kesit hayranlık duysak onun için üzülsek onu düşünsek de içinde bulunduğumuz bok çukuru taksicinin yaşamından daha beter farkında bile değiliz.
    4 ...
  27. 29.
  28. bir türlü sonuna kadar izleyemediğim film. uyuyorum sıkılıyorum falanım filanım.
    4 ...
  29. 28.
  30. sanılanın aksine filmde kızı getirdiği film porno film değildir. adını bilmediğim bir sanat filminin tek açık sahnesi görünmektedir filmde.
    3 ...
  31. 27.
  32. 26.
  33. sevdiği kızı porno filmine götürecek kadar doğal , vietnam da savaşmış ve bu savaşın etkisiyle yaptığı işlerde gözünü kırpmayı unutmuş , hayatta kaybedicek bişeyi olmayan travis in öyküsü...
    ayrıca bu film mean streets ten sonra scorsese ve de niro nun can ciğer kuzu sarması dostluklarını perçinlemiştir.
    2 ...
  34. 25.
  35. new york'un kara yüzünü en iyi anlatan filmlerdendir. bizim ışıl ışıl parlatılmış ve bizlere armağan gibi sunulmuş olarak gördüğümüz kentin geçmişinin ne halde olduğunu gösterir. arşive alınmalı belli periyodlarla izlenmelidir.
    1 ...
  36. 24.
  37. travisin taksisine binen ve karısının kendisini bir zenci ile aldattığını söyleyen adamın yönettiği film.*
    4 ...
  38. 23.
  39. Robert De Niro ve ilgili filmin afişini odanızın duvarına asmanıza ilham veren yapıt.
    5 ...
  40. 22.
  41. filmin ana karakteri, kendisine şehirle ilgili bir soru soran ve ne yapmasını istediğini merak eden vali adayına; "ben siyasetten anlamam, efendim" diyen travis, vali adayının diretmesi üzerine yapıştırıyor o muhteşem cevabı.
    "bu şehir kokuyor efendim. hem insanlık adına hem de normal anlamda. toptan bir temizliğe ihtiyacı var."

    travis isimli vietnam gazisinin hayattan intikam almasının hikayesi. kesinlikle mükemmel. oyunculuk açısından olsun, kurgu, senaryo, görsellik açısından olsun kusursuz.
    martin scorsese bu filmdeki yönetmenlik başarısı ile oscar almalıydı bence.

    çok şey konuşulabilir bu filmle ilgili. adalet mekanizmasının yetersizliği ve travis'in tanrı'ya, adaleti sağlaması konusunda yardımcı olma çabası en önce dikkat çeken özelliktir..

    tüketim çılgınlığına atılmış, görsel ve söylevsel tokat olan bir kaç filmden birisidir. diğeri için;

    (bkz: fight club)
    6 ...
  42. 21.
  43. new york' u şüphesiz en iyi tanıyan ve atmosferini yansıtmakta usta, ünlü yönetmen martin scorsese' nin başyapıtı olan, anarşi ve düzenin, insan ilişkilerinin istikrarsızlığında çarpışmasını, tamamen karakterleriyle yansıtan kara film.
    film boyunca travis bickle' nin taksisinin arka koltuğu, toplumun arka bahçesi oluyor. dikiz aynası da, bickle' nin tarafsız gözlemlerini gerçekçilikle ve sempatiye gerek duymadan yansıtıyor. bickle' nin miting alanında tabancasını gösterip, zor durumdaki genç kıza yardım etmesi, toplumsal sorumluluk duygusuna sert bir mesaj gönderiyor.
    6 ...
  44. 20.
  45. en son sahneleriyle ve robert de niro nun mimikleriyle üstünlük kazanan filmdir. özellikle de niro nun gözlerini kapatıp, komaya girdiği andan sonraki görüntüler olağanüstü. tüm odayı yukarıdan çekmek; çok farklı bir açı kazandırmıştır filme. en büyük görsel şölen buydu.. insanların kanlı bir şekilde yere uzanan vücutları, loş ve dağınık oda, jodie foster ın köşede bir yerde kalmış sönük hali, polislerin ayakta duruşu, tüm mekanın farklı açılarla çekilmiş görünümü bence çok güzeldi.
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük