taxi driver

entry144 galeri93
    79.
  1. benim en sevdiğim filmler arasındadır. özel bir yeri var bu filmin, travis bickle karakterinin bende. ara sıra aklıma gelir, yeniden izler, feyzimi alır, yoluma bakarım.
    2 ...
  2. 85.
  3. toplumdaki pislikleri görmekten insanların arasına karışamamış bir adamın kendi vicdanını rahatlattığı filmdir.

    12 yaşındaki bir fahişeyi pisliğin içinden çekerek yapar bunu, filmin sonundaki mutluluk görülmeye değerdir travis'de ki.
    0 ...
  4. 84.
  5. sanırım herkes herşeyi söylediği için bişey yazmama gerek yok. ama benim en favori bir kaç filmimden biridir. efsanedir.
    0 ...
  6. 83.
  7. Robert De Niro'nun messiyken meirelese dönüşmesinin hikayesi.
    5 ...
  8. 82.
  9. psikoloji türünün en iyilerindendir, bu türü sevenler bir an önce düşünmesin izlesinler.
    1 ...
  10. 81.
  11. Filmi daha yeni izledim. Kesinlikle 1 kere izlencek türde bir film değil. Filmde ilginç noktalardan birisi Jodie Foster la adını bilmiyorum Sinemaya götürdüğü kız birbirine çok benziyor ve robert de nironun dikiz aynasını düzelttigi son sahnede zaman bir an hızlanıyor ve sanki bunlar rüyaymış gibi dikiz aynasında şehir görüntüsü gözüküyor. 10/8.5
    0 ...
  12. 80.
  13. 79.
  14. 78.
  15. Öncelikle şunu iyi bilmek gerekir. Filmin %90'ını oluşturan bir karakterle kendinizi bağdaştıramazsanız, o filmi zor beğenirsiniz. Benim için öyle bir film işte bu. Durum ve atmosfer filmlerini severim. Fakat bu filmi sevemedim. Nedenlerine birazdan geleceğim. Ancak öncelikle Robert De Niro'nun harika oyunculuğundan bahsetmek istiyorum. ''Are you talkin to me?'' repliğini bize kazandırdığı ve filmi alıp götürdüğü için. Çok büyük oyuncu gerçekten. Tabii ki Jodie'nin gençliğini görmek ayrı bir heyecandı benim için. Görselliğine diyecek yoktu.

    --spoiler--

    Şimdi gelelim meyvenin vitaminine.. Film fazla gerçekçi. inanın bu büyük bir avantaj.. Senaryosuyla donatılmış gerçekçi filmler beni fena halde etkiler. Fakat gerçekçilikten kasıt 'ahlaklı' kalıbına oturtulan bir karakterin (karakter gerçekten de böyledir) filmin ikinci yarısında durduk yere sapıtması amaçsızdır. Durduk yere diyorum çünkü yapılan şey 12 yaşında ki bir kızın hayatı içindi. Geriye ne kaldı be ustam? Sen NY sokaklarını çivicisinden tut sapığına kadar temizlemekten bahsediyordun. Ancak hayatının yükünü küçük bir kız için hayatını feda eden taksiciye yükledin. Gerçekçilik olayı burada anlamını yitiriyor zaten. Bunu eğer ki Betsy karakteri için yapsaydı doğrudur derdim. Ona olan nefreti daha da artırıp hayatını bu yolda tehlikeye atmak olabilirdi.. Bu bana göre daha gerçekçi olurdu. Zaten kendini yalnız hisseden biridir. Kaybedecek neyi var ki?

    ikinci bir yargım Travis karakterinin şizofren olma ihtimali üzerineydi. Son sahnede ki boynunda hiç bir iz olmaması vs. buna işaret ediyor diye düşündüm. Film içinde birkaç sahnede var böyle. Her şeyi kafasında kuran bir adam. Tıpkı bir paranoid şizofreni örneği gibi. Toplumda ki pislikler en büyük düşmanıdır. Bunların temizlenmesi gerektiğini ileri sürer. Umut aşıladığı kızdan da tekmeyi yiyince her şeyini Iris karakteri üzerine yükler. 12 yaşında bir kız fuhuş batağına bulaşmıştır ve acilen oradan kurtarılması gerekir. Bunu anlarım. Zaten bu da benim kafamda kurduğum bir şey. Şu an ben de şizofrenim.

    Bu karakterin iyi yanları yok mu? Filmin avantajları burada geliyor sırasıyla. Bu filmi izlerken taksi koltuğuna da oturursunuz, yolcu koltuğuna da. Ne hissettiğinize bağlı. Travis gibi basit bir insanın hayatına anlamlar yüklemesi ve buradan arınma, yükselme çabası da sizi içine çeker. NY sokaklarında gezersiniz.. Zaten en beğendiğim şey de budur. O karakterle birlikte siz de bir yerlere gider, o havayı tenefüs edersiniz. Bu filmin varı yoğu Travis karakteridir aslanım. Her şeyi onun üzerine yükleyebilirsin, emin ol gocunmaz. Filmi sonuna kadar da eleştiririm. Ama buna sebep getiririm. Ahmak şeylerle kendimi avutmam. He gelmişken şunu da söyleyeyim. Kız arkadaşını 'porno gibi gözüken bir belgesele' götürdüğünde Travis'in amacı kesinlikle o kızı etkileme çabası değildir. Sen veya ben götürebiliriz belki mesaj olarak.. Ama Travis o, yapmaz işte. Kız arkadaşı da yanlış anlayıp ''resmen beni düzmek istediğini söyledin, o yüzden getirdin.'' der.. Fakat Travis onu normal bir film gözüyle görüyordu. Burada Travis karakteri olamadım. Çünkü olsaydım Betsy haklı olurdu. Kısacası ''bağa mı didin?''

    --spoiler--
    0 ...
  16. 77.
  17. muğlada bir taksici abimizin arabasının arka camında kocaman afişi olan ve kendisinin de travis tarzı giyinip yaşaması. korkmamak elden değil bir gün cinnet geçirecek diye korkuyorum.
    0 ...
  18. 76.
  19. "şimdi çok iyi anlıyorum. bütün hayatım tek bir yönde ilerledi.
    bunu şimdi anlıyorum,benim hiç seçeneğim olmadı."
    0 ...
  20. 75.
  21. efsane filmdir. robert de niro filme hazırlık için iki ay taksicilik yapmıştır.
    0 ...
  22. 74.
  23. ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerden biridir. robert de niro'nun neden yaşayan en büyük oyunculardan biri olduğunun bir göstergesidir bu film. gece izlenirse ayrı bir tat bırakacaktır kanımca.

    "Gece olunca bütün hayvanlar dışarıdadır. Hırsızlar, uğursuzlar, travestiler, hapçılar, keşler, hasta ruhlu satılmışlar... Hepsi... Bana gelince, yalnızlık beni tüm hayatım boyunca izledi. Barlarda, arabalarda, kaldırımlarda, dükkanlarda, her yerde. Kaçış yok. Ben Tanrı'nın yalnız adamıyım."

    travis, seni özlüyoruz.
    2 ...
  24. 73.
  25. filmin -yanılmıyorsam- travis'in günlük sahnesinde; odasına astığı komünist kuzey vietnam bayrağı gözükmektedir.
    0 ...
  26. 72.
  27. taxi drever zamanın toplumsal yapısını eleştiren aynı zamanda insan psikolojisini iyi tahlil etmiştir film.
    0 ...
  28. 79.
  29. bu filmi sevenler çok sever, sevmeyenler de film bittiğinde ''eaa bu muymuş o kadar abarttıkları'' şeklinde bir tepki verebilir. öyle bir filmdir. yaklaşık 3 ayda bir aklıma düşer açıp izlerim, neden olduğunu da bilemiyorum, fazlasıyla benimsediğim havası var sanırım.

    filmdeki gözlemler çok başarılı. o taksinin arka koltuğu sanki hayattan kesitlerin canlandırıldığı küçük bir sahne gibi. travis'in hayata bakışı, hissettiklerini duru bir şekilde izleyiciye aktarabilmesi, canınızı sıkmayan ama fazlasıyla derinden hissettiğiniz yalnızlık teması, travis'in doğallığı ve karakteri, geçen sağlam ve unutulmaz diyaloglar, görsel açıdan ama abartılı olmayan doğal ve güzel görüntüler bu filmi orijinal yapan şeylerdir fikrimce.
    2 ...
  30. 78.
  31. 77.
  32. bazı filmler vardır, kendine has bir orijinalliği, kristalize olmuş bir özgünlüğü vardır. hiçbir şekilde taklit edilemez, yani edilse bile orijanlinin yerini tutamaz demiyorum, cidden edilmeyecek kadar özgün. işte taxi driver böyle bir film.

    küçük bir insanın koca bir toplum içindeki yalnızlığını, görsel şiddeti abartmadan anlattığı başka bir film daha yoktur. yani o ruhu
    70ler, NewYork, kalabalık caddeler, yalnız bir adam, bugün çekilse aynı atmosferi yansıtamaz.

    esinlenilen filmler vardır, udak çapta esinlenmeler Mona Lisa mesela. ama farkli bir tandansta.
    0 ...
  33. 76.
  34. Bu film ya inanılmaz derece de çok sevilir. ya da hiç sevilmez. ben bu filmi "benim filmim" dediğim filmlerin içinde görüyorum. travis in toplumun pisliğiyle bir türlü iletişime geçememesi dışlanmışlığın verdiği yalnızlıkla kendine misyon edinme duygusu filmi üst üste 3 kere izlememe sebep oldu. çünkü biliyordum adam bizi oynuyordu. dışlanmışları kenara itilmişleri. çevremiz de hep vardır bu tip olaylar. bir grup insan vardır beraber takılırlar. kendileri gibi olmayanları aşşağılarlar ve dışlarlar. işte taxi driver bu piç kurularına edilmiş küfürlerdendir. travis in ayna da kendiyle konuşma sahnesi ne berbat bir durumda olduğunun/olduğumuzun göstergesidir. sinemanın en büyük karakterlerinden biridir travis ve film de zaten kültler arasındadır. muhteşem bir başyapıt şeklinde boktan cümleler kurmanın bir anlamı yok beğenmeniz için travis olmanız gerekir.
    2 ...
  35. 75.
  36. bu film kadar izleyiciyi, eleştirmenleri 2'ye ayıran bir film daha var mı bilmiyorum. bence yoktur yok olmasına da 2 görüşün birincisi filmi haddinden fazla abartılmış bir film olarak değerlerken diğer kesim kültlük mertebesinin dışında başyapıt olarak görmekteydi. üstelik yönetmenin bu filmle tam manasıyla yönetmen olduğu konusu da dillendirilir ikinci görüşcüler tarafından. (yani amiyane ifadeyle adam olmak)
    şimdi bu iki görüşe saygı duymakla beraber filmin bazı kesimlerce eksik analiz edildiğini kimi ipuçlarının görmezden gelindiğini düşünüyorum. açıkçası kendimi de ağırlıklı olarak (yüzde yüz değil) ikinci görüşe yakın gördüğümü de betimleyeyim.
    film travis 'in hikayesini anlamlandırmayla birçoğunun gözünde büyüyor. yalnızlık deyip geçmeden kent içinde bir yığın kirliliğin arasında saf duygular beslemek kirlenen insanlığa karşı adım adım şiddeti içselleştirmeye başlamak dikkate değer şüphesiz. hani o malum canlı bomba olmaya doğru adım adım bir süreç geçiyor filmde. ve bu minimal ipuçlarıyla da destek görüyor. başta beğendiği kızı porno filme götüren travis ileride başkan adayına bu şehrin toptan bir temizliğe ihtiyacı var derken gözlem masasında yerini alıyor. sadece gözlemliyor başlarda. sonra, yavaş yavaş oluşuyor şiddet duygusu. şehrin temizliğe ihtiyacı var söylemi ahlaksal çıkarımları da gözönüne almamıza saflık- medeniyetle kolkola yozlaşmanın arasındaki çıkmazlarla ifade buluyor. bir kritik sahne daha var herif travis'in arabasına biniyor minimal bir şehir turu sonrası karısının başkasıyla evinde olduğunu söylüyor. ve üzerine basarak iki üç kere daha aynı şeyleri papağanmışcasına yineliyor. aslında burda travis'ten bir tepki bekliyor. kinini kusarken travis'ten yanıt alamaması travis'in sessizliği çok sesliliğin ta kendisi. bu manidar tepkisizliğin zamanla tepkiye dönüşmesi saçma bir argümanlar silsilesi değil elbet. işte sonra başkanı temizlemeye kalkmak ve kadın satıcısı herifi temizlemeye kalkmak... burda bir hiyerarşi de var. (yukarıdan aşağıya) sonra scorsese amcamıza göre bozulan ahlak ve bir şeyler düzeltme güdüsü. bir yerlerden başlamalı diyor kendince ve kimi kesimlerce kahraman ilan edilme. absürd kana bulamalar, kara mizahın yıllar sonraki belirleyicisi yansımalar... peşisıra, peşisıra ilerliyor. sıradanlık ve kahramanlık, saflık ve yozlaşma! bu argümanlar kaçarsa bu filme dair overrated denilir geçilir. lakin çok şey söylüyor film çok. o saç kesme, aynanın karşısındaki mırıldanma da öyle.
    tek izleyiş yetmedi bazı sahnelerin tekrardan geçirince filme dair kendimi buldum. ve favori filmlerimden olmasa da taxi driver mühimliği açık bir kült eser dışında anlam ifade etti benim için. naçizane fikrim şüphesiz bir başyapıt olduğu. travis'in büyük boy bir posteri ne gider odanın başköşesine. gider, şüphesiz gider.
    10 üzerinden 8,5!
    2 ...
  37. 74.
  38. bu filmi beğenmediğimi söylemekten korkuyorum. kime sorsam kime danışsam anlata anlata bitiremediler.izledim ama yok hacı;sanat düşmanı mıyım neyim anlamadım.de niro abimiz on numara oynamış ama konu bütünlüğü ve akıcılık olarak çok zayıf bir film. nuri bilge ceylan filmleri bu film yanında aksiyon dalına giriyor.
    4 ...
  39. 73.
  40. küçükken bi rüya gibi izlenmiş olan büyüyünce tekrar izlemenin keyfinin başka bi şeye benzemediği güzel film.
    0 ...
  41. 72.
  42. robert de niro'nun ümit davalaya selam çaktığı muhteşem filmdir. veya tam tersi, bilemedim.
    2 ...
  43. 71.
  44. 70.
© 2025 uludağ sözlük