Gidilen denizli bir tatilse eğer sahildeki dalganın sesini severim en çok. Bedavaya terapistiniz olur. Alır götürür heybenizde getirdiginiz mutsuzlukları..
benim hep muhabbet kuşuna benzettiğim olaydır. nasıl ki kuşu kafesten biraz uçsun diye salıyorsak ve sonra kafesine koyuyorsak, insan da tatildeyken zamanının kısıtlı olduğunu bilir ve önünde sonunda döner kafesine.
O kadar ihtiyacım var ki.
Uzak bir yere gitmesemde olur, sadece iş yerinden o sevimsiz insan topluluğunun dışına çıkayım yeter.
Yapıcam diyip yapamadıklarımdan biri bu benim.
önce sürekli değişip haftanın herhangi birine sonra sürekli hafta içine denk gelmesine başlarda illet olsam da mesaili çalışan eşin dostun meşguliyetleri sayesinde yalnız kalıp kafa dinlemenin tadına varıyorum. ama şöyle uzun, misal bir ay sürecek olanına çok ihtiyacım var, iple çekiyorum.
yarın mesai bitimi itibariyle yaklaşık 6 gün dinleneceğim, ulu sözlükte nice gece nice cümle bırakacağım karanlığa.
tatil, çalışanın tedavisidir bir nevi. bir güney ilçemiz yerine özlediğim kitaplara gideceğim bu kez. çok özledim evde vakit geçirmeyi, saatlerce yalnız kalabilmeyi, sessizliği.
arkadaşım antalya'dan geldi. tatile gitmiş meğer. ulan dedim bilmiyordum, facede falan foton yoktu, hatta whatsaaptan bile resim atmadın dedim. tam helal olsun sana diyecekken '' ya sorma amına koyayım telefon denize düştü, sikeyim böyle tatili, döndüm ben de geriye '' dedi. blah blah..
erken kalkma telaşı olmadan geceyi doyasıya yaşamak sabah istediğin saatte kalkıp kahvaltı yapmak sahile inip güneşin altında yatıp bir daha uyumak en büyük kaygının ne yesem acaba olduğu bir çeşit şarj aletidir. insanın enerjisini youğun günler için depolar.
o yoğun çalışma ortamından kurtulup, nefes almaktır. bazıları için deniz, kum, güneş demekken; benim gibiler için zaman kavramını unutarak yaşanılan her andır. saate bakmamak, günlerden ne olduğunu umursamamaktır. ama çok çabuk bitiyor bu güzellik...