şimdiye kadar en iyi yapılanına seneler önce sarıyerin tepesindeki mütevazı bir lokantada rastladığım, o günlerden beri de neredeyse hiç yemediğimi farkettiğim sütlü tatlı.
hakikaten o kadar tarçına ne lüzum vardı? Neyse ki yetenekli eller marifetiyle üst tabakanın bir kısmı feda edilerek tarçın dozu ideal düzeye düşürülebilir. afiyet olsun.
Tarçın mal bulmuş mağribi gibi döküldüğünde, ki serpmek gerekir, elektrikli süpürge makinası ile çekilmesi mümkün olan sütlü tatlı. Tuzlu olanı da yapılır. Ama kim yer? Diye sorarsanız, doğu vilayetlerinde süt'ün yarısına şeker yarısına tuz koyulur. Çocukken tuzlusunu yerdim de çocukluk işte. Büyüdükçe ağız tadı tatlı olana meyleder.
allah günah yazmasın cefakar annemin sütlaçını severek yemedim. tabi bunu ona hiç belli etmedim. her seferinde "anneciğim ellerine sağlık pek güzel olmuş..bi daha ki sefere de muhallebi yap olur mu?" diyerek gönlünü aldım. nitekim çok güzel muhallebi yapardı annem.. bu nedenle sütlaça karşı çocukluğumdan ileri gelen bir sevgisizliğim söz konusuydu.. sütlaca olan bu olumsuz bakış açım uzun süre devam etti. askerliğim sırasında sık sık ziyaret ettiğim lokantanın ( amasya'daki ptt' nin yanında bahçeli lokanta) fırın sütlacı, sütlaça olan bu olumsuz bakış açımı adeta 180 derece değiştirdi..askerliğim bir bahar sabahı bittiğinde, bir fırın sütlaç müdavimi olarak çıkmıştım garnizondan dışarı. artık ben eski ben değildim..
Sözlükte, evde, sokakta sütlaaç diye haykırdım.. sesimi duyan olmadı. Kalktım kendi sütlacımı kendim yaptım.. bu hayatta herkes yalnız, herkes bir başına. *