aşırı ilkel bir dizi. nostaljiye övgü manitacılığı sayesinde, çocukken sıkılarak yok mu yeaa deliyürek, sıcak saatler bu ne bok gibi dizi, sıkıcı dediğimiz bu diziye, ayy ne günlerdi yhaa diyerek ağıt yapıyoruz.
tamamen bi numarası olmayan klişe, avam bir diziydi.
senaryosuyla, oyuncularıyla, müzikleriyle gelmiş geçmiş en kaliteli dizidir. düşünüyorum da, şimdi yayınlanıyor olsaydı fiko'yu oynayan Şevket altuğ'un ferrarisi olması muhtemeldi. o zamanlar dizi sektörünün bu kadar yoğun olmamasına rağmen, yayınlandığı zamanlarda sokaklarda kimse kalmadığı haberini hayal meyal hatırlıyorum.
ekonomik sıkıntı arttıkça tiyatro,sinema,opera vb.etkinlere gitmek yerine evde kalma durumu, reklam sektörünün pasta payını artırmış, ve her gün 2 diziyle beyin uyuşturma yarışına girmiştir kanallar. ekonomideki arz-talep ilişkisinden dolayı da talep arttıkça arz artmış arz attıkça kalite düşmüştür.bu dizinin güzelliğini koruyabilme sebebi de budur.
çocukluğumu tatlandıran aile dizisi. Aynı zamandada çocukluğu bu diziyle geçmiş kişilerin çoğunun soundtrack ını flütle çalabilmeside sevdiğim bir olaydır.ulan eşek kadar oldum hala da çalarım yani.
(bkz: bana bir masal anlat baba)
türkiye televizyonlarının 90'lı yıllardaki güzel yanlarını yansıtan iyi örneklerden birisi. şimdiki gibi paraya, kandırmaya, çıkarlara dayalı ilişkilerin baz alındığı diziler yoktu tabii o zamanlar.
geçen youtube'den bir bölümünü izledim bildiğin yarrak gibi diziymiş bu. niye kafamda iyi diye hatırlıyorum bilmiyorum, o dönem başka dizi olmadığından olsa gerek.
şimdi o yıllara dönsem!
ah ulan aaah! ne güzeldi çocukluğum...
çocukluk, sorumsuzluk...
çok severdim bu diziyi.
zaten bi bu vardı adam gibi.
ama bu şevval sam o yıllarda hiç olmuş mu şevket altuğ' a!
şimdiki hali bile o yıllardaki şevket altuğ' a olmazdı ya neyse!
hatıra düştüğünde insanın içinde hala garip bir sıcaklık yaratan efsane dizi.
hiç olmayan bir dünyanın, gerçek olamayacak aktörleri; hiç yazılmamış toplumsal kurallarla bir oyun oynuyorlardı bize her hafta. sevmiştik de hani. herkesin o kadar iyi, o kadar anlayışlı olduğu yerler var zannediyorduk hala.
şimdiki gibi "türkiye'nin gerçeklerini anlatıyoruz" iddiası ile yanıbaşımızı saran kokuşmuşluğu övmüyor, olanı değil olması gerekeni anlatıyordu.
bugün aşk-ı memnu adına girilen binlerce entry i görünce bir kez daha nesilin artık ne kadar yozlaştığını anladım.süper baba benim ailemin bütün üyeleriyle birlikte izlediği son dizidir.
okullarda öğretmenlerin dersi kitabı masaya bırakıp küçük çocuklara izletmesi gereken dizidir. ne dizisi ya hu hayat bilgisinin ta kendisidir. iyi ki 90'larda çocuktum dedirten bir yapımdır süper baba, çocukluğumun o mutlu cuma akşamlarının sevgilisidir, tutkusudur. sokakları boşaltandır.
çocukluğumdur..bittiginde agladıgım ilk dizidir.. cuma akşamları saat 8dir, gündüzleri kalınan anneannenin evinden alınıp,eve gelip anneyle babayla sıcacık koltukta huzur içinde atv izlemektir. ilk sevgilinin aldıgı ilk hediyedir, ikimiz de başka başka yollara gitsek de atmaya kıyamadıgım tek hediyesidir..o kadar güzel o kadar ince bi düşünce barındırır ki..
çengelköyü sevme nedenimdir. süper baba kahvesine gidip 'anne ben nerdeyim biliyo musuuun' diye hayallerinden birini daha gerçekleştirmektir..