bi' hızla kitapevine dalızlanıp, renkli renkli raflara doğru yol alıp, bi' heyecanla, azimle alınan kitaplardır. eve gidince, poşetten çıkarıp masanın üstüne koyduğun anda biter o heyecan. raftaki diğerlerinin yanında yerlerini alırlar. ayda bir tozları alınırsa ne ala. mesala örnek vermek gerekirse de; karl marx: das kapital bi heyecanla aldım fakat bir saat içerisinde migren etkisi yaptığı için bırakmak zorunda kaldım.
herkesin süper dediği kitaptan nefret etmek nasıl bi duyguymuş, acıyla tecrübe ettim. yalnız mazeretim var, her başladığımda kitaptaki kişilerin isimlerinden iğreniyorum. öyle isimler mi olur lan ?
jiddu krishnamurti - zihin ve düşünce üzerine.
okudum sarmadı, ne sığmımışım, ne molozmuşum ben dedim attım elimden.
işçisin sen işçi kal giy dedi tulumları çaldı bir an kulağımda, aldım penguenimi okumaya devam ettim.
defalarca yazılsa da yetmez. ulysses daha önce dört kere beni alt etmiş olabilirsin fakat beşinci de bitteceksin ulan.
not: ara verildiyse bir kaç ay sonra baştan başlanır. o kule yok mu o kule dört kez çıktım indim merdivenlerini.
Drizzt serisininin hatta bütün Unutulmuş Diyarlar serisinin kitaplarını tek tük okuyup bayılmıştım daha önce bu eserlere. geçen gün hadi baştan başlayayım diye anayurt'u aldım ve kitaplığıma koydum. Yeminle okumaya kıyamıyorum kitabı o kadar değerli benim gözümde.
öss döneminde sıkça yapılan çaylaklıklardan biri.zira bendenizin kitaplıkta ağırlığımdan fazla kitap bulunmasına karşın 2 kitap bitirebildim sadece. ayrıca okuma kitaplarında ilk 10 sayfa, okumanın devam edip etmemesinde önemli bir faktördür. okunamayan kitaplar hediye edilip dostluk pekiştirmede önemli bir araçtır.
çok merak ederek almıştım amma, bir türlü bitiremedim. isimlere alışmak çok sıkıntı oldu ki isim hafızası kötü olupta okumaya çalışanlar bilirler. çok yoğundu herşey, zor geldi.