bezı kasetlerde oyun 8in 4ünde başlayıp oyuncuların işini kolylaştırıordu oynadıkça ufak yarıklardan hızlı koşunca düşmeyeceğini öğreniyorsun ne günlerdi bea.
prensesi kurtarmak için başına gelmedik kalmayan oyun karakteridir.
günümüzde olsa o kadar tehlikeyi göze alacak kadar aşkına sadık olur muydu bilinmez. gerçi prenses de uff hdi braz cbuk olsana salak! gibi kezban triplerine kapılarak adamı aşktan soğuturdu kesin.
9999 in 1 oyunların içinde 6000lere tıklandığında mario uçardı, o zaman pek çabuk kavuşurduk prensese ancak bayrağı es geçtiğiniz taktirde sonsuz bir ilerleme sizi beklerdir. o zaman ne yapmak lazımmış hacı lapin gibi atlamamak lazımmış.
görev yaptığım okulun müdürünün lakabı. lakin yanlış anlaşılmasın süper mario'nun çalışkanlığından dolayı değil tiplerinin birebir aynı olmasından dolayı uygun görülmüş lakaptır.
o değil de oyunun tamamında yaklaşık 8 kere prensesi kurtarıyor lan herif. kaç kere kaçırılıyor bu prenses? Kaçıyor mu yoksa? Mario'dan mı kaçmaya çalışıyor ya da? Merak konusu.
küçüklüğümün kahramını en sevdiğim karakter, bıyıklarıyla türk babalarına benzeyen sevecen prensesi kurtarmak için türlü tehlikelere atılan yürekli, gözü pek bir süper kahramandır. Tabi adam yanıyo ölüyo bilmem ne sıkıntı yok geri dönüyo o özelliklerle kahraman olmak kolay şimdi bakıyorum da.
internette izlediğim bir videoda yaklaşık 5 dakikada bitebildiğini görünce bana sinir krizi geçirten oyun. Tüm çocukluğumu harcayıp bitirememiştim ben onu.
"40 canını bir kız için harcayan tek erkek Süper Mario'dur." şeklinde ergen muhabbetlerine konu olmuş * eski zaman çocuklarının vazgeçilmez oyunudur. *
beykent üniversitesi rektörüne çok benzeyen karakter. rektör olduğundan da emin değilim ama sürekli kürsüye çıkıp birilerine teşekkür plaketi dağıtıyordu.