Aklıma sürekli piyanist* filmini getiren aşmış şarkı. Sanki enkazın arasında dolaşıyormuş hissi verir adama. Ayrıca ingilizce anlamı da durağan yolcu demektir. (bkz: roman polanski) (bkz: andrew latimer)
bu şarkıda duygulanmayan insana insan demem ben. hayatımın fon müziği... her anımda yanımda olan, bana hep destek olan şeydir. kâh sevindirir, gaza getirir; insanın içi kıpır kıpır olur yerinde duramaz... kâh adamın ağzına öyle bir sıçar ki, niye bu kadar güzel şarkı yapıyorsun allahın belası diye çıkışırsın andrew latimer üstadıma hiç de haketmediği halde, üstümüze vazife olmadığı halde...
bulunduğum koltuğa çakılıp kalmamı sağlamış camel şaheseri. kalkıp gidicem, gidemiyorum. son bir defa daha dinleyip öyle gideyim diyorum ama sonuncusu gelmiyor. alkolün etkisi altındayken kesinlikle dinlenmemesi gerekir. şayet insanı acınacak durumlara sokabilir.
benim diyen uyuşturucudan daha etkili bir camel albümü ve aynı albümdeki enstrümental şarkısıdır. şarkının solosu benim için gelmiş geçmiş en iyi birkaç solodan biridir, o derece etkilidir. yıl 1984.
fena bi şarkı. ilk kez dinleyince insan ne tepki vereceğini bilemiyor. hele ki çok üzgün bir durumdayken dinliyorsanız daha da fena çarpıyor. üzüleceğin şeye üzülmekle ve de şarkıya aşık olmak arasında geçen bir ruh hali yaratıyor.
(bkz: camel)
Gecenin üçünde insani alip götüren, hiçbirşey söylemeden çok şey anlatan ruh dinlendirici. Geçmiş, şimdi ve gelecek herşeyi anlatır gözünü kapat yeter...