1800'lü yıllarda, ardımızdaki eşe dosta bir mektupta adres bırakarak Osmanlı'ya göçmüştük. 1995 yılında, katliam sırasında sadece bu mektuptaki adrese tutunarak bosna'dan 30 dostumuz evimize sığınmıştır. Br ailenin erkek çocuğu bir hafta sonra gelecekti. Gazeteci tanıdıklarından kardeşlerinin orada katledildiğini öğrendiler.
Türkçe öğrenip işe girdiler. Buraya aşık oldular. Hayata tutunmaya çalıştılar. Ama beş sene sonra memleket özlemi ve cenazelere sahip çıkma isteği ile geri döndüler.
Üzerinden 22 sene geçmesine karşın acımız tazedir. Kin ve nefretten uzak; unutma, unutturma.
Srebrenitsa Katliamı 11 Temmuz 1995 günü yapılmıştır. Avrupa'nın göbeğinde gerçekleşen katliamın boyutları ve vahşeti hala yaşayanların ve tanık olanların kanını dondurmaktadır. Srebrenitsa Katliamı Bosna'da soy ve inanç karşıtı yapılmış en vahşi katliamlardan biridir. Bosna katliamı olarak da anılan katliamda, 8 binden fazla Müslüman Bosnalı kadın, çocuk, yaşlı, genç, erkek demeden Sırplar tarafından hunharca öldürülmüştür. Ölenlere ait günümüzde hala yeni mezarlar çıkan Srebrenitsa'da acı hala devam ediyor. Geçtiğimiz sene anma gününde 18 yaşına girmemiş 18 kişi ile 75 yaşında bir dedenin oğlu ve torunuyla toprağa verilmesi, acının hala devam ettiğini ve yapılan katliamın ne denli büyük olduğunu bir kez daha göstermişti.
BOSNA SREBRENiTSA KATLiAMI NEDiR? KiM YAPMIŞTIR?
Temmuz 1995'de Yugoslavya iç savaşı sırasında Sırp ordusu, "Krivaya 95 Harekatı"nın bir parçası olarak Srebrenitsa'yı işgal etmiştir. Yaşanan bu olay bir işgal olarak kalmamış bir katliama dönüşmüştür. Çünkü Bosna – Hersek'in Srebrenitsa kentinde en az 8.372 kişi "Ratko Miladiç" komutasındaki ağır silahlı Sırp ordusu tarafından öldürülmüştür. Yapılan katliamda genç yaşlı demeden binlerce insan yaşamını yitirmiştir. Yapılan katliama Sırp ordusunun yanı sıra, Bosna-Sırp ordusunun "Akrepler" olarak bilinen özel birlikleri de katılmıştır. Ne Birleşmiş Milletler'in Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmesi ne de kentte bulunan 600 Hollanda Barış Gücü askeri katliama mani olamamıştır. Srebrenitsa olayı, II. Dünya Savaşından sonra Avrupa'da yapılan en büyük insan katliamı ve etnik soykırım olarak Dünya tarihine kazınmıştır.
Yugoslavya'nın düşmesinin ardından, 1992 yılında Sırplar Yugoslav halklarına katliam uygulamaya başlamışlardır. Olaya müdahil olmak isteyen Birleşmiş Milletler 6 bölgeyi güvenli ilan etmiştir ve bu bölgelerden biri de Srebrenitsa'dır. Savaştan önce 24.000 nüfusu olan bu kent mülteciler ve dışardan kente sığınan insanlarla birlikte 60.000 nüfusa ulaşmıştır. Nüfusun artmasıyla bu kent artık hastalıklarla, açlıkla mücadele etmeye çalışan bir toplama kampına dönüşmüştür. Kenttekilerin kendilerini korumak için edindikleri silahlar da BM (Birleşmiş Milletler) güçleri tarafından güvenlik gerekçesiyle toplanmıştır. Sırp devlet Başkanı Radovan Karadziç'in emriyle, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp askerlerinin kente olan tacizleri sıklaşınca kamptaki insanlar silahlarının geri verilmesi için başvuruda bulunmuş; fakat kampın Hollandalı komutanı Thom Karremans bu isteği geri çevirmiştir. BM güçleri ise sadece kent üzerinde iki tane F16 uçurarak tepki vermişlerdir. Hollandalı askerler Bosna'daki BM Barış Gücü Komutanı Fransız generalden aldıkları emirle bir gece yarısı kenti boşaltmış ve bulundukları kampı içindeki 25.000 mülteci ile birlikte Sırplara teslim etmişlerdir. Hollandalı komutan tarafından Sırplara satılan (bu olay video kasetle kanıtlanmıştır) kent bir hafta süren katliamla Sırplara yenik düşmüştür.
KATLiAMI YAPAN HOLLANDALI ASKERLER TEDAVi GÖRDÜ
1995 Temmuzu'nun sonlarına doğru yapılan katliamda, kenti Sırp askerlere teslim eden Hollanda askerlerinin çoğu daha sonra ülkelerine döndüklerinde psikolojik tedavi görmek zorunda kalmıştır. Hollanda hükümeti hiçbir sorumluluk kabul etmezken, kenti bırakarak Sırpların katliamına göz yuman 600 hafif silahlı Hollanda askerinin büyük bir bölümü pişmanlıklarını her fırsatta dile getirmişlerdir. Srebrenitsa kentinde yaşadıkları anları kitaplaştıran askerlerden biri olaydan dolayı yaşadığı pişmanlığı şu sözlerle ifade etmiştir "Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum" işte bu sözler, kentte uygulanan etnik kıyımın en büyük belgesidir. Srebrenitsa kentinde kurulan BM kampında tercümanlık yapan Hasan Nuhanoviç anılarında şunları paylaşmıştır; "Hollandalı askerlerin bulunduğu kampa gelerek, kampa sığınan insanların teslim edilmesini isteyen Sırp komutan, aksi takdirde kampın bombalanacağını açıklamıştır." Hollanda askerlerinin kendi canlarını kurtarmak için insanları tek sıra halinde teslim ettiğini aktaran Hasan Nuhanoviç kamp etrafında boğazlanan insanların çığlıklarını ve yalvarmalarını unutamadığını söylemiştir. Ne acıdır ki kampa sığınan ve Sırp askerlerine teslim edilen insanların arasında Nuhanoviç'in 18 yaşındaki erkek kardeşi Muhammed, annesi ve babası da vardır. Yaşadığı o günleri gözyaşları içinde anlatan Hasan Nuhanoviç katliamcılardan birçoğunu teşhis etmesine rağmen cezalandırılmadıklarını, hatta annesinin katili olan kişinin devlet dairesinde memur olarak görev yapmaya devam ettiğini belirtmiştir. Halen Saraybosna'da yaşamaya devam eden Hasan Nuhanoviç, yaşadığı bu üzücü ve kan donduran anıları 2007 yılında yazdığı " Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında-Srebrenitsa Katliamı" adlı kitabında paylaşmıştır.
SREBRENiTSA SOYKIRIMINI YAPAN KARACiÇ YAKALANDI
Srebrenitsa Katliam'nın baş sorumlusu olan Karaciç yakalandıktan sonra yargılandı.ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra görülen en önemli savaş suçları yargılamalarından biri olarak görülen davada mahkeme, Karaciç'in Srebrenitsa'daki Boşnak erkeklerin yok edilmesini istediğine hükmetti.
Mahkeme ayrıca, Radovan Karaciç'i, Bosna savaşı sırasında 'insanlığa karşı suç işlemekten' de suçlu buldu ve toplamda 40 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Dava, ikinci Dünya Savaşı'ndan bu yana savaş suçlarının yargılandığı en önemli dava olarak görülüyor.
70 yaşındaki Sırp liderin suçlu bulunmadığı iddia, Bosna'da işlendiği öne sürülen bir başka soykırım suçlamasını içeriyor.
Karaciç'in avukatı, kararı temyize götüreceklerini söyledi. Temyiz sürecinin de yıllar sürebileceği belirtiliyor.
Bosna-Hersek'te 1992-1995 yılları arasında yaşanan ve 100 binden fazla insanın öldüğü iç savaşın en önemli isimlerinden olan Sırp lider Radovan Karaciç, 21 yıl sonra cezalandırılmış oluyor.
BM'nin soykırım olarak nitelediği 1995'teki Srebrenitsa katliamı sırasında aralarında çocukların da bulunduğu sekiz bin Boşnak erkek, Bosnalı Sırp gruplar tarafından öldürülmüştü.
SREBRENiTSA SOYKIRIMINI YAPAN KARACiÇ 13 YIL KAÇTI
Bosna-Hersek'teki iç savaş nedeniyle uluslararası mahkeme tarafından hakkında arama kararı çıkartılan Karaciç, uzun süre saklandı.
Sırp lider, 13 yıl sonra, 2008 yılında Belgrad'da bir otobüste yakalandı ve Lahey'de eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmak üzere Hollanda'ya gönderildi.
SOYKIRIMI YAPAN RADOVAN KARACiÇ KiMDiR?
Karadağ'a bağlı bir köyde, 1945 yılında bir ayakkabıcının oğlu olarak dünyaya gelen Karaciç, üniversite eğitiminin ardından psikiyatrist olarak çalışmaya başladı.
Aynı zamanda şiirle de ilgilenen Karaciç'in bir kaç şiir kitabı yayımlandı. Şiir yarışmalarında ödül aldı.
1980'lerin sonlarından itibaren aktif olarak politika ile ilgilenen Radovan Karaciç, Sırp Demokrat Partisi'nde hızla yükseldi.
Nisan 1992'de Bosna-Hersek'teki Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilen Karaciç, Sırbistan ile yakın bağları korumak için çabaladı.
Bu çabaların sonucu olarak da, iç savaşta Boşnaklara yönelik bir etnik temizlik başladı.
Sırp topraklarında yaşayan Boşnak ve Hırvatlar bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.
Cinayet, sürgün, tecavüz ve rehin alma gibi çok sayıda saldırıyla birlikte yürütülen etnik temizlik sonucu, on binlerce insan hayatını kaybetti.
HOLLANDALI ASKERLERiN DENETiMiNDE SOYKIRIM
BM, 11 Temmuz 1995'de BM tarafından güvenli bölge ilan edilen ve Hollandalı askerlerin denetimine verilen Srebrenitsa kentinde işlenen katliamı 'soykırım' olarak niteliyor.
Savaş ve insanlığa karşı suçun yanı sıra soykırımla da suçlanan Karadziç'in davası 8 yıl sürdü.
Karaciç bu sürede, "dünyanın en insancıl hapishanesi" olarak bilinen Lahey yakınlarındaki Scheveningen gözaltı merkezinde kaldı.
Boşnak bir çocuğun, “Küçük çocukları küçük kurşunlarla öldürürler değil mi anne?” sorusu yapılan soykırımın ne kadar insanlık dışı olduğunu gözler önüne seriyor. Yıllar geçse de bunu yapan vicdansızlar ve eli kanlı suç ortakları asla unutulmayacak!
Ratko Mladic sırp kasab 8372 müslümanı katlederken türklerden intikamımızı aldık diyerek malumat veriyor tabiki yurtta sulh cihanda sulh diyerek anadoluya kapanmış kemalist zihniyetin hakim olduğu türkiye gık demiyor tıpkı 1945 boğaltan köprüsünde olduğu gibi 1958 de musulda türkmenlere koministlerin yaptıkları katliam gibi 1974'de kıbrısada dokunmayacaklardıda dünya basınının siyasilerin tepkilerinden utandılarda hucüma geçtiler. imparatorluk varisi bir ülke emperyal olur dünyada bırak türkü müslümanı gayrimüslim birine bile elini uzatır vazifesi o olmalıdır.(demişbaşa-polonyalılara zamanında uzattığımız gibi.)
silahsız ve savunmasız insanların katledildiği yerleşim birimi.
Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına." * https://galeri.uludagsozluk.com/r/1477000/+
"bosnalılar kelebekleri takip ettiler hep. çünkü kelebekler hep aynı çiçeğin üzerine konuyorlardı ve o çiçek sadece toplu mezarların üzerinde açıyordu."
Bu katliamın mağduru ailelerden birinin mensubu olduğunu iddia eden kişinin bu zamana kadar ses çıkarmayıp hollanda ya laf edilince koşup geldiği katliam.
Vay amk ya olaya bak. Adamın iddiası onun ailesinde bu katliamın mağduru. Üşenmedim 144 entryi kontrol ettim ve evet yanılmadım bu kişi tek bir entry bile girmemiş. Boşnak saksona entry girmiş ama bosnanın en büyük katliamına entry girmemiş. taa ki hollanda ya laf edilene kadar.
Sonra "hollanda ...lik yaptı ama..." ya senin amanı da iki yüzlülüğünü de sikeyim emi hemde acı acı. Sonra gelmiş bir de duyar kasmış acılarımız üzerinden prim yapma diye. Asıl o acılar üzerinden prim yapan biri varsa senin gibi samimiyetsiz artıklardır.
iddian doğruysa derinden hissederim. Vakti zamanında marş mira yürüyüşüne de katılmış biriyim ama sen o acıların mensubu aile üyesiysen cidden gidip kan değerlerini yada vicdanına baktır.
Erkekleri sorguya götürüyoruz diye eşlerinden ayırıp canlı canlı gömen,binlerce kadını tecavüz kamplarına götürüp ırzına geçen sırp domuzlarının bosna da yaptığı katliamın adı.
katliam geliyorum diyordu.. Soykırım geliyorum... Bunları Türkiye'den hissedip de bir şey yapamamak...Hayatımın en korkunç gecesiydi, rahat yatağımda... Düşünmek, her an katledileceklerini bilmek öldürüyordu... ve gerçekten de Batı gerekli tepkiyi vermedi, Hollandalı Barış gücü kuklaları da önden buyrun deyince... Bence Soykırımı yapanlar en ağır şiddette cezalandırılmalıdır. ama bu katliama, bu soykırıma göz kırpan, kucak açan, BM gücünün ordaki temsilceleri de cezalandırılmalıdır
Ülkede hümanist geçinen, roboski kobani diye götünü yırtan gerektiğinde ermeni olan ama insan olamayan yamyamların hatırlamadığı yakın tarihin en büyük katliamı.
bundan 20 yıl önce, madımak'tan sadece 2 yıl sonra avrupa'nın göbeğinde çoğu (belki de tamamı) müslüman olan tam 8372 silahsız sivil ormanda geyik avlar gibi teker teker öldürüldü. kadınlara da tecavüz edildi.
bugün bu soykırım planından bir çok avrupa devletinin haberdar olduğu fakat ses çıkarmadığı konuşuluyor.
20 yıl sonra bunun bir benzerini görmek isterseniz arakan'a bakabilirsiniz.
ama ben şimdi burada çoğumuzun yaptığı gibi "bakın müslümanlara nasıl zulmediyorlar" diye ağlamıcam. ya da bu soykırımı tüm hristiyanlara mâl edip ne kadar vicdansız, ahlâksız bir millet oldukları üzerine genellemeler sıralamıcam.
şunun farkına varınız artık. çok zor değil. ahlâksız türkler kürtler ingilizler ganalılar diye bir şey yoktur.
hoşgörüsüz müslümanlar, hristiyanlar, budistler, hindular diye bir şey de yoktur.
albert einstein'ın dediği gibi iyi insanlar vardır ve kötü insanlar vardır. her topluluğun içinde de birer habil ve birer kabil olabilir. taraflıysanız siz sadece işinize geleni görürsünüz ama bir katilin önüne gelen sıfat değişkendir. eğer katil hristiyansa adı hristiyan katil olur, amerikansa amerikan katil.
şimdi tekrar bağırabilirsiniz vicdanı ikiyüzlü ve müslüman türkiye diye!
batının ne kadar şerefsiz olduğunu gördüğümüz insanlık dışı katliam. masum insanların böyle vahşice katledilmesi zaten büyük bir acı iken millet olarak yakın olduğumuz boşnakların böyle bir katliama uğraması acıya acı katmıştır. boşnaklar kardeşimizdir, acıları acımızdır.
burada pek bir destekçileri vardır; silkik komünistlerle silkik sırp milliyetçilerinin ittifakıyla osmanlı türk cihan devletinden sözde intikam aldıkları gündür. gönül isterdi ki bu kefelerin dersini bizler vermiş olsaydık abd gibi kafirler değil...
binlerce bosnalı müslümanların sırplar tarafından katledimesini hatırlatır.haluk leventin bestelemiş olduğu güzel bir eserde vardır.
Ne güzel baktın bana, ne güzel ne güzel
Görmedim diyar diyar görmedim senden güzel
Sonunu hazırladık emanet ellerle
Katliamlar yaşadın hüzünlü gözlerinde
Seni kurtaramadık hiçbir şey yapamadık
Yüreğim buruk yüreğim hasta
Tam 16 yıl oldu seni unutamadık
Affet bizi Srebrenitsa
Her Temmuz´un 11´i yaralar kan bağlar
Düşündükçe ağlaşır çocuklar ve kadınlar
Bazen canavardır uygarlık denen illet
Çağ dışı kalır bazen insanlık, medeniyet
insanlığın onurunun yine insan görünümlü, faşist ve ırkçı Sırplar tarafından yere düşürüldüğü yer.
8 bin günahsiz cana kiyilan , açık hava mezarlığı kent.
Boşnak kardeşlerimizin acısınin başkenti.
Günümüzde Müslümanların hamisiyiz diye geçinenlerin o günlerde ki insanlık dışı katliamlara tek kelime beyanı olmadığı acının baş kenti..
ayrıca Türkiye olarak ki ( sağ iktidar vardı o günlerde) bosnaya sahip çıkmadık.
bugün sümsük,at hırsızı Suriyelileri yurda sokanlar dün Bosna için kılını kıpırdatmadı.