Pet Shop Boys'un acı biber gibi sivri dilinden, son derece bulaşıcı bir club ritmi üzerinde sosyal medyaya hicivsel bir bakış...Grubun yeni EP'si Agenda'dan...
Kullanım amacı birçok şekilde farklılaşan günümüz zaman telgraflarıdır. Ne yazık ki son zamanlarda teşhirciliğin araçları olmuştur, bununla birlikte bilimsel amaçlarla kullananların sayısı da epey vardır.
ciddi ciddi bırakmam gereken nefretlik bağımlılık. aaa bakalım şu nereye gitmiş kiminleymiş ne giymiş derken dakikalar saatler geçiyo resmen. üstelik sinir bozucu, hiçbir stalktan mutlu çıkamıyo insan.
gerçek hayatta konuştuklarını kimse dinlemiyor insanlar da bir süre sonra madem öyle konuşmayım diyor. ama şişiyor. sonra uyanığın biri gelin millet reelde konuşamadığını, konuşsa bile kimsenin dinlemediğini gelip buralarda yazsın gazı gitsin milletin demiş. bence amacına da gayet iyi hizmet etmiş.
küçükken en büyük sosyal medya kaynağımız televizyondu.o zamanlar öğretmenimiz aptal kutusu diyordu.içimden ne diyor adam diyordum, sonradan anladım her şeyi.akıllı kullandığın ölçüde hiçbir zararı yok fakat abartınca cidden yozlaşmaya sebebiyet veriyor.neden mi bahsediyorum?tabi ki facebook, instagram ve twitter gibi nice sosyal medya gereçleri.akıllı telefon üretilmeden herkes bu kadar kolayca ve fazlaca vakit ayıramazdı soysal medyaya.gel görelim ki akıllı telefonlar bizim aklımızı almış.yazık, çok yazık!
Şimdi de, yapay kanser hastaları türemiş. Sağdan soldan buldukları fotolarla kendilerini kanser hastası gibi gösterip fav almaya çalışıyorlarmış. Ve en tuhafı da şu ki zamanla kendileri de buna inanıp hayali bir kanseri yeme öyküsüne inanıyorlarmış.
Sanal Alem ile gerçek dünya arasındaki zıtlık gitgide büyüyor. Hangisi gerçek hangisi yalan hepten karışmaya başlıyor.
Aha lan bundan çok güzel psikolojik gerilim filmi konusu olur!
Herkesin çok mutlu gözüktüğü, normalde birbirinden nefret edenlerin birbirine methiyeler dizdiği, insanların ikinci yaşam alanı, kimi gerizekalıların tam olarak yaşama sebebi olan boktan mecra.
sosyal medya diye kabul edilen bu kavram insanları birbirinden uzaklaştırdı. sanal bir dünya yarattı insanlar arasında. kimse 30cm'den uzağı göremiyor artık. baktığımız ekranlar hayatlarımız oldu.
yeminle bunun olmadığı zamanlar daha güzelmiş ya. o zamanlar aptal insanların beyinsizliklerini şimdiki yansıtabilecekleri alanlar yoktu. bu dangalaklar anca çevresindekileri delirtiyordu ama şimdi elinin altında sosyal medya anında bütün beyinsizliklerini yayınlıyor, hatta bunun üstünden hayran ve para kazanıyorlar. inanılır gibi değil, resmen ilerleyeceğimize geriliyoruz.
insanların mutsuzluklarına vakit ayırmamak, daha çok mutlu olmak için kullandığı mecra. yersen tabii. bir kere adıyla bile bu kadar bağdaşmayan bir oluşumun, yalandan mutluluk pozlarına bürünüldüğüne inanmamak çok saçma olur zaten. insanlar adı sosyal taşıyan bir oluşumun, durumun hakkını verebilmek için, dışarı çıkar, etkinliklere katılır, gezer, uğraş edinir vs. belki sosyal medya, sizi sosyalleştireceğiz diye bir slogan falan atmadı ama, sosyal medyası olmayan ne yapıyor atom mu parçalıyor, buluş mu buluyor gibi savunma mekanizmasına geçmenin de pek manası yok. her şeyin savunulmasına gerek yok cidden. özgürüm, ben seviyorum böyle şeyleri deyip polemiğe girmeden geçebilmeli insan.
black mirror dizisinin senaristi, televizyon eleştirmeni charlie brooker' ın sosyal medya hakkında yerinde bir tespiti var. şöyle diyor;
"bence sosyal medya çok güçlü bir araç. ancak insan türü olarak henüz onu nasıl kullanacağımızı çözemedik. sanki birdenbire vücudumuzda bir kuyruk çıktı ve şu anda o alışamadığımız yeni uzvumuzla tüm mobilyaları deviriyoruz."