oturup, uzun uzun düşünülmüş sözlere sahip olduğu o kadar belli ki. zaten ados’u seviyordum, nedense buna her rastladığımda hep aynı hevesle dinliyorum.
onur saylak' ın başrolü olduğu özcan alper filmi, filmi izlerken insan hayatının tamamında aldığı hazzın sınırlı olduğunu anımsarım. harcanmış bir 10 sene gururlu ve mağrur bir o kadar ürkek bir adam saf ve temiz yaşam mücadelesi veren bir kadın en önemlisi filmin temasının ve karadenizin hırçın doğasının müthiş birleşiminde bir öykü bir başyapıt...
her ne kadar hüznü sembolize ediyor olsa da yazdan sonra havaların serinlemesiyle birlikte sevilen bir mevsim. aynı kıştan sonra havaların ısınmasıyla ilkbaharı sevmek gibi. ben galiba içinde bahar geçen mevsimleri daha çok seviyorum.
eskiden en nefret ettiğim mevsim ne sorusuna hep sonbahar olarak cevap verirdim. bunun nedenini okullar açılması olarak düşünürdüm. ama artık anlamadığım bir şekilde sonbahardan nefret etmiyorum.
Şu an yağmur yağıyor, hava kapalı, bulanık ve birazda sarımtırak. dışarıda beşerinin sessizliği ve heybetin gücü okunuyor. Harmanlamak gerek şimdi doğayı ve kendini; içsel ve dışsal tüm fırtınaların asaletine teslim olmanın tam zamanı. Hoşgeldin turuncunun en hüzünlü hali, hoşgeldin sonbahar.
Hava bulutlu, güneş kendini arasıra gösteriyor. Dışarıda insanı ısırmayan bir serinlik var. Ağaçlar uykuya hazırlanıyor. Serin bir rüzgar evin için dolduruyor. Şu an tam bir sonbahar havası var dışarıda.
Çocukluktan gelen bir şey mıdır bilmiyorum; ama bana hep bir şeylere geç kaldığımı hatırlatıyor bu mevsim. Acaba daha kaç sonbahar görebileceğim?