Kendisi yaşamamış olsaydı eğer, Yunan felsefe tarihi diye bir şeyden ya bahsetmiyor olacaktık ya da daha az bahsediyor olacaktık.
Kendisi olmasaydı Platon’da olmayacaktı. Platon olmasaydı, Sokrates önceki filozofları kendisi sayesinde tanıdığımız Aristotales de olmayacaktı.
Yunan felsefe tarihi açısından büyük bir şanstır Sokrates. Platon gibi bir öğrenci yetiştirmiştir çünkü. Tüm şöhretini de zaten Platon’a borçludur. Zira Sokrates abimiz yazının insan Zihnini tembelleştirdiğini düşündüğü için eline kalem kağıt almamıştı. Onu nesiller boyu yaşatan kişi Platon’dur.
Sokrates'in bir sözü var ki Yunalılar'ın bazıları bunu Sokrates'in söylediğini kabul etmezler. Bu söz: "Ben bir Atina'lı ya da Yunan değil, bir dünya vatandaşıyım".
sokrates mısır'da dibini dövdürmüş geniş omuzlu bir yumuşağın "mısır'dan öğrendim" diyemediği için felsefesine kaynak göstermek adına tahayyülde yarattığı kişiliktir.
Sokrat'ın peygamber olma olasılığı kanımca çok yüksek bir ihtimaldir. Reisimiz çok tanrılı yunan cemiyetinin adeta şeytanı olmuştur.
Neyse ya tanrıları kızdırmayalım. *
Sokrates çok başka bir adamdır, öğrencisi Platon tarafından yazılmış bir kitabını okudum. (Okumayan kaldı mı?)
Kendisinin yazdığı hiçbir kitap veya yazılı metin yok. Günümüze onunla ilgili gelen tüm bilgiler öğrencileri tarafından yazılarak geldi.
.
Politeist Yunan topluluğunun adeta şeytanı olan Sokrates Baba etrafındaki genç cevherlere "sormayı, sorgulamayı, neden burdayız?" gibi soruları sormayı aşılıyor. Nihilist amcamız Nietzsche (Niçe)'nin, Sokrates Babamıza aşırı derece düşman kesilmesinin sebebide budur. Sokrates politeist Yunan toplumunda tüm gençlere sorgulamayı aşıladığı için gençleri yoldan çıkarmak sebebiyle ve dinsizlik suçuyla yargılanıyor.
Atalarının dinini yok sayınca seni dinsiz saymaları kadar doğal bir suçlama olamazdı herhalde, Muhammed-Arap putlarının ilişkisi, Musa-Firavun ilişkisi, isa'ya yakıştırılan "KANUN TANIMAZ ADAM" lafzı ve çarmıha gerilmesi, bu örnekler daha da artar.
.
Muhammed nebi'nin Lat, Menat, Uzza putuna karşı gelip putperest çok tanrılı arap inancını yıkması gibi Sokrates'de Zeus, Artemis, Atena, Poseyson'a hasım kesilmişti.
Bu bir çok peygamberin başına gelen olaydır. Öğrencilerinin yazdıklarına göre Sokrates, Monoteist biriydi ama öğrencilerin yazdıklarına ne kadar itimat edersiniz bilemem.
Bazı kaynaklarda Zeus üzerine yemin ettiği geçiyor bazılarında Güneşe de yemin ediyor anlayacağınız kaynaklar gerçekten çok çelişkili.
.
Sokrates'in hiçbir zaman oturup yazı yazmıyor oluşu, dejenere olmuş yunan toplumunun gençlerine "Kalkın lan hadi sorgulamanız lazım" deyip gençleri uyandırma çabası, tek tanrı inancını aşılamaya çalışması, cennet cehennem yani hesap gününün gerçekleşeceği hakkındaki görüşleri insana şu soruyu sordurtmuyor değil; "Haddi be! Bu adam harbiden peygamber miydi?"...
.
Yazımı şu Kur'an ayetleriyle bitireyim;
“Biz her millete bir peygamber gönderdik..” (Nahl, 16/36)
.
"Her ümmetin bir peygamberi vardır..." (Yunus, 10/47)
FiLOZOF (M. Ö 470 - M. Ö 399).
Yunan felsefesinin kurucuları arasındadır. Meşhur “Bildiğim tek şey var; o da hiç bir şey bilmediğim.” sözünün sahibidir.
Soktares'in savunmasında geçene göre Tanrının kendisini görevlendirdiğine inanır. işi muammadır. Hatta bir işi olduğu bile şüphelidir. Marx kişi yaptığı iştir derdi. Bunu doğru sayarsak kişinin bağımsız ve özgün düşünceler üretebilmesi için, biraz da avare olması gerektiğini söyleyebiliriz. Böylece düşünmek için vakitte bulabilir. Kierkegaard bu konuda şöyle söylemişti ''Aslında avarelik kötülüklerin ortaya çıkış sebebi değildir, tam tersine tanrısal bir hayat sayılabilir, yeter ki can sıkıntısına kapılma.'' Ve yine bu düşünceyle insanın yaşam gayesinin temelde can sıkıntısını gidermekten oluştuğunu söyleyebiliriz. Hayatın genelgeçer ve doğuştan gelen bir anlamı olmadığına göre, bunu büyük oranda geçerli sayabiliriz. Belki fazla Basit, ama doğru. Tıpkı Camus'un dediği gibi ''Ne zaman dünyanın derin anlamını sezer gibi olduysam, onun basitliği şaşırttı beni.'' onu karmaşık kılan bizleriz belki de. (evet biliyorum, fazla uzattım)
kendisini yargılayan topluluğun yaklaşık otuz oy farkla onu ölüme mahkum etmesine, bu otuz kişi diğer tarafa geçse ölmeyeceğim, siz şimdi beni yargılıyorsunuz ama tarih de sizi yargılayacak diyor.
Sokrates öğretmenlere der ki; Öğrencilerinize bir şey öğretmeyin, onları düşünmelerini sağlayın.Çünkü onlar düşünmeye başlarsa zaten kendi çabalarıyla öğrenirler Ve çaba sonucu öğrenilen bilgi, en kalıcı bilgi olur. Asla silinmez.
Sokrates’e göre insanı kötülüğe sürükleyen bilgisizliğidir. “kimse bilerek kötülük yapmaz.” Sözü ile kişinin iyi bir yaşam sürmesini bilgi sahibi olmasına bağlamıştır. Bilgi edinen kişi erdeme sahip olacaktır. Erdem ve bilgi Sokrates’e göre özdeştir. Bilgi edinen kişi eylemlerinde iyiye yönelecek, iyi bir yaşam süren kişi erdem sahibi olacak ve erdem sayesinde de mutluluğa ulaşacaktır. Burada mutluluk ahlakını görmekteyiz. Ahlakın amacı mutluluktur, insanın ulaşmak istediği en yüksek iyi de ancak mutluluktur ve mutluluğun yolu da erdemden geçer. Erdem insanın kendini bilmesiyle ortaya çıkan, yaşamı daha iyi hale getiren ve bizi mutlu kılan bilgidir. Bu nedenle Sokrates “kendini bil” sözünü söylemiştir. Kişi kendisini tanımadıkça, kendisi için neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilemez.
insan Kötülüklerden kurtulmak için, önce kendini anlamak ve tanımak zorundadır. Bunun için kendi evrenine ulaşmanın gizemli yollarını bulmalıdır. Gerçekte her insan doğuştan iyi bir insansal özyapıya ve mutlu olma istencine sahiptir. Sokrates eğitimi tanımlarken şöyle der; Eğitim insandaki iyilik tohumunu yeşerten ve yaşamı güzelleştiren erdemlerin hazinesidir. insanlar arasındaki fark bedensel güçlerden değil, ruhsal güçlerden kaynaklanır. iyi insana, kötü bir insandan bile kötülük gelemez. Çünkü gerçek zarar ruhsaldır. Kötülük yapan insan yeterince insanlaşmamıştır. Bu tür insanlar sadece kendilerine zarar verirler. Sağlıklı bir insan kendi iç dünyasında mutlu olduğu için başkalarının da mutlu olmasını isterler.
işte Sokrates’de başkalarının ruhunun kötülükten arındırmak için kendi ifadesiyle “ata musallat olmuş sinek” misali insanlara doğruyu göstermek için onları sorgulamaya yönlendirmiş ve bu nedenle yargılanmış, ölüme mahkum edilmiştir.
Sokrates, Yüce bir amaç için kaçabilme imkanına rağmen kaçmayı reddetmiş ve Ahlaki ve onurlu duruş sergileyerek ölmüştür.
sokrates'in savunmasında şöyle der; “ şimdi ayrılma zamanı geldi, ben ölüme ve siz yaşamlarınıza. Hangimiz için daha iyi olduğunu ancak Tanrı bilir.”