sivil anayasa

    34.
  1. türkiye'de şu şartlar altında oluşturulması zor anayasadır. şu anda oluşturulan görünüşte sivil asılda amerikan askerlerinin anayasasıdır!

    sivil anayasa oluşturabilmek için öncelikle konusunda uzman hukuk adamlarını seçerek akil adamlar kurulu oluşturulmalı ve bu kurulun yanına da ülkedeki tüm siyasi partilerin * temsilcilerinin oluşturduğu bir kurul verilmeli ve yapılan tüm çalışmalar objektif olarak günü gününe halka duyurulmalıdır.

    şayet şu anda hazırlandığı gibi bir anayasa kabul edilirse oluşan tablo
    http://www.darbedevamediyor.com olmaz http://www.darbebittigelhocamgecdevletinbasina.com ya da http://www.darbebittibuyrunhizmetinizdeyiz.com.us olur!
    2 ...
  2. 33.
  3. genç siviller ve kendini sivil hissedenlerin özlemle beklediği.. bu konuda genç siviller oalrak göstere göstere hayır başlıklı bir referandum kampanyası başlatılmıştır.. bu kapsamda istanbul ve diğer illerde anayasa tamir atölyeleri, forumlar düzenlenecektir.. ve son olarak da 7 kasım günü referandum yapılacaktır.. ilgilenenlere duyurulur..
    **

    http://www.darbedevamediyor.com/
    3 ...
  4. 36.
  5. rusların, afganistanda yenilmesinden sonra siyasal islam hareketi ivme kazandı. hasan al banna'nın kurduğu müslüman biraderlik harekati bu zamandan sonra iyice palazlandı, en güzel örneği şu an ülkemizde iktidar partisi.

    'gibi' yapmak en büyük silahları. ab üyeliğine talepkar olduğumuz süreçte en muhteşem örneğini yaşamıştık halk olarak. türk silahlı kuvvetli suclu, sivil toplum örgütleri işlevsiz, yargı kısmen baskı altında vs...

    ılımlı islam niteliğinin 'islamlaştırma' haline dönüştürülmesi ve iyi müslümanlardan oluşan ümmet yaratılabilmesi icin illaki anayasa değişkiliğine ihtiyac duymakta ve 'amaca ulaşmak icin her yol mübahtır' ilkesini arkasına alarak darbeci ordu, cuntaci ordu feryatlarıyla kısa yollar oluşturmaya calışacaktır fıtratları gereği.

    işte referandumlu anayasa bunun icin son derece önem taşımaktadır iktidar icin. yollarına cıkan, cumhuriyeti korumakla görevli ordu ve cumhuriyetcilere de saldırılar da haliyle sürecek.

    yoksa, anayasa değiştirilmeden islam devleti kurulamaz ki..
    2 ...
  6. 26.
  7. 21.
  8. pek sayın (!) başbakan, 22 temmuz seçimlerinden sonra akp'ye oy vermeyen seçmenlere "müsterih olun, sizin oylarınız benim için değerlidir, verdiğiniz mesajı anlıyorum" demişti ve bir anlamda kendisine oy vermeyenlerin de başbakanı olacağını söylemişti.. cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ise başbakanın sarfettiği sözler, bana adeta bir amigo edasıyla söylenen "delikanlı taraftar ayağa kalsın, bağırmayan taraftar siktirsin gitsin" tezahüratını hatırlattı.. çünkü seçimden sonra, önce söylediklerinin aksine başbakan bu kez "abdullah gül'ü beğenmeyen vatandaşlıktan çıksın" demişti.. şimdi kalkmış aynı insan "biz akp anayasası değil türkiye cumhuriyeti anayasası hazırlıyoruz" diyor.. sivil anayasa kabul edildikten sonra "anayasayı beğenmeyen vatandaşlıktan çıksın" derse hiç şaşmam.. neyse bu kadar eleştiri yeter zira fazla eleştirdiğimde, eleştirilen partinin isminde geçen ve gerçekte varlığı tartışılan adalet kavramı, bir hukukçu olmama rağmen başıma dert açabilir..
    2 ...
  9. 27.
  10. Atatürkçülük, Türklük, laiklik vb. değerlere büyük darbe indirmesi olası olan RTE diktesi*.
    1 ...
  11. 1.
  12. türkiye'de olmayan, olması şiddetle * beklenen * anayasa türü.
    hasan cemal 22temmuz2007 tarihli yazısında gayet güzel ifade etmiş:

    Sivil anayasa!

    Türkiye'de anayasa sorunu, 'asker sorunu'dur! Çok mu basite indirgedim?
    Belki... Ama bu cümledeki gerçek payı ciddidir.
    Devam ediyorum.
    22 Temmuz sonrası nasıl bir Türkiye yazılarımın sonuncusu, sivil anayasa başlığını taşıyor.
    Bilemiyorum, belki de çok eskilere giden bir özlem bu.
    Türkiye'nin elbette bir anayasa sorunu vardır. Kendimi bildim bileli anayasa derdi çeker bu ülke.
    Anayasa uzmanı değilim. Ama idare edecek kadar siyaset bilimi okumuş, 27 Mayıs'tan bu yana askeri darbeler görmüş ve siyaseti yorumlayarak izleyen bir gazeteci, bir yazar olarak, hiç kuşkum yok, Türkiye'nin hem de kökleri bayağı derinlere giden bir anayasa sorunu var.
    Şöyle bir düşünün:
    27 Mayıs Anayasası...
    12 Mart Anayasası...
    12 Eylül Anayasası...
    Hepsi asker yapımı değil mi?
    Öyle.
    Hiçbiri sivil yapımı değil.
    Üçü de askeri yönetimlerin, darbelerin ürünü. Hiç kuşkusuz siviller de çalıştı bu anayasaların yapımında. Ama namluların ucunda, süngülerin gölgesinde yapıldı hepsi...
    Bir de ortak yanları var:
    Halkın oyuna ya da seçim sandığına dönük güvensizlik...
    Bu nokta otuz yıldır hâlâ kurtulamadığımız 12 Eylül (1980) darbesinin ürünü olan bugünkü anayasada fazlasıyla belirgindir.
    Peki, bu güvensizlik niye?
    'Seçilmişler'e güven yok da ondan.
    Bir başka deyişle:
    Bu güvensizliğin altında demokrasi korkusu yatıyor.
    'Fazla demokrasi'de seçim sandığı yoluyla Türkiye'de 'irtica'nın değirmenine su taşınacağı, bölücülüğün güçleneceği kaygısı yatıyor bu güvensizliğin altında.
    Sandıktan çıkanlar sonra askerin işine karışır kaygısı yatıyor bu güvensizliğin altında.
    Çankaya bu yüzden çok güçlü 12 Eylül Anayasası'nda!
    Cumhurbaşkanı-Anayasa Mahkemesi-YÖK üçgeni bu nedenle kuvvetli kılınmış. 12 Eylül askeri darbesi, sivil siyasetin alanını daraltmak için bu üçgeni anayasal açıdan sağlam kazığa bağlamış. Rejimin tepesinde bir asker-sivil bürokrat blok, sivil siyaseti kontrol altında tutmak için oluşturulmuş...
    Şöyle de söylenebilir:
    12 Eylül darbesi, millet egemenliğine karşı, Meclis iradesine karşı fazlasıyla kuşkulu bir zihniyetin ürünüdür.
    Asker, sivil siyasetin alanını daraltmak ve örneğin Kürt sorunu gibi bazı konuları kendi tekelinde tutabilmek için bu kuşkusunu kurumlaştırmış 12 Eylül Anayasası'nda.
    Son kez yaşadığımız, bugün de hâlâ bitmemiş olan Çankaya savaşları da askerin rejimi, cumhurbaşkanlığı dahil bazı bakımlardan kendi vesayeti altında tutmak istemesinden kaynaklandı.
    Çankaya-Anayasa Mahkemesi-YÖK üçgeni bunun için hareketlendi.
    Mitingler bu nedenle yapıldı.
    367 böyle ortaya atıldı.
    YÖK, 367'yi böyle savundu.
    Baykal, mahkeme yolunu böyle açtı. 27 Nisan Muhtırası böyle verildi. Ve Anayasa Mahkemesi'nde 367 kararıyla hukuk böyle eğildi büküldü, hatta siyasete alet edildi.
    Lafı uzatmak yersiz.
    Türkiye'nin sivil bir anayasaya, toplumsal mutabakata dayalı bir anayasaya gerçekten ihtiyacı var.
    Rejimin parlamenter yapısını güçlendiren, kuvvetler ayrılığını belirginleştiren, cumhurbaşkanının yetkilerini sembolik düzeye indirirken, doğrudan halk tarafından seçilmesini sağlayan, seçilmiş-atanmış dengesini yerli yerine oturtan, 'asker sorunu'nu anayasal düzeyde çözen yeni bir sivil anayasa yaparken, seçim ve partiler düzenini de yasal açıdan yenilemek...
    Ve bütün bunları, parlamento içinde varılacak iktidar-muhalefet mutabakatı sonrasındaki bir halkoylaması ile, toplumsal mutabakat ile gerçekleştirmek, Türkiye'nin ilk 'sivil anayasası'nı...
    Var mısınız, iktidarıyla muhalefetiyle tüm siyasal güçler elbirliği yaparak bu ülkenin ilk sivil yapımı olacak gerçekten demokratik anayasasını yaratmaya?..
    Böylesi, demokratik ya da özgürlükçü bir başkaldırı anlamına da gelirdi.
    Hayal mi?
    Neden hayal etmeyeyim?
    Hayal kurmadan yaşanmaz ki.
    iyi pazarlar, iyi seçimler!

    (bkz: http://www.milliyet.com.t...07/07/22/yazar/cemal.html)
    1 ...
  13. 25.
  14. vicdani ret konusunda nasıl bir yaklaşımı olacak merakla bekliyoruz.

    türkiyenin ciddi bir sınavı olan sivil anayasa konusu ne kadar türban konusunda kilitlense de

    vicdani ret,azınlık hakları,orman yasası(2b) gibi sosyal ve ekonomik açıdan daha mühim konuları barındırmakta.
    1 ...
  15. 2.
  16. 16.
  17. bunları kalplardeki atatürk'ten başka anayasanın içindeki atatürk'de rahatsız etmekte , süheyl batum hoca,fransızların çok eskiden söyledikleri "bu anayasa'da ne var sadece napolyon.." sözüne güzel bir tesbitte bulunmuş. " bu anayasada da sadece akp var..."
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük