Özellikle Klasik Türk Sanat Müziği yorumlarken sesi ile beni mest eden,artık yeterince para kazandığını ve bu nedenle o berrak sesi ile mutlaka Klasik Sanat Müziği yorumlaması gerektiğini düşündüğüm sanatçıdır.
o yüzünün dudaklarının şekli nedir şarkı söylerken,kaç yaşına geldin çocuk gibi dudak bükmeyi bırak artık dedirten,az önce görüp de ana yine ne kadar çok kilo almış dediğim 3 çocuk anası şımarık kadın.
hani rumeli hisarına sabah kahvaltıya gidersin,kahvaltı tabağı istersin.
sonra o kahvaltı tabağında 8 çeşit peynir vardır ya hani.
işte o peynirlerden biridir bu kadın.
sesi iyidir, şarkıları iyi yorumlar ama allah rızası için suratındaki şu ağlak ifadeyi bıraksın artık. hep çok dertli olan, valla çocuklar şöyle oldu diye konuşan,hep haksızlığa uğradığını, evinin kadını çocuklarının anası olduğunu iddia eden insan. çok şükür analarımızn örnek alacağı son şahsiyettir. zira her boku yedikten sonra kameralara ağlamasından gına gelmiştir.
ben 8 yaşındaydım bu kadın elbisesini çekiştirip saçma bi şekilde dans ediyodu, ben 20 yaşındayım bu kadın hala aynı şekilde dans ediyo.
sahneleri bırak artık gözünü seveyim!
yakında yeni diyet programını tv'lerde izleyeceğimiz şarkıcı. hayli kilo almış. kağıt ve kalemleri hazır edin. an itibariyle tv'de, saç modeli yüzünden rugby topu şekline dönüşmüş kafasıyla şarkı söylemektedir.
türkiye´´ nin denek taslarindan. bu kadin "güzel" oldugu icin pazarlanmis, halk da yemistir. söyledigi sarkilari besteleyenler baska kisilerdir, ona nasil söyleyecegini ögretenler baskalaridir, o sarkilari kaydedip - ki esas sanatci onlardir- rötuslayan kisiler baskalaridir, ancak "sibel can" herseye ragmen bir "günes" gibi sanat dünyamizda parildamistir.
müzik kültürü yoktur, bir tv programinda bir sarkiya "la" dan mi "do" dan mi basladigini bilememis, arkadaki kemanciya dönmüstü. simdi, üstünden milyonlar kazandigin bir sarkiyi hangi "ton" üzerinden okudugunu bilmek, adami mozart yapmaz, ama dinleyene karsi biraz daha "duyarli" yapar... ya da hic konusma, ben senin neyi bilip neyi bilmedigini bilmeyeyim.
sonucta sibel can bir müzik "pazarlama" harikasidir. yanlis bir durumu yoktur, batida da böyle bir halta yaramayan güzel kadinlari pazarlar, milyonlar vururlar. bu kadin da o amacla "piyasaya sürülmüs" ve tutulmustur. kendisine bir "sibel can pazari" olusturabilmistir, ekonomik dille söyleyecek olursak.
sonucta bu kadin türk halkinin "güzel" bulabilecegi cinsten birisidir. o bir müzik produksiyounudur, tipki bir yeni cesit yogurt, ya da yeni cesit bir ekmek falan gibi. onun sahsi görüsleri falan da elbette olacaktir, ancak onu su an bulundugu yere getirenler, "belirli bir semaya uyarak" calismislar ve bir müzik produksiyonunu -iste skandallariyla, sarkilariyla, giyimiyle, ne söyleyeceginin son noktasina kadar kendisine ögretilmesiyle,- cok güzel düsünmüs ve uygulamaya koymuslardir.
...yalniz, müzik endüstrisi bu bakimdan kimi secse, o da bu kadin kadar basarili olacaktir, bu basari kadincagizin basarisi degil, müzik endüstrisinin basarisidir. onun konserlerine giden insanlarin icerisinde, mutlaka bir sürü insan ondan daha güzel sarki söyleyebilmektedir, onlarin sibel can´dan farki, onlarin müzik endüstrisi tarafindan kesfedilmemis olmalaridir.
doğurduktan sonra giderek şişmanlayan, yüz güzelliğinden bir şey kaybetmeyen, aksine daha da güzelleşen şarkıcı. tanga bile giymişti bi ara ve bütün kameralar onu çekmişti.