titanic,the departed,blood diamond bir insanın(di caprio) her oynadığı filmde çok mu güzel olur arkadaş. müthiş bir film sonuna kadar kendini izlettiriyor ve finalde şaşırtıyor.
mağaradaki kadına ne oldu diye sorasım geliyor o da mı bir hayaldi yoksa ?
--spoiler--
edit: aslında kafamda kurguladığım senaryo bu değildi filmi izlerken, aslında teddy gerçek bir detektifti ama adadaki olayları açığa çıkarınca, ona ilaç verdiler ve onu hasta olduğuna ikna ettiler, yaşadığı her şey aleyhinde olduğu için de mecburen bu hastalığı kabullenmek durumunda kaldı ve soruşturma başarısızlıkla sonuçlandı.
--spoiler--
--spoiler--
sabah 05:00 / 07:00 kuşağında izlediğim en güzel filmdir ayrıca.
--spoiler--
en az 2 kez izlenmesi gereken mükemmel film. özellikle filmin atmosferi şahane. sonuna kadar insanı içine çeken bir havası var. psikolojik gerilim sevenlerin kaçırmaması gereken, gerilim isteyenlere 'al sana gerilim' diyen bir yapıt. tür olarak mind fuck* sınıfına da dahil edilebilir. finale kadar kaç kere 'lan yoksa!?' dediğimi hatırlamıyorum.
bu filmde göze batan en önemli şey leonardo dicaprio nun oyunculuğudur. öyle böyle değil yani adam yaşamış resmen. bazı çok bilmişlerin 'leonardo ve gerilim filmi mi, ben almayayım' gibi ukala ve suratının ortasına kamikaze yapma isteği uyandıran sözlerine kanmayın. bu filmle beraber kendisi gözümde 1 numara olmuştur. adam her role gidiyor lan işte!
izlemeyen ve izlemeyi düşünen varsa çok geç olmadan bu başlıktan çıksın ve izlesin. bazı yazar bozuntuları spoiler kullanmayı bilmiyor çünkü...
insanı gerim gerim geren bir piskolojik gerilim. insanı varlığından, akıl sağlığından, yaşadığı hayattan şüphe ettirecek kadar etkili bir filmdi. leo varsa olay bitmiştir zaten oyunculuğuna lafım yok.
sonu insanı düşünmeye itiyor açık açık bu filmin sonu budur demiyor. şiddetle izlemeye teşvik ediyorum.
leonardo di caprio'nun başrolünü üstlendiği ve bunun hakkını 10 üzerinden 10'la verdiği psikolojik gerilim filmidir. aklınızla o kadar güzel oynuyor ki film aynı dakika içinde düşünceniz 6 kez değişebiliyor.
martin scorsese'den harika bir film daha. leonardo di caprio'nun oyunculuğu da mükemmeldi gerçekten. Film sürükleyici aynı zamanda gerilimi her an hissettiriyor seyirciye.
başından sonuna kadar sürükleyici harika bir psiko-gerilim filmi.kurgular zekice tasarlanmış,gerilim müzikleride çok hoş ayrıca,kadrodada usta oyuncular olunca sanatsal bir film ortaya çıkıyor.
--spoiler--
teddy nin sonunda büyük olasılıkla geçici olarak iyileştiği filmdir. biliyor ki 1-2 güne yine eski haline dönecek, halihazırda durumdan çakarken lobotomi olma şansını değerlendirip acısını sona dindirmek istiyor.
--spoiler--
Digitürk dvd'ye eklenmesi sonucu izlediğim harika bir psiko gerilim.Herkese kesinlikle,tereddütsüz tavsiye ederim. Burada okuduğum yorumlar sonucu az çok anlamıştım filmi ama filmde her an başka bir soru var ve sonuna gelene kadar tam olarak neler olduğunu anlamak mümkün değil.Leonardo di capro gerçekten bir efsane her filmde olduğu gibi bu filmindede muhteşem muheteşem ve muhteşemdi.
--spoiler--
Filmin sonunda Which would be worse, to live as a monster or to die as a good man? kısmı beni benden aldı gerçekten filmin en vurucu kısmıydı.Andrew,teddy olarak yani iyi bir adam olarak ölmeyi seçti.Ve doktorlarını bile buna inandırmayı başardı.Gerçekten filmin özeti gibi bir bölümdü ve harikaydı.
--spoiler--
ben bu filmin adını daha önce nasıl duymadım? dedim dün gece filmi izlerken. shutter island iyiydi, baya iyiydi. ciddi ciddi iyiydi. ve bence sonu hakkında kesin bi şey söylemek imkansızdır. neye inanmak istiyorsanız ona inanırsınız.
bendeniz gibi psikolojik gerilim hastası olan birine gecenin bu vaktinde ilaç gibi gelmiştir.. özellikle di caprio'nun filmin sonuna doğru büyüyen oyunculuğu, sağlam senaryosu ve usta yönetmeniyle kesinlikle izlenilmesi ama gece yarısından sonra izlenilmesi farz olan film.. gece yarısından sonra, tek başına ve ışıklar kapalı halde izleyin, etkisi iki katına çıksın..
zaten gergin olduğum bir gün izlediğim için tadı kat kat daha fazla aldığım, di caprio'nun ekranda devleştiği film. hemen peşinden inception geldiği için bu filmdeki performansı inception'ın gölgesinde kaldı; ancak bu film, elbette yönetmenin de etkisi büyük, di caprio filmleri içinde titanic ve inception ile eşdeğerdir.
leonardo di caprio'nun bence revolutionary road'dan sonra en sağlam oyunculuğunu sergilediği film.. birer gün arayla hem inception'ı hem de shutter island'ı izleyen biri olarak rahatlıkla söyleyebiliyorum bunu.. adam gün geçtikçe üzerine üzerine koyuyor oyunculuğunun.. bizlere de izlemek kalıyor..
--hafiften spoiler--
filmin sonlarına doğru andrew, çocuklarını boğan karısına doğru döner, bir bakış atar ve şu cümleyi kurar;
- bebeğim, eğer beni biraz olsun seviyorsan lütfen konuşmayı kes!
baba bir film olmuş. filmin sonu çok şaşırtıyor. devamlı bir gerilim ve bir türlü açığa çıkarılamayan gizem filmin merakla izlenmesini sağlıyor. ayrıca leonardo abimiz de döktürmüş resmen.
bazıları ısrarla leonardo'nun başından beri şizofren olduğunu belirtmektedir.leonardo şizofren değildir orada öyle olmasını sağlayan kişiler ve ortam vardı.