Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi
Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
şimdi şu içimdeki sızıyı hangi banka kırabilir bir dolu banknot vererek. her yanıma şekere hücum eden karınca misali yayılan bu sızıyı hangi kurum faturalandırabilir. yüksek sesle konuşamıyorum. bir duvar ki giderek sızıdan örülüyor sevgiden değil.
ne kadar romantiksiniz bayan oysa benim içinde sevgi/duvar geçen bir tane bile arabam olmadı. zaten olsaydı da kırardım müsterih olunuz. sevginin duvarına tırmanan çocukları sevelim birlikte geliniz. onlar ki kırmak kelimesinin anlamına turist ömer selamı veren münzevilerdir.
oysa duvar benim için tek başına olduğunda aynı anda bir çok oyuncak olabilir. onunçün başında geçen sevgi kelimesini attırmak istiyorum. söyleyin nereye başvurmam gerekli. kim atıyor sevgiyi kelimelerin/cümlelerin başından. dilekçe mi yazmam lazım nolur söyleyin? (resmiyetten nefret ediyorum)
şimdi başat duyguma rücu edelim. evet tahmin ettiğiniz gibi bayan; sızı. kaleyi almaya and içmiş yeniçerilerin kaleyi alamayınca uğradığı şaşkınlığı/hayal kırıklığını/öfkesini tasavvur edelim birlikte. sonra benim sızı deyince ne hissettiğimi tartışırız.
sevgi duvarı mı olsun istiyorsunuz içimde bayan? o halde içimdeki en günahsız noktaya hücum eden bir birlik oluşturalım. kolluk kuvvetleri de gelsin. ancak böyle ilk tuğlayı atabiliriz içime. o çocukları çağrımayın ama neticede kirlenmek o kadar da güzel olmayabilir kimi yerlerde. anneleri kızar sonra.
sevgi/duvar...
sızı.
Hatırlat da Haziran'ın sonlarında çocukluğumu yakalım!
sen ustaydın ben çırak
beraber sevgi duvarını ördük
çamurlu ellerimizle.
kirimiz kibirimizdi bizim
onu da harca koyduk.
sevgiydi beyaza boyayan
bu alabildiğince dümdüz duvarı
dünyanın yuvarlaklığına inat
ve uzaydan bakınca
çin seddi bile eğiliyordu
bütün o heybetine tezat.
senin pasaklı kontesin vardı
benimse zor kadınlarım
belki de
hiç
yoktular.
bestenin can yücel'e ilk dinletildiği anın da çok ilginç bir hikayesi vardır.
şiir bestelendikten sonra can yücel'den onay alınacaktır. bu yüzden gülten kaya, can yücel'den randevu saatini ve gününü alır. buluşma can yücel'in evinde olacaktır. ahmet ve gülden kaya buluşma günü can yücel'in oturduğu mahalleye gelirler. bakkaldan bir kaç bir şey alınacaktır. bakkal ahmet kaya'yı tanır ve: " valla ahmet abi buluşmaya geç kalmışsınız can baba köpürüyor" deyince buluşma saatinde ufak bir yanlış anlaşılma olduğu anlaşılır ve buluşmaya 2 saat geç kalınmıştır.
eve ulaşınca can babanın gün yüzü görmemiş küfürleriyle karşılanır ahmet kaya... can baba'nın eşi güler mahçup onun adına özür diler. bir kaç konuşmadan sonra içinde sevgi duvarı bestesi olan kaset dinletilmek üzere can baba'ya verilir. fakat o an can yücel tekrar köpürür. "gülerrrr bu kaseti neremizle dinliycez, bu evde teyip mi var gülerrrr..."
ahmet kaya'nın aklına hemen arabadaki teyip gelir. can baba da ikna edilir ve koca gövdesini ahmet ve gülten'e dayayarak arabaya indirilir ve şarkı dinletilir. can baba şarkı boyunca ağzına açmaz uzaklara bakıp dalar gider. tam beş kere dinler şarkıyı ve övgüsünü de yine gün yüzü görmemiş küfürleriyle yapar.
fakat aradan günler geçer şarkıda ki "sidikli kontes" kelimesi sansüre takılır. can baba bunu duyunca sansüre, sansürcülere ağız dolusu küfür eder. imdada ahmet kaya yetişir ve "pasaklı kontes" kelimesini bulur sansür yemiş kelimenin yerine. can baba da bu kelimeyi zoraki kabul edince o müthiş şarkı gönüllerde, akıllarda, kulaklarda yaşamaya başlar.
ahmet kaya'nın 1990 yılında çıkan ve müzikal kariyerindeki en melankolik albümü. içinde sevgi duvarı dışında hep sonradan ve kendine iyi bak gibi hüzünlü şarkıları da barındırır.
1- dardayım
2- eylül'e isyan gibi
3- sevgi duvarı
4- kendine iyi bak
5- gaş gabah
6- karar vermek zor
7- şiddet
8- hep sonradan
9- şiire gazele
10- doruklara sevdalandım